TOROSLARIN İPAR GÜLÜ, TAHTACI FATMA -1-

Yrd. Doç. Dr. Fatih Uslu

Süha Arın’ın yönetmenliğini yaptığı 1979 yılı yapımı, 12 yaşındaki bir tahtacı kızı Fatma ve ailesinin Toros dağlarında verdikleri yaşam mücadelesini anlatan belgeselden yola çıkarak, sadece Elmalı/Akçaeniş Köyü Suluçukur obası değil, Tahtacılar özelinde Anadolu insanının dramını ve o dram içerisindeki gizli bulunan mutluluk anlatılmaya çalışılmaktadır. Yerleşik hayata geçmiş bir Tahtacı’nın hadariyet özlemi gün yüzüne çıkarılmıştır.
‘Öğretmen olmak isterim, doktor olmak isterim ama babam okutmaz, annem hasta evin işine kim bakacak. Hep göçmekten yoruldum bu yaşta, yerimiz yurdumuz belli değil, yazın yükseklere çıkarız, kışın seyile (sahil) gideriz. Keşke imkân olsa da bizim de sabit oturabileceğimiz, ne bileyim eller gibi bizim de bir evimiz olsa, şehirde yaşasak, şehirliler gibi lokantadan hazır yemek yesek.’ Tahtacı Fatma.
Bu belgeselde Tahtacı Fatma’nın ailesinin dışında başka karakterler ve o kişiliklere yapışmış dramlar da var elbet: Sendikal haklar, sağlık güvenceleri ve sigortalı iş gibi temel haklardan yoksun olduklarının altını çizene mi dersin, ağaç keserken menfur bir kaza sonu hamile eşini karnındaki çocuğuyla kaybeden ve bu elim acıdan sonra kendini şiirlere ve türkülere veren yanık sesli bir aşığın bitmek bilmeyen feryadına mı dersin, yoksa otuz beş yaşında ağzında diş, kafasında saç kalmayan pos bıyıklı bir Tahtacı oğluna mı? 
Göçebe hayatlar insanları çabuk yıpratır, doğa ile boğuşmak kolay değildir elbet, 15/16 yaşlarında gençlerin ellerinde yirmi kilogramlık ağaç motoru diye tabir edilen elektrikli testereler, daha 10/12 yaşlarında ağaç dalları budayan genç kızlar bir taraftan odun kesiyor, bir taraftan da dağ evinin işlerini yapıyor. Bu bağlamda Tahtacı Fatma, sadece orman işçilerinin, sadece göçerlerin değil; aslında Anadolu insanının ezilmişliğinin sembolüdür aynı zamanda. 
Tahtacı Fatma, kırsal kesimlerde okuyamayan kız çocuklarının, küçük yaşta çalıştırılan çocukların bir temsilcisi olmakla kalmıyor; aynı kültür havzasından beslenen fakat küçük nüans farkları olan insanların da bir çeşit sembolüdür. Bu arada şunu belirtmeden geçemeyeceğim; Tahtacılar, en saf ve temiz Türkçe konuşan Oğuz Türklerinin Ağaçeri Boyundan gelmektedir. 
Not: Devamı haftaya…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.