Renk Ayrımı Kalktı, Kalkmasına Lakin…

Erol Sunat

Beklenen karar çıktı. Renk ayrımı kaldırıldı kaldırılmasına lakin tansiyon ne alemde, düştü mü, insanların yüzü güldü mü, onu bilemiyoruz.

Karar şöyle; “Tüm risk gruplarında yeme-içme yerleri (lokanta, restoran, kafeterya, pastane, tatlıcı vb.) ile dernek lokali, kıraathane, çay bahçesi gibi işyerleri; Sağlık Bakanlığı Covid-19 Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde yer alan mesafe koşullarına (masalar ve koltuklar arası) göre açık ve kapalı alanlar için ayrı ayrı olacak şekilde % 50 kapasite sınırlaması ile mekanda bulunabilecek masa-koltuk sayısı ve aynı anda bulunabilecek azami kişi sayısı tespit edilerek ve HES kodu sorgulaması yapılarak, 07.00-19.00 saatleri arasında müşteri kabul edebileceklerdir.”

Lokanta ve kafeler renk ayrımı olmaksızın %50 kapasite şekilde Ramazan ayına kadar çalışabilecek.

Bu karar keşke çok daha önce verilebilseydi.

Biraz geç kalmadın mı diye bir şarkı var ya… Biraz değil bayağı bir geç kalınan, geç kalındıktan sonra verilen bir karar.

Bu karar, zararın neresinden dönersen dön kârdır demenin hıçkırıklara boğulduğu bir karar!

Keşke, bu karar zamanında alınsaydı da, insanlar sokaklara dökülmeseydi!

Yangın var diye feryat etmeseydi!

Halimizi gören, sesimizi duyan yok mu diye masa sandalye yakmasaydı!

Keşke, teselli kelimesi bile değil!

Ne zevahirle alakası var, ne zevahiri kurtaracak imkanı.

Keşke, çaresizliğin bir ifadesi.

Bazılarımız, ne oldu yani, şimdi İstanbul neyse Konya aynı durumda. Lokanta ve kafe gibi yerler, burada da açık, herkes açsın dükkanını, baksın işine gücüne diyebilir!

Diyebilir de, bugüne kadar yaşananların üzerine sünger çekemez!

İnsanların ne çektiğini görmezden gelip, geldi-geçti unutun gidin diyemez!

 

*****

Ateş düştüğü yeri yaktı geçti! O insanlar yanarken, kavrulurken, her biri bir tarafa savrulurken, bu konuşanlar, bu ahkam kesenler nerelerdeydiler?

Bugüne kadar ne yaptılar?

Kime bir kuruşluk faydaları dokundu, kime ne yardımda bulundular?

Kimin yarasını sardılar?

Kimin elinden tuttular!

Renk ayrımı bitti!

Maviye dönmüş gibi olduk, olduk amma renk ayrımı kaldırılıncaya kadar da, biz bizden geçtik

Biz, biz olmaktan çıktık

Konya, bu süreçte fena yandı!

Bağrı yandı!

Güvendiği dağlara yağan karları sorguladı!

Geçmişini sorguladı!

İçine düştüğü hali ve ahvali sorguladı! Unuttum demekle unutuluyor mu? Geldi-geçti demekle gelip geçiyor mu?

Geldi geçti amma, insanların ciğerini de, yüreğini de deldi geçti. Ahkam kesenler bu inceliği anlayana kadar, Üsküdar’da sabah oldu, haberleri yok!

 

*****

Bıçak kemiğe dayandı ifadesi, o kadar çok söylendi ki, neredeyse dayandıysa dayandı, başının çaresine bak, kendi göbeğini kendin kes, bu kadarcık bir mesele için bana gelme, beni rahatsız etme, işim gücüm çok, üstelik işim başımdan aşkın babında yaklaşımlarla karşılaştı!

