Tarım Cenneti Bir Ülkede Nasıl Kitlesel Bir Açlık Olabilir?

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Başlık bana da enteresan geldi. Yer Venezuela, konu açlık. Ders alınması gereken bir makaleden bazı konuların bize de örnek olması açısından önemli olacağını düşündüğüm bir makaleyi paylaşmak istedim. Venezuela dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahiptir. Buna rağmen böyle bir zenginliğin üstünde böyle bir yoksulluğun oluşturulması, ülkenin trajik bir çelişkisi olsa gerek.

Toprağı Türkiye'den daha büyük, nüfusu (32 milyon) daha az, tarım için uygun iklimi ve toprağa sahip. Bu sayede 20 yıl öncesine kadar da sadece kendi kendine yeten değil, ihraç eden bir ülke idi. Ne oldu da artık kendi toprağının bereketinden yararlanamıyor? Bir tarım cenneti 20 yılda, kitlesel açlığın yaşandığı bir ülkeye nasıl dönüştürülebildi? Bu neyin uyguladığının kaçınılmaz sonucudur? Bu hale gelmeden önce birçok ekonomist daha yolun başında bu sonu önceden bildirmişti ama dinleyen olmadı.

Olay Chavez'in 2001'de, "Toprak kimsenin malı olamaz, toprak ülkenin malıdır" gibi süslü bir çıkışla başladı. Chavez'e göre büyük çiftlik sahipleri, halka ait arazileri illegal olarak mülkiyetlerinde tutuyor ve bu haliyle de kapitalizmin sözcülüğünü yapıyorlardı. Yukarıda belirlenen anlayışla çıkarılan bu yasa devlete, özel tarım alanlarına kamulaştırma adına el koyma gücünü verdi. İlk etapta 28 bin kilometrekarelik tarım arazisi (280 bin hektar) kamulaştırıldı ve küçük parçalar halinde yoksul köylülere dağıtıldı. Bu uygulama Chavez'e sonraki seçimlerde büyük oy desteği olarak geri döndü. Bir örnek:

JD Santos kuşaklardır ailelerine ait bir araziyi, örnek tarım alanı haline getirmek için milyonlar dolarlık yatırım yapmıştı. Ülkedeki her şeyin rejimin yönetiminde olmasına inanan Chavez böylesi devletten bağımsız girişimlere sempatik bakmıyordu. İşletme kamulaştırıldı, Chavez'in deyimiyle 'halkının malı halka verildi'. Başka örnek: V Lecun'un ailesinin 1890’den beri sahibi olduğu verimli çiftliğe Rejim "burada mısır yetiştirmeye karar verdik" diyerek el koydu. Birkaç büyük çiftliği devletleştirmenin halktan büyük destek gördüğünü gören Chavez rejime açıktan destek vermeyen tarımsal işletmelere, 'buralar yeterli verimlilikte kullanılmıyor' gerekçesiyle el koymaya başladı. Köylüyü sömürüyor olarak görülen büyük çiftliklere yönelik bu tür uygulamalar kamuoyundan büyük destek aldı. Ancak başlangıçta cazip görülen bu uygulamalarda gücün kontrolden çıkması da uzun sürmedi. El koymalar zamanla orta ve küçük çiftliklere de yayıldı.

Chavez'den yoksul Venezuela halkına ikinci büyük "hediye" enflasyonun yükselmeye başladığı 2003 yılında geldi. Gıda ürünlerinin perakende satış fiyatları üst limit getirilerek pahalılık dizginlendi. Önce şeker ve süt gibi temel gıda maddelerinde başladı uygulama. Sonradan diğer gıda ürünleri de geçti. Süpermarketlerde fiyat etiketleri artık çok ucuzlamıştı. Fakat bir sorun vardı. Süpermarketler sonuçta üretici değildi, aracı tüccarlardı. Onlar da sattıklarını, üreticiden para ödeyerek alıyorlardı. Ürünü satın alırken ödedikleri paradan daha yüksek bir fiyata satamayacaklarsa, yaptıkları işin ticari bir değeri yoktu. Doğal olarak üreticiden daha az mal alarak giderlerini kısmaya, böylece market rafları boşalmaya başladı.

Chavez yönetimi ise bunu, "sağcı market sahipleri devrimimize karşı ekonomik savaş yürütüyor" diyerek, süpermarket zincirlerinin Bolivar devrimine düşmanlığına bağladı. Bazı büyük süpermarket zincirlerine devlet el koydu, buna karşı devlet kendi tanzim satış ağını kurdu. Rejim ülke genelinde 16 bin 600 şubesi olan marketler zinciri, 2008’de ise ulusal toptan gıda satış ağını kurdu. Bu yapı için giderler Devlet bütçesinden karşılandı. Rejim marketçiliğe başladıktan sonra fiyat kontrol uygulamasını süpermarketlerle sınırlı olmaktan çıkardı ve üretici firmalarına da yansıttı. Artık gıda üreticileri de marketlere ürünlerini devletin belirlediği belli bir toptan fiyatının üzerinde satamayacaktı. Çiftçiler ve gıda sanayicileri ürettiklerini, piyasa değerinin çok altında veya başa baş satmaya mecbur bırakıldı.

Ama bir sorun daha vardı. Üreticiler de her şeyi bedavaya havadan üretmiyor, üretimin de bir ederi vardı. Bu anlayışla yatırım yapmayı bıraktı; teknoloji gübre, tohum, ilaç gibi girdileri kıstı. 2005-10 arasında üretim keskince düştü. Rejimin bu soruna da çözüm için tavan fiyat sistemini makine, gübre, ilaç üreten firmalara; üretime tedarik sağlayan firmalara kadar zincirleme olarak genişletildi. Doğal olarak birçok üretici, yaptıkları işin hiçbir mantığı kalmadığı için ya üretimi tamamen bıraktı veya sadece kendisine yetecek kadar üretmeye başladı.

DEVAM EDECEK

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (5)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.