TARIM ZAMANI-7. ULUSAL TARIM ÖĞRENCİ KONGRESİ

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

İnsanın yoğun duygulandığı anlar olur ya benim için de 3 Mayıs Çarşamba günü öyle oldu. Kongre salonuna girdiğimde tıklım-tıklım dolu salonun hali beni hem çok memnun hem de çok mutlu etti. İşte bu ülkenin gençleri, genç tarımcıları dedim.

Tarım sektörü bitti, bitirdiler diyenlerin yalanlarını yüzüne vurmak, bu manzarayı onlara göstermek gerekirdi. Gençler; hocalarının, abilerinin, yöneticilerinin, oda ve borsa başkanlarının arasında idiler. Heyecan yüklü yüzlerce göz arasında ülkemin geleceğinden, üretime talepten, gıda garantililiğinden ve ülkemin özgürlüğünün garanti altında olduğunu gördüm.

Her zaman ifade ettiğim gibi, bir ülkede üretim olmaz ise o ülkenin geleceğinden, özgürlüğünden bahsetmek çok zor. Başkalarından beslenen bir ülkenin aynen kültür beslenmelerinde olduğu gibi bağımsızlığından, özgürlüğünden bahsetmek çok zor.

Heyecanıma sebep olan olay Selçuk Üniversitesi ve Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şubesi tarafından ortaklaşa düzenlenen "7. Ulusal Tarım Öğrenci Kongresi" Konya da yapılması idi.

Yoğun bir talebin olduğu kongre salonunda 46 üniversitenin ziraat fakültesinden 800 öğrenci ve akademisyenin yanı sıra çok sayıda tarım camiasından çok sayıda dinleyici vardı.

Kongre açılış konuşmaları yapıldı. Açılısı yapan ZMO Konya Şube Başkanı Celil Başkan’ın “gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun tarımın dünyada ihmal edilemeyecek tek meslek” olduğunu ifade ederken geleceğin tarımcılarından “Türk tarımının kalkındırılması topyekûn için söz alması” etkileyici idi.

Sevgili Başkana, böyle bir çalıştayı düzenlemesinden şahsına ve arkadaşlarına teşekkür etmekten gayri ne gerekir ki. İnşallah bu tür çalışmalar özellikle de gençlerin değişik platformlarda buluşması devam eder ve ettirilir.

Bu Çalıştayın gerçek muhatapları olan gençliğe elbette söylenecek çok şey vardır.

Sevgili gençler, meslektaşlarım. Devir tarım devridir. Kendini, halkını, yaşlısını-gencini, askerini, öksüzünü-yetimini doyurmayan bir ülkenin tam bir ülke olduğundan bahsetmek zordur. Bunun dünyada birçok örneği vardır. Kaynakları olduğu halde aç, potansiyeli olduğu halde kullanılamayan birçok ülke vardır ki haklı perişan, açlıktan kırılmakta, başka ülkelere el açmakta ve o ülkelerin kölesi olmaktalar.

Aksi durumda yeterli kaynağı olmadığı halde tepine-tepine yiyen, nispet olsun diye yağlı göbeklerini daha da şişiren, kedisine köpeğine özel mamalar üreten onlar layık gördüğü gıdasını insanlığa layık görmeyen bir sürü ülke vardır.

Gençler asla mesleğinizi ve kendinizi küçük görmeyiniz. Sizler en kutsal, en hayırlı, en geçerli bir mesleği icra edeceksiniz. Ülkemin özgürlüğü sizlerin üretim gücümüzü verimli ve olumlu kullanmaya, kaynaklarımızı israf etmeden ülkeme ve insanlığa hizmet etmeye talip olunuz. Bu ülkenin gerçek sahipleri sizsiziz. Zira bir ülkenin gerçek sahipleri üretenler, halkını doyuranlardır.

Mesleğimizin kutsiyeti kadim kültürümüzden gelir. Tarihi ve manevi değerlerimiz üretmeyi, üreterek milli olmayı, milli olarak adaletli, yardımseverliği, cömertliği, merhametli olmayı emrettiği kadar “gerçek üretim alanı olan vatanı, toprağı korumayı; bire yediyi, yediye yedi yüzü ve karşılığında da birçok maddi ve manevi değerler silsilesini kazanmayı müjdeler”.

Vatan da sizin, özgürlükte sizin olsun istiyorsanız işte hedef işte müjde. Yolunuz açık olsun.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.