ŞEHİR ŞEHİR OLALI, BÖYLE SAKİNLİK, BÖYLE ANLAYIŞ GÖRMEDİ!

Erol Sunat

Korona olmasaydı, ortalık Ramazan hikayelerinden geçilmezdi. İnanın fırınlarda sıra bekleyenlerin maceralarına film bile yapılırdı.

Benim sıramdı diye, fırından yeni çıkan sıcacık pidelere doğru uzanan ellerin,

Önce ben demiştim,

Ben istemiştim diyenlerin savaşı, mücadelesi,

Ağız dalaşı, itişmesi, olmadı yumruklaşması,

Sövmesi-süpürmesi yalan oldu!

Şehir şehir olalı, böyle sakinlik, böyle anlayış görmedi!

Çok değil daha geçen yıl yaşadıklarımız hoş görüntüler değildi,

Değildi amma, hemen her yıl yeni versiyonlarıyla,

Tekrarlanıp duran bir Ramazan klasiği olmuştu.

Korona bu klasiği az bir durun, az sabredin, her ne yapacaksanız,

Benden sonra, ben gittikten sonra yapın dercesine durdurdu.

Fırınlarda kurtuldu, fırıncılarda…

Keşke Korona olmasaydı da, yine o manzaraları yaşasaydık diyenler olabilir.

Amma velakin, keşke Korona olmasaydı da, biz o sakinliği, o hoşgörüyü,

O anlayışı, oruca sığınmadan kavgasız, gürültüsüz halledebilmeyi

Çok öncelerden akıl edebilseydik demeden de geçemiyorsunuz.

Pazar yerlerinde esnafla kavga eden,

Bir kilo ıspanak için, bir kilo domates için kasaların uçuştuğu,

İnsanların kafalarının gözlerinin yarıldığı, patladığı,

Ayırmaya kalkanların dahi o tekme ve yumruklardan nasibini aldığı çok Ramazanlar gördük.

Şimdi Pazar yerlerine sırayla, sosyal mesafeyle giriliyor artık.

Ne taşkınlık var, ne kavga, ne tartışma…

Kabul etsek de, etmesek de…

Korona hepimizi bir şekilde hizaya getirmiş gibi!

 

BİZİM KENDİ CANIMIZA KASTIMIZ MI VAR?

Sokağa çıkma yasakları var. Yasakları delme teşebbüsleri azımsanmayacak kadar çok..

Cezayı göze alanlar, ceza yemeden kurtardık diyenler.

Kendilerine heyecan arayanlar az değil.

Adına normalleşme denen döneme erişme konusunda olumlu sinyaller var.

AVM’ler derken, berber ve kuaförler derken açılım başladı.

Sırayla her yer açılacak, her şey eski haline yani normale dönmeye başlayacak deniyor!

Aylar sonra, manzara nasıl olur şimdilik bilinmiyor!

Tahmin yapmak istemeyen daha çok!

Korona sisi henüz dağılmadı,

Tekrar eski hareketli günleri yakalamak ne kadar zaman alır?

En çok merak edilen, ancak cevabı kolay verilecek bir soru değil gibi!

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diye klasik bir cümle var.

Ancak, doğru ve yerinde bir cümle…

Lakin, doğrulara, doğruya, doğru olan her ne varsa itirazımız var, kavgamız var, savaşımız var!

Ben olsam AVM’lere gitmezdim diyen Hekimlerimize kızıyoruz!

Sırf ona inat olsun diye, doğruları söyledi diye, az daha beklenemez miydi dedi diye kim bilir neler dedik, neler?

Kulp takmada, yalanlamada, kendi çıkarlarımız mevzubahis olduğunda hemen her şeyi mubah görmede üstümüze yok zaten!

Uyarıları, ikazları İngiltere, gibi, İtalya gibi, İspanya  gibi olduktan sonra mı anlayacağız?

İnsanlar susuyor!

Ne derler?

Sükut, ikrardan gelirmiş!

