Protokol bayramlaşmasın!

Rasim Atalay

Öncelikle hamd olsun…

Rabbim bizleri on bir ayın sultanı Ramazan’a ve Ramazan ayının ardından da bayrama ulaştırdı. Nice Ramazanlar’a sağlık ve sıhhat içinde ulaşıp, nice bayramları hep birlikte gönülden ve huzurla kutlayabilmeyi yüce Allah bizlere nasip etsin…

Mesleğe başladığım ilk yıllardı…

Arife gününden bir gün önce yaptığımız gündem toplantısının birinci maddesi, bayramda kimin hangi bayramlaşma programını takip edeceğiydi. Önümüzde davetiyelerden oluşmuş bir yığın, yazı işleri müdürümüz herkesin en az bir gününü kendine ayırabileceği bir şekilde planlama yapmaya çalışıyor…

‘İyi de bayram 3 gün!’ diyemiyoruz tabi.

İlk gün başlıyordu vazife… Protokol bayramlaşması…

Önceden günü ve saati belirlenmiş bir organizasyon ile bayramın ilk günü, bayram namazından çıkıp kahvaltı yaptıktan hemen sonrasına yetişecek olan bir saatte yapar genelde protokol bayramlaşmayı. Saat 10’dur mesela…

Falanca siyasi partinin bayramlaşması, filanca sivil toplum örgütünün bayramlaşma programı, öteki derneğin bayram organizasyonu, beriki kurumun bayram programı derken anlayacağınız bayramı bayram olarak yaşayamayacağımızı o toplantıda anlamıştım.

Mesleğimizin bir cilvesi olarak gördüm. Daha öncesinde hiçbir bayramda ailemden ayrı olmadığım için açıkçası bizimkiler de bu durumdan hiç hoşnut değildi. Ancak yapabilecek bir şey de yoktu.

Gelelim tekrar protokolün bayramlaşmasına…

Sizin benim bildiğim bayramlaşma törenleri gibi olmaz protokolün bayramlaşması.

El öpenleriniz çok olmaz. Küçüklerin gözlerinden öpülmez, sevilip sayılmaz…

Varsa şehirli bir bakandan valiye, büyükşehir belediye başkanından ilçe belediye başkanlarına, milletvekillerinden tüm siyasi partilerin il ve ilçe başkanlarına, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticilerinden odaların ve borsanın başkan ve yöneticilerine, askeri erkana kadar herkes belirlenen saatte belirlenen mekanda olur. Gayet resmi bir ortam, kasvetli bir hava… Arada kişiliği gereği resmi olamayanlar küçük nükteler atar ortaya ama diğerleri ona ‘Ortamın havasını neden bozuyorsun’ dercesine bakan gözlerle ket vurdurur.

‘Bitse de bir an önce gitsek’ diyen gözlerin gayri samimi bakışları içerisinde bir selamlama yapılır. Ardından sıraya girilir. El ucuyla, gönüllü gönülsüz tokalaşılır ve bayram tebrik edilir. Sonra kapı dışarı olan kendini prangalarından kurtulmuş hisseder.

Aslında bu insanlar bayram günlerinin dışında kalan zaman diliminde de birbirileriyle görüşebilen insanlardır. Şehrin valisi belediye başkanıyla her an görüşebilir. Şehrin vekilleri, belediye başkanları, STK Başkanları ve temsilcileri ile bir şekilde irtibat halindedir.

Dini bayramların özü, akrabayı, eşi, dostu, yakını görmek, büyükleri ziyaret edip ellerini öpmek, küçükleri sevindirmek, kapı kapı gezmek ve en önemlisi aileyle birlikte olmak değil midir?

Öyle inanıyorum ki, bunu bir başkasına ve kendilerine itiraf edemeseler de protokol bayramlaşmasına katılan herkes bu durumdan rahatsızdır. İçten içe aileleriyle vakit geçirebilmek dururken bu tür etkinliklere katılmak zorunda kaldıkları için kendilerine kızıyorlardır.

Sadece bununla da sınırlı değil, şoföründen kapıcısına, hizmetlisinden basın çalışanına kadar protokol biraraya gelsin diye hizmet eden yüzlerce insan da evinden barkından, çoluğundan çocuğundan, bayramından seyranından uzak kalıyor.

Velhasıl, 2 yıl da pandemi nedeniyle bayramlarımızı bayram gibi yaşamamıştık. 2 yılın ardından bu Ramazan ayı nasıl ki kıymeti anlaşılan bir Ramazan’sa; bu bayram da diğerlerinden daha fazla bayram olmalı…

Buradan hareketle de protokolün bayram merasimi de bir yerde artık son bulmalı. Bu tür bayram merasimleri resmi bayramlarda yapılıyorsa da dini bayramlarda bir kenara bırakılmalı. Millet de bayramını bayram gibi yaşamalı.

Nice mutlu bayramlarınız olsun.

Selamlarımla…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.