Piyasa gerçekten bitik mi?

Emrullah Nergiz

Konya sokaklarında esnafından sanayicisine, işadamına kazan – kepçe misali dolanıp duruyoruz.

İstihdam sağlayan ortak kitlede ciddi bir ağız birlikteliği var. Neredeyse hepsi iş durumlarının geçtiğimiz yıllarda daha iyi olduğunu lakin şimdi en kötü zamanları yaşadıklarını söylüyorlar.

Kime dokunsan “piyasa çok kötü para mara yok” diye söze başlıyor; ardından kapatıp gideceğim ama çalıştırdığım şu kadar adama acıyorum diye devam ediyor.

Samimi olanları bir kenara koymakla birlikte sürekli bozuk düzen imajı çizenleri şiddetle eleştiriyorum. Aslında böyle karanlık tablo çizenlere “haydi bir de öyle dene” demek lazım. Ama zor. Öylesi onlar daha kötü daha zor.

İşçi çalıştırmanın ne derece meşakkatli olduğunu biliyoruz. Mevcut yasalar patronajın canını çıkarıp işçilerin haklarını sonuna kadar savunur nitelikte. Bu yönden yakınanlara hak vermek gerekiyor. Lakin gerçekten çalışıp kazandığı halde önceki yıllardaki kar oranlarını elde edemeyen müteşebbislere bi dakka demek lazım. Kârdan zarar ediyoruz diye ortalığı ayağa kaldırmanın ne anlamı var.

Bakın sürekli bir kalkışma provası yaparak halkı sokağa döküp “niteliği değişik” bir darbe yoluyla iktidar olma hayali kuran muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu, sonunu düşünmeden konuşanları duymuş olacak ki bu durumu nasıl kullanıyor? “Esnafın ensesinde boza pişiriyorlar kimse korkudan sesini çıkaramıyor, hadi onlar korkuyor da esnaf odaları başkanları neden ses çıkarmıyor? Ticaret odaları, sanayi odaları neden ağlamıyorlar neden bir şey diyemiyorlar? Ecevit döneminde söylüyorlardı. Demokrasi vardı, özgürlük vardı. Şimdi korku egemen. Korkunun ecele faydası yoktur öleceksek yiğitçe öleceğiz.”

2002 Türkiyesi ile yaptığı kıyaslamalar ışığında her şeyin daha kötüye gittiğini söylüyor Kılıçdaroğlu.

Allah aşkına! Kendini bilen etrafına bakan normal bir insan bu cümleleri kurabilir mi?

2002’de herhangi bir sokakta size 10 arabadan 7’sinin Murat 124, 131 Şahin vb. araçlar gösterebilirdik. Ya şimdi? Hangi köşeye baksak lüks sıfır araçlar. Çevre ülkelerin haline bir bakın hele…

Şimdi Kılıçdaroğlu’nun sözüne kanıp ağlayan esnaf neye kime hizmet etmiş olacak?

En lüks evlerde oturup en iyi araçlara binip bunlara rağmen piyasa çok kötü öldük bittik demek “perhiz ile lahana turşusu” arasındaki farka benziyor.

Ayağı yorgana göre uzatıp şükretmeyi bilmek gerekiyor. Bizim muhafazakâr kesim özellikle…

Kimin değirmenine su taşıdığını bilerek hareket etmeli. Bakın bu kazanımları elde edene kadar 14 yıl ne çılgın sancılarla geçti. Şimdi sürekli karabulut havası verilip bambaşka bir tür kalkışmanın hesapları yapılıyor. Muhafazakâr kitle uyanık olmalı. Geçmişini hiçbir zaman unutmamalı.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.