BİZİM CANIMIZA KASTIMIZ MI VAR?

Öyle davranışlar sergiliyoruz ki, kendi canımızı hiçe sayıyormuş gibi davranıyoruz!

AVM’ler açıldığı gün ilk sırada ben vardım demek için, koşa-koşa AVM kapısında sıraya giren kim?

Çarşı-pazarda sebze-meyve seçmek için bütün kuralları ihlal eden kim?

Bulaşma riskine meydan okuyan, halen daha bana bir şey olmaz diyen kim?

Sonrasında, övünme, kendini olduğundan fazla gösterme, birilerine ispat etme, toplum içinde dikkat çekme, yahut öyle olduğu zannetme merakıyla ne Korona ne salgın dinlemeyen kim?

Beğeniler ve yorumlarda alınınca, dünyayı unutan kim?

Yürüyün kim tutar sizi mi diyelim?

Yol sizin, cadde sizin, meydan sizin diye teşvik mi edelim?

Bu manzaralardan çok hikaye çıkar, çok!

Korona hikayeleri mutlaka olacak!

Ancak bizler, Korona ile mücadele edenlerin, Koronadan kurtulmak için çabalayanların, Korona ile ölümüne savaşan Doktor ve sağlıkçılarımızın hikayeleri yerine, AVM’de ilk sırada olanın, bilmem kaç saat AVM kapısında bekleyenlerin haberlerini yapacağız!

Bilmem hangi Kuaförün ilk müşterisi kim oldu diye Kuaför hikayelerini baş tacı edeceğiz!

Ne diyorduk Ramazanda Korona hikayeleri mi? Bu pilav daha çok su kaldırır!

 

KORONA DİYOR Kİ…

Önce ben, sonra ben,  sonra yine ben. Bugüne kadar ben-ben diyenler buraya kadar.

Bundan böyle, beni anın, benden bahsedin,

Benden başka hiçbir şey gündem olmasın.

Siyasette neymiş?

Az beklesin! Bunca yıldır siyaset konuştunuz da ne oldu?

Ne geçti elinize? Ne düzeldi? Ne iyi gitti?

Sanki zeytin dalı mı uzattınız birbirinize? Barış yaptınız da, barıştınız da biz mi duymadık?

Hiç güleceğim yoktu!

Suratları sirke satan insanlar, barışmış gibi yapıyorlar, güya el sıkışıyorlar!

Siz buna ateşkes deseniz ya, ateşkes! Savaşanların ateşkesi, siyasetten daha sağlam!

Ne diyordum!

Ben geldim, ben! Ben Korona!

Ortalığı öyle bir karıştırdım ki, felek bile beğendi!

Vur patlasın, çal oynasın yaşıyordunuz!

Öyle dalıp gitmiştiniz ki, işte o gaflet anının tam ortasında ben geldim!

 

KORONA YİNE DİYOR Kİ…

Bana torpil işlemez, kimsenin nazı geçmez, para-pulla işim olmaz!

Adam seçmem, zenginmiş, falancaymış, filancaymış, beymiş, ağaymış ayırt etmem!

Ya şundadır, ya bunda oynamam.

En çok korunanın, korunduğunu düşünenin dahi yanına kadar sokulur,

Yanındakilerinden bazılarını alır-götürür,

Korundum sanma Koronadan der, kendimi hatırlatırım!

Kaç devlet başkanının, yöneticinin yanına uğramadım mı?

Sanki, yanı başlarında kameralara poz versem, bana uğradı mı diyecekler?

Herkesten saklayacaklar!  Ölüp gitseler, ya kalpten, ya kanserden gitti dedirteceklerde, benden bahsetmeyecekler! Yine de, olsun varsın ben biliyorum ya, bilenler biliyor ya…

İşin esprisi bir yana, normalleşmeler yolunda adım attığımız şu günlerde, dilerim kantarın topuzu kaçmaz. Dilerim şirazeden çıkılmaz. Dilerim kaş yaparken göz çıkarılmaz!

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.