Rakamlar Ve Yalan Dünyanın İşleri!

Erol Sunat

Rakamlar hiç bu kadar eğilmedi, bükülmedi. Yalan dünyanın işleri arasına rakamları da kattık, Rakamlar sır oldu. Doğru ne, yanlış ne, yalan ne, gerçeği hangi rakam yansıtıyor, yada yansıtmıyor konularının dedikodusu da bize kaldı. Her ayın üçünde enflasyon rakamları açıklanıyor.

Yine açıklandı.

TÜİK sepeti bayağı bir ucuza dolmaya devam ediyor, hiçbirimize faydası olmayan bu sepet, böyle rakamlar nerede var ki diye her defasında insanları ümitlendiriyor.

Ümitlendirince de, bu ucuzluğun, bu fiyatların nerede olduğunu, bu fiyatların nerelerden alındığını sormaya devam ediyoruz.

Bir cevap alabildik mi? Maalesef!

Ucuz ürüne, ucuz meyve sebzeye hasret kaldık.

Allah’tan yaz dönemi olunca domates gibi, patlıcan gibi, patates ve soğan gibi ürünler biraz düştü.

Yağlar fırladı, peynir-zeytin fırladı.

Korona karşısında direnci artırıyormuş denen ne varsa fırlamak ne kelime, uçtu.

Enflasyon rakamları karşısında vatandaş, eski bir şarkının dizelerini mırıldanmaya başladı..” Yalancısın yalancı” diyerekten.

Bizim insanımızın enflasyonu cebindeki paranın alım gücüyle doğru orantılı.

Temmuz zammı diye müjde üzerine müjde veren, şuradan da şu kadar, buradan da bu kadar geldiğinde bir emeklinin eline, bir çalışanın eline şu kadar geçecek diye müjdelere doyamayanlar, o sayfalardan kapak dahi kaldırmıyorlar.

Çünkü o müjde çektikleri rakamlar, insanların eline geçmeden eridi gitti.

Bu konudan en çok kim memnun?

Enflasyon canavarı.

Allah kuru iftiradan saklasın, enflasyon yerinde sayıyor. İnanmazsanız TÜİK’e sorun diye onu referans gösteriyor. Eskiler olsa Bozacının şahidi şıracı der geçerlerdi.

 

HALİMİZ TAM BİR GEMİSİNİ KURTARAN KAPTAN HİKAYESİ!

Zamlar eridi gitti diye bir manşet gördünüz mü?

Gerçek enflasyon şu diye bir rakam?

Ne yapsın açıklanan rakamlar?

Adım Hıdır, elimden gelen budur diye eğdi başını, gerisini sen anlarsın diye insanların yüzüne bakıyor.

Korona’nın göz açtırmadığı ülkemizin TÜİK rakamlarıyla işte bu yüzden arası pek yok.

Böyle ilginç enflasyon rakamlarının olmadığını marketlere girerek anlayabilirsiniz.

TÜİK rakamlarını açıkladı geçti.

Her ürünün fiyatı üzerine sessiz sedasız eklenen birkaç liralık zamlarla marketler ve fırsatçılar söyleyeceklerini söyleyip geçiyorlar.

Arada kalan insanımız ne yapacağını, ne alacağını, evine ne götürebileceğinin hesabını yapıyor.

Kimse de paran var mı?

Bu pahalılıkta nasıl geçiniyorsun?

Bak Eylül geldi,

Masrafların büyük bir çoğunluğu bu ay demiyor!

Haliniz, ahvaliniz nedir diye sormuyor.

Tam bir gemisini kurtaran Kaptan hikayesi . Gemisini kurtaran kurtarsın, batan batsın mı?

 

MEZARLIKLAR YALAN SÖYLEMEZ!

Bir başka rakam çıkmazı Korona ile ilgili. Kontrol altına alınmaya çalışılan virüs bütün uyarılara rağmen hızla yayılıyor.

Gizli düğünler, gizli nişan merasimleri, gizli söz kesmeler yapılıyor. Bunu başarmış olmanın, yasakları delmenin heyecanını yaşayanlar, bunu bir marifetmiş gibi anlatanlar, yayanlar, virüsün açmış olduğu tahribata yardım ediyorlar.

Hatırlarsanız bir ayı aşkın bir süre Koronadan Türkiye çapında vefat edenlerin sayısı 14-19 arasında gitti geldi.