Çaresizlik, tünelin ucunda görülmesi beklenen ışığın görünmemesi,

Bir yanıp bir sönmesi,

Vatandaş tabiriyle söndüm söneceğim şekline dönüşmesi,

Kendi imkanlarıyla bugüne kadar gelebilen ve artık pes eden insanların,

Neden anlaşılmadığının, neden anlaşılamadığının cevabını aramasıydı, bu çıkışlar!

Bıçak kemiğe dayandı deyince, bizi anlarlar diye düşünüldü!

Neydi derdin söyle diye hemen dinlerler diye br yaklaşım vardı!

Oldukça uzun geçen bekleme sürecinde hüsrana uğrandı!

Efkârından kahretti insanlar, yalnız bırakıldıklarını düşündüler ve içinde bulundukları durumu  defalarca da sorguladılar! Yine de bir çıkış yolu bulamadılar!

 

*****

Bıçak kemiğe dayanmadı mı? Dayanmasına dayandı, birkaç adım daha atarak kemiği kesti!

Artık bıçak kemikte…

Yani çektiğimiz zahmet, çektiğimiz sıkıntı dayanılamayacak boyutlara erişti ve o raddeyi de aştı.

Canımızın yanması, eziyete dönüştü!

Bıçak kemiğe dayandı diyen dediğinle kaldı!

Kemiği zorluyor, bunun bir adım sonrası kemiğin kesilmesi dedi, yine dediğinle baş başa kaldığını gördü.

Bıçak kemikte diyen, attı kendini sokağa!

Kendini sokağa atmak, kolay mesele değil! Bu artık hiçbir çarenizin kalmadığının bir nişanesi!

İnsanlarda yastık altı diye bir şey kalmadı!

Arabasını sattı yetmedi!

Evini sattı, borcunu zar-zor ödedi!

El elde, baş başta kaldı, çoğu düştüğü yerden kalkamadı, kendinde kalkacak mecali bulamadı!

Bıçak kemikte ne demek diye soruyorlar ya… Bundan daha açık, bundan daha net bir cevap olamaz! Bu hale bir değil, defalarca baksınlar!

 

*****

Renk ayrımı kalktı, kalkmasına da, önümüz Ramazan, renk ayrımının kalkması bu kısa sürede toparlanmaya yetecek gibi görünmüyor.

Çünkü Ramazan’a kadar, açtık, başladık, müşterilerimiz gelmeye başladı diyenler, yaklaşık 10-12 gün sonra bayramdan sonrası için buluşmak üzere ara vermek zorundalar!

Vuslat bayramdan sonraya kaldı demek en doğrucası!

Çünkü Konya olarak, kıpkırmızı kesilmişiz!

Lokantada yemek yemek, kafelerde çay kahve içip, sohbet etmek bir çok yaş grubuna göre en azından bugünlerde gerçekten çok riskli!

İnsanlar bunaldı, sıkıldı, bu mekanları tahminler ötesi özledi!

Bir yanda hasret, bir yanda virüs!

Hasret bağrına taş basıp bayramdan sonrayı beklemek zorunda!

Hatta başka çaresi de yok!

Çünkü, Ramazan’da iftar ve sahur yemekleri de verilemeyecek!

İnsanımız özellikle iftarları da çok özledi. Dileriz bu özlemi 2022 yılı Ramazanında gerçekleşir!

 

*****

Bana bir şey olmaz diyenler için bütün yollar açık! Lakin insanlardaki korku, ürperme ve mutasyonlu virüsle karşılaşma sendromu, caydırıcılığını koruyor!

Renk ayrımı kalksa da, buyurun Lokantaya, buyurun kafeye dense de, bu on günlük süreç randıman alınacak bir süreç değil!

Ancak, gelecek günler ve aylar için güzel bir umut! Tünelin ucunda görülen ışığın ta kendisi…

Kara gün kararıp kalmaz elbet, bu sıkıntılı süreç sona erdiğinde, yaşadığımız acı tecrübe, kazandıklarımız, kaybettiklerimiz, sınandığımız konular, bizzat birebir yaşadığımız olaylardan dileriz hepimiz, kendimize düşeni almış, çıkaracağımız dersleri çıkarmışızdır!

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.