Teknoloji ve Bayram

Ahmet Çapanoğlu

Kâğıt, kalem, kitap, yazmak ve okumak öldü. Yaşasın hayatımıza giren dokunmatik ekranlı telefonlar, uzaktan kumanda televizyonlar ve tüm dünyamızı elimizden alan, birlikte olmayı ve insanların yüzlerine bakarak konuşmayı öldüren android telefonlar. Selamlaşmalar “SLM” olmuş, Allahaısmarlayıp Allah’a emanetler “bye” olarak şekillenmiş. Ne inanca saygı, ne de örf ve adet kalmış. Öyle bir noktaya geldik ki, birbirimizi anlamak yerine, özentilerle ve inanç sistemimizde ki zayıflıklarla, birbirimizi anlamamak için caba sarf eder olmuşuz.

İnternet dünyasının ve iletişim araçlarının geliştiği bir çağda, iletişim bozukluklarımız ortaya çıkıyor. Ne gariptir ki, teknoloji ilerlerken, onu kullanan bizler geriliyoruz. Sadece sanal âlem gelişiyor, benliğimizden ve insani özelliklerimizden ödün veriyoruz.

Maalesef biz teknolojiyi gereği gibi kullanamıyoruz. O pembe yalanlarla süslü ekranlardan gözümüzü alıp okumaktan uzaklaştırılıyor, akşamın bir bölümünü okumaya, sevdiklerimizle buluşmaya ve sohbete ayıramıyoruz. Sohbetler ve bayramlaşmalar bile bu sihirli camdaki programlara göre ayarlanıyor. Eğer beğendiğiniz bir dizi başlıyorsa sohbet bitiyor demektir. Özümüz bittikten sonra sohbet bitmiş ne yazar.

Özümüze dönüp sohbeti sohbet gibi, bayramı bayram gibi yaşamak için en kısa süre içerisinde kaybettiklerimizi geri kazanmamız gerekir. Sağlıklı bir toplum, sağlıklı bir gelecek için oturup düşünerek karar vermeli, aile sohbeti mi, dost sohbeti mi yoksa tüm gece boyu teknoloji aletlerinin esiri olmak mı? Uzun süreli kullanımlarda televizyon ve internet, hayatımızı olumsuz yönde etkileyip robotlaştırdığı için, ihtiyaç ölçüsünde kullanmalı, kalan zamanı, uçurumları ortadan kaldırmak için, birbirimizi anlayacağımız, derdimizi, sevincimizi paylaşacağımız, kaliteli zaman dilimlerine ayırarak mutluluğumuza fırsat tanımalıyız.

Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, ne kadar çağdaş olursak olalım, belli bir süre sonra birebir iletişim kurma yerine, birbirlerimize karşı davranışlarımız değişiyor, teknolojiye uyarak robotlaşıyoruz.

Evinize gelen misafirin çocuğu, eğer evinizde internet yoksa ya huzursuzluk çıkarmaya başlıyor gitmek için, ya da sanki ön rezervasyon yapar gibi gelmek için internetinizin olup olmadığını sorguluyor. Çocukların 10 da 9’unda bu akıllı telefonlar var. Ellerindeki telefonlar akıllı ama kendileri sanki aklını kaybetmiş gibi bön bön bakıyor. Nasılsın diyorsun, başını aklını emanet ettiği telefondan kaldırmadan, yüzüne bile bakmadan “iii” diyor. Tüm dünyası o olmuş, aklını ona emanet etmiş ve ondan ayrılamıyor çünkü.

Bu gariplikler sadece çocuklarda mı sanıyorsunuz. Yaşı geçmiş, belli bir olgunluğa gelmiş insanlar bile ellerinden telefonu düşürmüyor, sizinle konuşurken liseli âşıklar gibi mesajlaşmayı da ihmal etmiyorlar. Teknoloji, yediden yetmişe hepimizi esir almış, saygı ve yüz yüze iletişimimizi öldürmüş. Toplum olarak hiçbir şeyin ölçüsünü bilmediğimiz gibi, bu konuda da teknoloji hovardası olmuşuz ve zaman israfı yapmaktayız.

Bayram gelmiş, kimin umurunda. Artık ziyaretler bile öldü. Telefon açıp sesini duymayı boşverin, yazın mesajı, mesaj gitsin, ellerini öpsün hal hatır sorsun. Nerede o eski bayramlar diye hayıflananlar bile kendilerini sorgulamıyor, bayramlaşma süresince ellerinden telefonları düşürmüyorlar. İşte bu yüzden ne bayramlarımız bayram, ne de aile ortamlarımızın o eski mutlu hali var.

İnşallah ifa ettiğimiz Kurban bayramınız, mutlulukla geçmiş, siz bu yazdıklarımı yaşamamış, mesaj atmak yerine ziyaretinize gelinmiş, ziyarete gitmişsinizdir.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.