ÜNİVERSİTELİ OLMAK VEYA OLMAMAK

Ali Dutal

2017 yılı üniversite yerleştirme sonuçları açıklandı; çocuklarımız ve ülkemiz için hayırlı olur, inşallah.

Sonuçlar üniversite sistemimizin içinde bulunduğu sorunları bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.

Açıklanan sonuçlarına göre; örgün lisans programlarında 50 bin 817, örgün ön lisans programlarında 163 bin 613 olmak üzere toplam 214 bin 430 kontenjanın boş kaldığını basında yer alan haberlerden öğrenmekteyiz.

Bu kadar yüksek sayıda kontenjanın boş kalması oldukça düşündürücü olup bu durum sistemin iflasının en somut sonuçlarından bir tanesidir.

Ayrıca, tercih edilip de mezunlarına iş bulunamayan bölümler daha büyük sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Birkaç bölümün dışında tüm bölümlerimiz ülkemizin ihtiyacının kat kat üzerinde öğrenci alıyor.

Allah aşkına soruyorum; herkesi üniversite mezunu yapmanın ülkemize, insanımıza bir faydası var mı?

Olmadığı gibi, üniversite mezunu işsiz gençlerin psiko-sosyal yönden büyük sorunlar yaşamasına da sebebiyet vermektedir. Üniversite mezunu olan gencimiz kendi alanında bir iş bulamıyor; her işte çalışamıyor; iş olmayınca evlenemiyor; bir müddet sonra çevresiyle çatışmaya başlıyor.

Bunun yanında üniversite eğitiminin devletimize yüklü bir maliyeti var; bu paralar milletimizin parası, hiç kimse paralarının çarçur edilmesini istemez.

-O zaman devletimiz niye bu kadar çok üniversite ve bölüm açıyor?

Öyle lüzumsuz bölümler açılmış ki, bu bölümler tercih edilmiyor. Azıcık düşünün, 214 bin 430 kontenjan boş kalıyor!

Şunu samimiyetimle ifade ediyorum; velilerimizin çoğu çocuklarının tercih ettikleri bölümün getirisini ve götürüsünü de bilmez; çocuğunun bir bölümü kazandığına bakar ve mezun olup iş bulamayınca acı gerçeğin farkına varır.

Son yıllarda durumun farkına varılmaya başlandı; çünkü, ortalıkta gezen o kadar çok üniversite mezunu var ki…

 Uluslararası İlişkiler, Kamu Yönetimi, İşletme, Mühendislik, İktisat, Fizik, Kimya, Biyoloji gibi önemli bölümlerin puanlarının ayağa düşmesi ayrıca bir düşündürücü!

Eskiden mühendislerin toplumda bir karşılığı vardı; şimdi tercih bile edilmiyor.

Tercih kılavuzuna baktım, hemen hemen tüm üniversitelerimizde “Uluslararası İlişkiler” bölümü var. 

Okullarımızda doğru dürüst dil öğretemiyor bir de tüm üniversitelerimize “Uluslararası İlişkiler” bölümü açıyoruz.

Kısaca, büyük bir sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunun psikolojik ve sosyolojik sonuçları üzerinde ciddi ciddi durulmalıdır.

Her ilçeye ihtiyaç olsun veya olmasın meslek yüksek okulları açılması ayrı bir sorun. Çok fazla derinlemesine yaşanan sosyal sorunların içine girmiyorum; ancak, meslek yüksek okullarının bulunduğu ilçelerde yaşayan vatandaşlarımızın bu sorunla ilgili çok şikayetlerine tanık oldum.

-Üç beş kişiye istihdam sağlansın, üç beş esnaf öğrenciler üzerinden para kazansın diye bu bölümleri açarak hem çocuklarımıza yazık ediyoruz hem de toplumumuza!

Elimde yetki olsa meslek yüksek okullarının büyük bölümünü kapatırım; hele hele küçük ilçelerde bir tane bile meslek yüksek okulu bırakmam.

Amaç, toplumun tüm bireylerini yüksekokul mezunu yapmaksa açık öğretimle bu işi halledebiliriz. Bir çok bölüm için örgün eğitime çokta gerek yok; aslında, açık öğretim yoluyla öğretim bir çok sosyal sorunun yaşanmamasına da katkı yapacağını düşünüyorum.

Bu kadar üniversite açılmasının nedenlerinin başında zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması olduğunu, düşünüyorum.

Eğitim insana değer katmalı; maalesef, eğitim sistemimiz milli ve manevi değerlerimizin çocuklarımıza kazandırılmasında çok zayıf kalmaktadır.

Bu durum ülkemizi yöneten irade tarafından bilinmesine ve çözüme yönelik bir çok adımlar atılmasına rağmen bir türlü istenen başarı elde edilemediği gibi her geçen gün kötüye gitmektedir.

 

 

 

           

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.