Rektör Süleyman Hoca, Halit Büyükbayraktar, Erol Küçükbakırcı ve…

Uğur Özteke

Cenab-ı Allah’ım hiç birimizi ne hastanelere düşürsün ne de muhtaç etsin. Ama geçen gün gecenin bir yarısı Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Onkoloji Hastanesi’ne hasta ziyaretine gitmiştim. Vakit epey ilerlemişti. Görevli arkadaşlardan rica ederek 3 dakikalığına bir ziyaret yaptık. Kanser denilen bu illet hastalık artık nerede ise her evde bir kişide var. Hastalığın adı bile adamı hasta ediyor. Bilim adamlarının dediklerine göre daha da artacakmış. (Allah beterinden korusun.)

Kollarındaki serum şişeleri ile yataklarında inlerken odaya giren hemşireye o bakışlar… Allah’ım bu nasıl bir duygu idi. Hastaneden çıktığım anda başım dönüyordu.

Hastane pırıl pırıldı. Ankara’dan ambulansla getirilen hastamız, hastane çalışanlarına doktorlarına öyle içten dua ediyordu ki. Hasta ve yakınlarının ifadesine göre Konya, Ankara’dan 100 kat daha iyi ve güzelmiş. Doktorları iyi, yöneticileri iyi, hastane çok çok iyi imiş.

Çıkışta güvenlikteki arkadaşlara teşekkür ettim bahçeden çıkarken döndüm şöyle arkada doğru bir daha baktım. Bu nasıl bir işti? Çok karmaşık duygular yaşıyordum. Şu anda içerisinde 100’e yakın hastanın bulunduğu yüzlerce insanın yaşadığı hastanenin yeri daha üç beş yıl önce dümdüz bir bahçe idi.

*****

İşte üç beş yıl önce idi. Rektör Süleyman Hoca bu bahçeye bir Onkoloji hastanesi yapmak istiyordu, yani kanser hastanesi. Bir sohbette samimi şekilde bu konudaki düşüncelerini bize açmıştı.

*****

Yine o günlerde yine şehrimizde iş adamı Konyaspor ve TORKU Selçuk Üniversitesi yönetim kurulu üyesi olan Halit Büyükbayraktar abimizde annesinin babasının adına bir okul yaptırmak istiyordu.

*****

Rektör Süleyman Hoca ile Halit Büyükbayraktar abimizi bir araya getirmeliydim. Güzel bir işe vesile olmalıydım. Ama Rektör Hoca ile Halit abinin ortak tek bir noktasını bulamıyordum ki. İkisi de birbirinden zıt ve aykırı iki tipti. Bunları düşünürken bir anda kafamda bir şimşek çaktı. İkisi de iyi tavla oynadıklarını iddia ediyorlardı. Bir cumartesi günü birbirlerinden habersiz bu iki ismi tavla oynatmak için bir araya getirdim. Ve o gün her zar atışının ardından Halit abinin bağışlayacağı rakam yükseliyor, Süleyman Hoca da kalkıyor Halit abiyi alnından öpüyordu.

*****

Artık kanser hastanesi için düğmeye basılmış. İmardan temel atmaya çalışmalar hızlanmıştı. Bu arada bu güzel şehrin hayır sahibi isimleri de söz üzerine söz, para üstüne para vermeye başlamışlardı. O günlerde İl Genel Meclisi üyesi olan iş dünyasından, hayır işlerine, bisiklet sporundan yerel siyasete mütevazi mi mütevazi gönül abim Erol Küçükbakırcı da yaşadığı bir olayın ardından hem meclisteki hem de hayırsever dostları ile kanser hastanesi için kolları sıvamıştı.

*****

İşte yıllar sonra o gece bu alanda idim. Hastaneye ilk kez giriyordum ve dünden bugüne kanser hastanesi işi gözümün önünden film şeridi gibi geçerken gözyaşlarıma engel olamıyordum.

*****

Önceki gün yine bazı büyüklerimden öğreniyordum. Dün de duyduklarımızı gazetemize manşet yaptık. Şimdi aynı hastanenin ikizinin temeli bugün yarın atılıyormuş. Maliyeti de eski para ile 10 trilyonmuş. Allah sizlerden razı olsun. Konya’mız tüm münafıklıklara rağmen yedi bayram değil 70 bayramı görebiliyorsa bu dualı gönül insanlarının sayesinde görüyor. Allah hepsinden bir değil bin kere razı olsun.

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Sustuğunu bilen olgundur, bildiğini susan değil.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Kampüs yolunda yayalar, yaya üst geçidinin yerine alttan geçmedikleri zaman ADAM oluruz.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.