Selçuklu’nun Sembolü “Puhu Kuşu” Mu?

Mustafa Balkan

Konya’nın şehir sembolünün “çift başlı kartal” olup olmadığıyla ilgili tartışma zaman zaman nükseder ve hiç bitmez. Ben de bu tartışmaya zaman zaman katılmışımdır. Rahmetli Mehmet Emin Eminoğlu, bana, Konya’nın sembolünün Haçlı dünyasının kullandığı “çift başlı kartal” değil, “puhu kuşu” olduğunu devamlı hatırlatırdı.

***

Mustafa Sametoğlu, geçenlerde, sosyal medyadan bir yazı ve resim paylaştı. Yazı şöyle: Çift başlı kartal, Türk kökenli bir mittir ve adı da Öksökö'dür. Birbirlerinin çevresinde dönen iki söylencesel(mitolojik) kuşun (Tuğrul ve Konur) birleşmesiyle oluşmuştur. Tarihte Roma, Rus, Selçuklular ve Arnavutlar kullanmışlardır. Gücün cesaretin simgesidir.”

Paylaştığı resimler ise, Fransız asıllı arkeolog ve siyaset adamı Simon Joseph Léon Emmanuel, Marquis de Laborde’nin Konya çizimleriyle ilgiliydi. Enteresandır, bu çizimlerde, Konya’nın şehir sembolüyle ilgili gerçeklik payı ne kadar da belirgin ortaya çıkmış. Türkiye Selçuklularında sembolün çift başlı kartal değil, "PUHU KUŞU" olduğu gerçeğini çizimden de anlaşılıyor. Gördüğünüzde siz de buna hak vereceksiniz. Puhu kuşunun kartaldan daha keskin gözleri ve avcı yeteneği var. Büyük kanatları ve gece avının üzerine sessiz uçuşu bazı büyük ve görünmez uçak modelleri yapımına da esin kaynağı. Pençelerinde yer verilen çift başın ne anlama geldiği ise biliniyor. Kartal, haçlı (batı) dünyasının Roma’dan kalma bir sembolü ise, bizim büyük düşünmemizi engellemek için her yolu deneyenler o zaman kimler?..

Semboller ve remizler her dönem büyük ehemmiyet arzetmiştir. Selçuklu da Osmanlı da semboller üzerinden dünyaya mesaj vermişlerdir.

***

Dr. Fethi Uğur’un 1963’de Şehir Postası’nda çıkan Konya sembolü hakkındaki makalesinin bir bölümü şöyle: “Eldeki mevcut bulunan bu Selçuklu armasına çift başlı kartal denilmekte ise de yakinen tetkik edilince bu kuşun kartaldan ziyade puhu kuşuna fazlasıyla benzediği görülür. Zira kafa ve gözün vaziyeti, büyüklüğü, aynı zamanda kafasında kulaklar olması, vücut yapısı itibariyle tamamen kartaldan farklı olduğu görülür. Nitekim eski Türk Kayahan kabilesinin mukaddes tuttuğu yırtıcı kuş kartal değil puhu kuşu olduğuna göre Selçukluların da bu kabileden gelmesi hasebiyle kale kapılarına ve çiniler üzerine nakşettikleri bu yırtıcı kuşun puhu kuşu olması kuvvetle muhtemeldir. Nitekim Konya’mızda eski bir ananeye göre puhu kuşu hayırlı kuş olarak kabul edilmekte hangi eve konarsa o eve bereket ve hayırlı bir haber geleceği kabul edilmektedir. Bu vaziyete göre eski Türk boylarında da kutsal totemler armalar işaretler olması sebebiyle Konya’mız bu eski Türk ve Selçuk boylarının yerleştiği bir şehirdir. Onun için medeni şehirlerde olduğu gibi Konya’mızın armasını bugün yapmamız ve canlandırmamız şarttır. Selçuk arması olan çift başlı yırtıcı kuş- Kartal-Puhu kuşu- Sembolünü Konya şehri arması olarak kabul etmemiz yerinde olur.”

***

Arkeolog M. Sabri Doğan, çift başlı kartal motifinin doğuşuyla ilgili Akademik Sayfalar’da kaleme aldığı yazısında “Görüldüğü üzere ilk defa 6 Şubat 1963 tarihinde Şehir Postası gazetesinde yayımlanan çift başlı arma böylece doğmuş olur. Daha sonra ise bu armanın benimsenmesi için belediyeye ve bazı kuruluşlara tavsiye edilir.” diyor.

Önce eski Konya Belediye Başkanı Yılmaz Kulluk bu armayı araba forsunda emr-i vaki olarak kullanır, sonra 1970 senesinde bu çift başlı armayı 2. Ordu, ağır bakım’da tunçtan döktürerek ordu binasının üzerine asar ve sancağına da işletir. Sonra Selçuk Üniversitesi de bu armadan yararlanan kurum olur. Daha sonra bu kervana Konyaspor katılır. Bu girişimlerden sonra Türkiye’nin ilk armalı şehri Konya olmuştur. Tartışma, tarihçi yazar İbrahim Hakkı Konyalı’nın beyanlarıyla daha da büyür. Konyalı, “Hele hele Konya’nın sembolü olarak bilinen “çift başlı doğan kuşu” hiçbir zaman Türklerin sembolü olmamıştır. Olsa olsa Bizans sembolüdür.” Demek suretiyle tartışmaya ayrı bir renk kadar. Konya basınında bu konudaki tartışmayı başlatan ise rahmetli Muhtar Bedir olmuştur.

***

Şimdiki tartışma ise, Konya’nın armasının “çift başlı kartal” mı yoksa “puhu kuşu” mu olduğuyla ilgilidir.

Fransız asıllı arkeolog Marquis de Laborde’nin çizimlerindeki kuş, puhu kuşu’dur. İnsanın aklına, acaba “Selçuklu, kartal olarak bilinen bu puhu kuşunu mu sembol olarak kullandı” diye bir soru gelmiyor değil.

AZİZİM DİYOR Kİ…

Ecdadımız Selçuklu ve Osmanlı gibi büyük düşünmek ve büyük hedeflere doğru kilitlenmemiz gerekiyor. Batı (Haçlı) dünyası semboller üzerinden konuşmakta ve mütemadiyen semboller kullanarak doğu (islâm) dünyasına mesajlar göndermektedir.

Selçuklu Sultanlarını görmek için gelen Hıristiyan ülkelerinin elçileri, getirdikleri hediyeler içerisinde çıkan “yırtıcı kuşları” o zaman neye yorumlamak gerekir…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.