Selçuklu’nun Akşehir’deki Parmakizi: ULU CAMİİ

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)
  • Selçuklu’nun Akşehir’deki parmakizi olan Ulu Camii’ni gezerken Osmanlı’dan kalma antika bir saat dikkatimizi çekti. İmam Efendiye, ‘haç işaretli saatin’ önünde namaz kılınamayacağını hatırlatarak bu saatin mekân değiştirmesi gerektiğini söyledik.

 

 

Anadolu’nun ortasında yer almasından dolayı ilk çağlardan beri önemli bir yerleşim yeri olan Akşehir, Türkiye Selçuklu Dönemi tarihî eserler açısından zengin bir şehir. Bu güzel şehirde camilerin yanı sıra medrese ve türbeler de mimarî eserler arasında yer almaktadır. Bunlar arasında tamamen tuğladan yapılmış Şeyh Eyyüb ve Taş Medrese ile Seyyid Mahmud Hayranî türbeleri dikkat çeker.

Osmanlı dönemi camilerin de bulunduğu Akşehir’de, Türkiye Selçuklu Döneminden günümüze kadar gelebilmiş nâdir ve en eski yapı Ulu Camii’dir. Türkiye Selçuklu izlerinin hepsinin görülebileceği ve plan ile iç avlusu itibariyle Selçuklu Ulu Camiiler geleneğinin uygulandığı en büyük ve tek eser olan Akşehir Ulu Camii, 1213’e tarihlenmekte.

Kervan yollarının üstünde kurulduğu için önemini her dönem muhafaza eden ve Konya’ya yakınlığı dolayısıyla ticaret ve kültür merkezi haline gelerek bu canlılığını Osmanlı döneminde de koruyan Akşehir, I. Alaeddin Keykubad’a yakınlığı dolayısıyla Alâiye Şehri ve Kalesi komutanı Kyr Vart’a 1221’de temlik veya has olarak verilmiştir. Akşehir, Selçukîler’den sonra sırasıyla Eşref, Hamit, Karaman, ve Osmanlı hanedanlarına intikal etmiştir. Aksak Demir’e esir olan Yıldırım Bayezid burada ölmüştür. Bağdat Fethine giderken IV. Murad burada konaklamıştır.

Nasreddin Hoca Etnografya Müzesi’nin hemen karşısında Ulu Camii Caddesinde bulunan Akşehir Ulu Camii’nin, minaresinin kaidesindeki kitabeye göre minare H.612 (M.1213) yılında yapıldığı bilgisinden hareketle bu tarihte yapıldığı tahmin edilmekte. Cami, avlu ve harim olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Her iki kısımla birlikte güney-kuzey doğrultusunda düzensiz dikdörtgen bir mekândan meydana gelmektedir. Minare avlunun kuzeydoğu köşesindedir. Minare tuğla örgü ve kalın gövdesiyle Anadolu Selçuklu örneğinin Akşehir’deki ayak izlerini bize yansıtmaktadır.

Selçuklu Ulu Câmî avlusunun ortasına yakın bir yerde 19. yüzyıl sonlarında yapılmış bir Osmanlı şadırvanı ile son cemaat mahfili bulunmaktadır. Son cemaat mahfili de sonradan eklenmiştir. Caminin avlu duvarında dıştan H.1226 (M.1811) yılında yapılmış olan mermer çeşme yer almaktadır. Çeşmenin kitabesinde “Cihanbeyli Yaralı Yusuf Ağa” tarafından yaptırıldığı belirtilmekte ve “Her canlıyı sudan yarattık.” (Enbiya/30) ayeti dikkat çekmektedir.

 

“Çinili Mihrabı

Çini mozaik tekniğiyle yapılan mihrap kenarlarından içe doğru farklı genişlikte iki bordürle çevrili olup, kavsaranın iki tarafı “Ali” adlarıyla tezyin edilmiştir. Mukarnasların yüzeyleri ise firuze ve patlıcan moru mozaiklerle bezenmiştir. 12 kollu yıldızlar da çinide göze çarpmaktadır. Mukarnasların arasında “Allah Allah, Allahû Ekber Allahû Ekber, Allah Allah şeklinde lafzatullah yer almaktadır.”

 

Camideki Haçlı Saat

Bizim medeniyetimizin izlerini taşıyan Akşehir Ulu Camii’nde eski büyük bir duvar saatinin göbek kısmında yer alan haç şekilleri dikkatimizi çekti. Bizlere de bu eserleri yapanları rahmetle anmak ve bu eserleri koruyup, gelecek nesillere aktaranları hayırla yâd etmek ve teşekkür etmekle birlikte; haçlı saatin önünde namaz kılınamayacağı konusunda İmam Efendiyi uyardık. Bu saatin bir başka mekâna kaldırılması ve orada sergilenmesi gereği üzerinde durarak İmamdan bu konuda söz aldık.

YARIN: Nasreddin Hoca Etnografya Müzesi ve Taş Medrese.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.