Rahatlık, Doygunluk Ve Görevi Bir Başkasından Bekleme Tehlikesi

Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu

Bir önceki yazımızda, “millet olarak, dini hayatımızı, dini bilgilerimizi nasıl vasıflı ve derin hale getirebiliriz” meselesini konuşmuştuk. Bu konu elbette birçok yazıyı gerektirir, hatta zaman zaman da aynı meseleleri tekrarı icab edebilir. Bizce meseleyi zayıflatan ve önemini kaybeden bir büyük tehlike vardır; hepimizin rahatlığı, dini açlık yerine dini doygunluk ve yeterli görme eğilimi ve nemelazım’ın değişik türleriyle hastalanma hali. Bizim geçmişte yaptığımız birçok hizmeti ve görevi “hükümsüz kılan ve zayıflatan” hastalıklardır.

Ortalıkta, siyaset, seçim, terör, iç ve dış güvenlik gibi konular yazılıp çizilirken, bunlar da nerden çıktı diyenler olabilir. Biz az önce yazdığımız konularda konuşmak ve yazmak durumunda da görülmeyebiliriz. “haydaaaa!” diyenler çıkabilir. Hatta dün gördüğüm Aziziye camiinin bazı kenarına konuşlanan yeni taksi parkını bile söz konusu etme ve yazmayı kendime uygun görmediğimi belirtmeliyim. Hatta “Kapı camii sohbetleri”, “Sultan Selim Sohbetleri” türünden faaliyetlere de bizim kulak kabartma ve bir şeyre yazma ve söyleme hakkımız olmasa gerektir. Yani demek istediğim şu ki, bizim alanın dışına çıkmayacağız. Aslında bize uygun görülüp ayrılan bir alan da yoktur, söz aramızda.

Herkes dinini en üst seviyede bilmeğe, doğru bilmeğe, onu tatbik etmeğe, yeni deyişle yaşamağa ve diğer insanlara bu bildiklerini anlatmağa,, göstermeğe ve onların da yapmasını sağlamağa mecbur mudur?. Hiç şüphesiz “Evet!”.

Bizim peygamberimiz içimizden bu görevleri yapacak bir sınıf seçip ayırmamış, Ümmetin tamamına bu vazifeyi yüklemiştir. Bizim dinimizde Kudsi bir makam, bizi Müslüman yapan veya Müslümanlıktan çıkaran bir makam mevcut değildir. Ümmetin her ferdi, dini için, amel etmeğe, bilmeğe, öğrenmeğe, öğretmeğe, kötülükleri önlemeğe, hayatın her safhasında İslamın yasaklarını, emirlerini, faziletlerini ortaya dökmeğe mecburdur. Pek görev umumi de; İmam, Müezzin, Müfti, Muallim, Mürşid, Mürid v.s. nereden çıktı öyle ise? Bu sorunun bir tek cevabı vardır; ihmalden, hizmete talip olmamaktan, yan çizmekten, ilgililer yapsın demekten ve doygunluktan ortaya çıkmıştır. Yetmiş senedir Kur’an öğretilir, din öğretilir, her şey serbest. Fakat bizde bir arpa boyu ilerleme yok. Hepimiz, yaptığımızı en iyi düzeyde yapmağa mecburuz. Hepimiz, Efendimizin yaptığı öğretimi, ameli hayatı ve irşadı, ta’limi sürdürmeğe mahkumuz. Bırakın sadece kendi toplumumuzu, Ümmetin tamamını düşünme ve hizmet görevi de bize verilmiştir. Burada ayet ve hadisleri sıralayacak değiliz. Allah Ramazanları tekrar göstersin, aklımızı erdirsin, ameli ve ahlaki hayatımızı geliştirsin, amin.

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.