Tesettürle savaşı bitti...

Mustafa Balkan

28 Şubat bitmiş ve AK Parti ezici bir çoğunlukla iktadara gelmesine rağmen devlet kurumlarında başörtüsü yasağı hâlâ devam ediyordu.

Başörtüsü yasağına karşı mücadelem 12 Eylül darbesi sonrasına kadar dayanır. 80 darbesinden sonra da bu yasak devam etti. 80'li yıllarda Meram Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi'nden mezun olmuş bir genç olarak bir arkadaşımın babasının Özkaymak firmasında çalışan 76 Model Mercedes otobüsünde muavinlik yapıyordum. Gece sokağa çıkma yasağı vardı. İhsaniye Mahallesinden Kule Site'nin orada eski Konya Şehirlerarası Otobüs Terminali'ne kadar yürümek zorunda kalıyordum.

Bir gün İzmir seferinden geldim. Konya Otogarı'ndan Adana yolcularını alan otobüs Adana'ya hareket etti. Ben, görevimi diğer muavine bıraktım. Saat 02.30 suları ve ben, sokağa çıkma yasağının devam ettiği o saatte her şeyi göze alıp yürüyerek evin yolunu tuttum. Yarı yolda polis devriyeleri beni fark ettiler. Hemşerim sokağa çıkma yasağı var, bilmiyor musun dediler. Yoldan geldim ve feci uykusuzum. "Muavinim, yoldan geldim evime gitmek için yola çıktım. Sabahı bekleyemedim" dememe rağmen o gün o geceyi karakolun nezaretinde geçirmek zorunda kaldım. Üzerimde ne varsa aldılar. O sıralar "Samsun 216" içiyorum. Paketi de yeni açmıştım. Bir de yedek almıştım. Sabah olunca nezaretten çıktığımda Samsun 216 sigara paketlerinin kaybolduğunu öğrendim. O polislere hakkımı helal etmedim tabii ki.

 

***

Özkaymak firmasında 6 ay muavinlik maceramız oldu. Türkiye'de görmediğim şehirleri görme fırsatım oldu. Ferdi Tayfur'un, Orhan Gencebay'ın ve İbrahim Ttılıses'in ilk çıkan filmlerini İstanbul'da Topkapı'ya yakın Çemberlitaş'a doğru inerken sıralı sinemalarda izliyordum. Dedim ya, bizde macera çok! Sonra anlatırım. Muavinlik yaptıktan sonra 1992'lerde eski mesleğim olan garsonluğa tekrar dönüş yaptım. Konya'nın en lüks restaurantı olan Çeşnicibaşı'nda çalışmaya başladım. Bu aralar "Genç Kalemler" olarak yazarlığım ve fahri muhabirliğim de devam ediyordu. Konya'daki mahalli gazetelerin Genç Kalemler Köşesi, benim açımdan ideal ve bulunmaz bir fırsattı. Kemal Ilıcak'ın Tercüman gazetesi ile Yankı dergisinin okur köşeleri de benim açımdan ideal köşelerdi. Değerlendirdim ve daha sonra Müslüman Kardeşler'in Kanada'da çıkan ve Türkçe yayımlanan dergisine yazılar göndermeye başladım. Türkiye'de başörtüsü mücadelesiyle ilgili olarak kamu dairelerinde görev yapan bayan memurlar ve öğretmenlerin de başörtüleriyle birlikte pekâla çalışabileceklerine dair yazım o dergide çıktı. Bana da postayla dergiyi göndermişlerdi.

 

***

Bu yazı beni tesettür konusunda ve başörtüsüyle mücadelede epey kamçıladı. 28 Şubat'ta üniversitelerde başörtüsü mücadelesi veren bacılarımın yanında yer alarak kılıçtan keskin kalemimi hiç düşürmedim. El Ele Beyaz Yürüyüş'e destek verdiğim ve başörtülü bacıları savunduğum için DGM'lik olduk. Ayda bir DGM'nin kapısını çalıyor ve Asliye Ceza Mahkemesi'nden tutun Ağır Ceza Mahkemesi'ne ve Savcılık kapısı ile Konya Adliyesi koridorlarını mütemadiyen aşındırıyordum. Elhamdülillah alnımızın akıyla hepsinden beraat ettik. 28 Şubat Postmodern Darbe'nin yıldönümüne iki gün var. Etkileri eğitimde hâla devam eden bu darbe dolayısıyla Konya'da fişlenmeyen insan kalmamıştı. Bütün bunları 28 Şubat'ta paylaşacağım.

 

***

Ak Parti iktidar olmasına rağmen tesettür ve başörtüsüyle ilgili yasak o yıllarda kamu dairelerinde devam ediyordu. Askerlerin yemin törenlerinde bile başörtülü anneler, kışlalara alınmıyordu. Sonra Ak Parti iktidarı döneminde verilen mücadeleler kendini göstermeye başladı. Teyze kızı, Konya Hava Lojmanlarında bir arkadaşını görmeye gittiğinde başörtülü olarak kapıdan geri çevrilmişti. Şöyle takarsan buyur geç demişlerdi. O da bunu kabul etmediği için o askerî lojmana girememişti.

Geçen günlerde "Milli Savunma Bakanlığınca yapılan bir düzenlemeyle, Genelkurmay karargahı, kuvvet komutanlıkları ve bağlı birliklerde görev yapan kadın subay ve astsubaylar başörtüsü takabilecek." şeklinde medyada çıkan haberler yüreğime su serpti.

Nerden nereye...

Kendi kendime, nihayet "TSK'nın tesettürle savaşı bitti" dedim.

Alınan karar, bana göre devrim niteliğinde.

Türk Silahlı Kuvvetleri Kıyafet Yönetmeliği'nin "Genel Hükümleri" bölümüne eklenen madde şöyle: "Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri mensubu bayan subaylar, sözleşmeli subaylar, astsubaylar, sözleşmeli astsubaylar ve askeri öğrenciler ile bunların adayları ve kursiyerleri, resmî üniformalarıyla birlikte şapka, bere veya kep altına başlarına taktıkları üniforma renginden istihkak olarak verilen desensiz giysileri yüzlerini kapatmayacak şekilde takabilirler."

 

AZİZİM DİYOR Kİ...

Başörtülü bayan hakim, savcı, avukat, kaymakam ve valilerimizden sonra şimdi de başörtülü bayan subaylar ile astsubaylarımız da olacak.

Hakikaten devrim niteliğinde olan bu kararla TSK'nın tesettürle mücadelesinin bittiğine, bitirildiğine dair güzel, müspet ve takdire şâyan bir gelişme.

 


İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.