İnsanlar işin başından beri çok güvendikleri Sağlık Bakanlığı verilerini test ettiler.

Nasıl mı?

Korona’dan vefat eden ve o gün toprağa verilen insan sayısı mezarlıklar taranmak suretiyle sayıları alt alta toplandı.

Ortaya ne çıktı dersiniz? Şaşırtıcı rakamlar…Bir yanda çakılı rakamlar. Bir yanda gerçeğin ta kendisi…

Bizim rakamlarımız doğrudur denebilir.

Ancak, mezarlıklar yalan söylemez.

Büyükşehirlerimizin sadece bir tanesinde, açıklanan rakamların üzerinde vefat eden olduğu gerçeğini daha ne kadar saklayabilirsiniz ki…

Ambulansların sirenlerine, yakınlarını kaybedenlerin gözyaşlarının karıştığı bir an önce bitmesi için dua ettiğimiz bir süreç yaşıyoruz.

Bugünlerde 40’lı rakamlar veriliyor.

Veriliyor amma, Rakamların, verilerin TÜİK rakamlarından bir farkı yok söylemleri eşliğinde.

Eğer iddia edildiği gibi günlük pozitif çıkma sayısı, 1500 rakamının on katı filansa yoğun bakımda olanların sayısı da, entübe olanların sayısı da, hatta bütün tablo rakamlarla barışmalı.

Değil on kat, 2-3 kat dahi olsa oldukça ciddi sıkıntılar içerisinde olduğumuz gerçeği ile karşı karşıyayız demektir.

 

GELELİM OKULLARIMIZA!

Hastalığın seyri, azalma eğilimi göstermemesi, yüz yüze eğitim için alternatifli birçok çözüm önerisi olmasına rağmen tarih değişikliklerinin yapılabileceğinin sinyallerini veriyor.

Korona rakamları mahcup ettiği gibi, tarihleri de boşa çıkarma yolunda.

Gerekli önlemler alınmadığı takdirde, önlemler alınsa dahi, hastalığın seyrinin yükselişe geçtiği illerde özel programlar oluşabilir.

Olaylara velilerin penceresinden baktığınızda, bu şartlarda çocuğumu okula göndermeyi düşünmüyorum. Varsın bir yıl kaybetsin diyenler var.

Bir başka açıdan, evinde bilgisayarı, tableti, akıllı telefonu olmayan öğrenciler var. Bu rakam ne kadar mı dediğiniz de…

Yine karşınıza rakamlar çıkacak!

Bir bilgisayarın, bir tabletin, bir akıllı telefonunun kaç lira olduğundan hiç kimse kapak kaldırmayacak. Aileler bunları nasıl alabilir denmeyecek.

Bir bilgisayarın asgari ücretin çok üzerinde bir fiyata sahip olduğu haberlere konu dahi edilmeyecek!

Bir akıllı telefonun başında 3-4 öğrenci derslerini yarım yarım takip edecek. O takibi o çocuklara ulaştık diye not edeceğiz.

Şu kadar öğrenciye ulaştık diye bir rakam vereceğiz.

İnanan inanacak, inanmayanı dinleyen de olmayacak, dikkate alanda.

Anlayacağınız, rakamlar yine bize gerçekleri söylemeyecek.

Kim kaybedecek?

Eğitim, öğretmen kardeşlerimiz ve öğrencilerimiz. Korona rakamlarla hepimizi sınıyor, sınandığımızın farkında olmamak için rakamların arkasına sığınmaya devam ediyoruz.

 

SAĞLIKÇILARIN YÜZÜ GÜLMEZSE, DÖN AĞLA, YAN AĞLA!

Altı aylık periyotta,  söz verildiği halde madden desteklenmeyen, sağlık ordumuz, çok yoruldu. Değişik sağlık kuruluşları bu konuyu gündeme taşımaya çalışıyorlar lakin “-ecek” ve “-acak” tan başka somut bir gelişim yok.

Koronayla cansiperane bir şekilde savaşan doktorlarımız, hemşirelerimiz, sağlık personelimiz hayatlarını kaybetmeye devam ediyorlar.

Önümüzde ki günlerde iş yükleri ve yoğunlukları çok daha fazla artacak. Sağlıkçılarımıza bir şekilde öncelik tanınması, onlara yapılacak en güzel ve anlamlı jest olacaktır.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.