Sülük nedir?

Hüseyin Öner

Sülükler halkalılar cinsindendir ve bu suretle yer solucanın akrabasıdırlar. Sülüklerin bedeni nispi olarak yassıdır. Sırtlarının ortasından boylarınca bir tane yeşil şerit geçer, aksi takdirde sıkça koyu kahve ile siyah renkle bedenleri halka biçiminde kesimlere bölünmüştür. Sülükler bedenlerinin iki ucunda bulunan emicileriyle kurbanlarına sıkı tutunarak yapışırlar. Öndeki emicide üç tane yıldız biçiminde sıralanmış çenesinde 80 tane minik dişler vardır. Dişlerin arasında emerken tıbben etkili salyayı salgıladığı bezelerin çıkışları vardır. Isırdığında üç çatallı şekilde Mercedes yıldızına benzeyen yara izi oluşur.

Latince’de “Sülükle Tedavi” anlamına gelen Hirudoterapi antik çağlardan beri hekimler tarafından tedavi aracı olarak kullanılmıştır. Gözleri ve işitme organları olan dinazorlardan yaşlı sülükler sadece kanla beslenirler. Sülükler erdişidir ve üremeleri için muhakkak bir eşle çiftleşmeleri gerekir. Sülükler, sanıldığı gibi vücuttaki kirli kanı emerek tedavi etmezler. Tedavi edici özellikler kanın alınmasında değil kan emilirken vücuda verilen salgıdadır.

 

Şimdi nerden çıktı bu sülük muhabbeti diyeceksiniz. Türk sporunun üzerinde en çok şikayet ettiğimiz konulardan biride menfaat çeteleridir. Bu çeteler sülük gibi yapışmışlardır sporumuzun üstüne. Bunların idealleri, üretkenlikleri ve katkıları asla yoktur. Tek gayeleri günlerini gün etmek ve kendilerine çıkar sağlamaktır. Vefa diye bir sıkıntıları yoktur, işin başında kim varsa ona yaklaşırlar, bir cambaz gibi oynarlar, dönem değişti mi artık onlar için eski bitmiştir, yaşasın yeni dönemdir. İnsanı hayrete düşüren tek şey bu işi nasıl yapabildikleridir. Bu işte bir marifet olsa gerek. Kendilerini asla ortaya çıkarmazlar, ne dersen haklısın derler, ama sinsiden sinsiye güya güçlerini kullanarak sülüklüklerine devam ederler. Bazı dostlarım bana “benim aleyhimde yazılar yazılması için bazı gazeteci arkadaşlarıma tekliflerde bulunulduğunu” söyledi. Bu sözümden Recep Çınar alınmasın, çünkü kendisiyle oturduk konuştuk. Birbirimizle farklı düşünmediğimiz ortaya çıktı. Esasında her ikimizin de en büyük endişesi Genel Müdür’e zarar vermemek olduğunda mutabık olduk. Ama benim tek amacım susarak faydalı olunmayacağıdır. Araya bayram girince yazılarıma da biraz ara verince sülükler herhalde bu iş bitti diye düşünmüşlerdir. Benim bu yazılarımın altından kimse Hüseyin Öner bir rant mı istiyor diye düşünmesin. Çok şükür alnım açık ve kafam dik yürüyebiliyorum. Kimsenin karşısında da mahcup olacağım bir geçmişim yok. Geçmişte de buna benzer bir mücadelem olmuştu ve kazanmıştım. Allah benim ve benim gibi düşünenlerin yardımcısı olsun.

 

Anadolu Selçuklu’da olumlu ama geç kalmış bazı gelişmeler oluyor. Yaklaşık 5-6 hafta önce bugünkü olacakları anlatmıştım. 7 lig ve 1 kupa maçı ve sıfır galibiyet. Mehmet Günbaş gerçeği görebilmiş ve Olağanüstü Genel Kurul kararı almış. Anlamış hazretleri bu işi yapamayacağını, bir de beyanat vermiş, daha fazla zarar vermek istemiyoruz demiş. Daha ne vereceksin, ligin dibine demir atmışsın, keşke biraz para harcasaydın da takımımız ilk beşte falan olsaydı. Haa burada bir sıkıntı var, Anadolu Selçuklu’nun delege yapısı, benim bildiğim 100 delegesi falan var, bunun 75 tanesi Günbaş’ın mahallesinden veya arkadaşları. Umarım bu delege yapısına güvenerek, gaza da gelerek delege beni istiyor diye tekrar ortaya çıkmaz. Burada Sayın Ahmet Şan Başkanımız devreye girerek Ali’yi, Veli’yi, Remzi’yi karıştırmadan olaya el atacak. Yukarıdaki isimler tesadüfen yazdım. Alınan olursa da benim yapacağım bir şey yok.

 

Mehmet Günbaş hazretleri hoca olarak da Mehmet Yıldırım’ı getirmiş. Yıldırım da “Konyalı olarak bu görevi reddedemezdim” gibi klasik laflar ederek görevi kabul etmiş. Allah onun yar ve yardımcısı olsun.

 

ASKF Genel Başkanı Remzi Ay Bey’le ısrarla seninle oturup konuşmam lazım desem de her defasın da eyvallah ağabey diyerek aklı sıra beni oyalıyor. Geçen her geçen gün yıpranıyor, söylenenleri bilmesi gerekiyor, konuşulanlar sanki başkanın da bu işlerin içinde olduğu gibi anlatılması. Kendisi bilir, Allahım selamet versin.

Bir de Avni Uluer diye bir vatandaş var. Neredeyse her dönemin adamı, her taşın altın da görebilirsiniz. Dışarıdan bakıldığın da sanki Konya’nın en büyük spor adamı sanırsınız, ama maalesef fizik ve vizyonu yeterli olmadığı için hep birilerinin yanında sığınmacı olarak hareket eder. Yaşı 70 e yaklaşmıştır, Kombassan'ın Basketbolun başkanlığını yapmıştır, o günlerini ağzını şapırdatarak çok güzel anlatır. Çok esprilidir, herkesi güldürmek için yoğun çaba sarfeder. Hatta Spor Bakanımızın babası Sinan Kılıç Bey’in bile dikkatini çekmeyi başarmıştır. Ama Sinan Bey hiç hazzetmemiştir. Zaman zaman Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ndeki çalışanların sorunlarını dinler ve gereğinin yapılacağı talimatını vereceğini söyler. İşte böyledir Avni Uluer. Hatta çok yakın bir arkadaşımın çocuğunu işe sokabileceğini, ama biraz masraf olacağını da söyleyebilmiştir. İtiraz etmeye kalkmasın, o arkadaşımı getirir yüzleştirir ve kendisini de mahcup ederim.

Evet sevgili okurlarım. Niye mücadele ettiğimin bir kısmını size isim vererek anlatmaya çalıştım. Bu isimlerden daha var. İleri ki yazılarımda devam edeceğim. Bütün bunlara rağmen olsun ben vefalı adamım, bunları kaale almam deniyorsa, o zaman şunu söylerim, “Allah işini gücünü rast getirsin”.

Haydi Hayırlısı…

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (17)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.