Uzaylılar olmadan

Oktay Demiray



Doktoru, işçisi… Zengini, fakiri… Genci, yaşlısı… Tüm Konyalılar ikiye bölünmüşler tartışıyorlar: "Bakkal bu takımın hakkını veriyor mu vermiyor mu?", diye…

Dün Malatya'da, önceki gün İstanbul'da, daha önce Ankara'da, Samsun'da, İzmir’de herkesin bir fikri var kendine göre. Bana da o müthiş soruyu yöneltiyorlar. "Hocam Mesut Hoca bu takım için yeterli mi sence?"

Bu iki kritik soruyu bir kenara koyalım. Sezonun en kolay, en basit beraberliğini anlatarak harcamayacağım bu satırları. Hepinizin bir futbol uzmanı olduğunuzu varsayarak karşı bir soru yönelteceğim sizlere:

Diyelim ki Bakkalsız’sınız… Son maçtaki kadroya ilaveten elinizde Djalma, Marica da var. Kimleri keser nasıl bir kadro kurarsınız? Yerlerine yerleştirdiniz diyelim, nasıl bir performansa ulaşılabilir dersiniz? Evet beklentiler yüksek, paralar harcandı kadro zenginliği var; ama beklenen başarı henüz yok!
Biz basitliğe değil olağanüstü olaylara inanmışlığı seven bir ülkeyiz. Konyaspor tarihinin en büyük başarılarına ulaşmasını her maçta 5 atan bir takım olmasını bekliyoruz. Berabere kalma hakkı yok. Yenilme hakkı hiç yok…
Söylesenize bu kadar gerilen hangi teknik direktörden Konyaspor’a hayır gelir? Gönderin Mesut Bakkalı yerine Lippi, Capello, Rijkaard, Mourinho ya da başka biri.. Hangisi gelir gelmez elindeki sihirli değneği deydirip bu futbolcuları halkın görmek istediği "uzaylılar topluluğu" haline getirebilir?

Önemli bir maçı kazanabilirsiniz ya da kaybedersiniz. Büyük bir finali kazanır ya da kaybedersiniz. Şampiyon olursunuz ya da olamazsınız. Bütün bunlar için bütün hırsınız, yeteneğiniz, gücünüz ve en önemlisi onurunuzla mücadele edersiniz. Olursa olur, olmazsa olmaz..

Uruguaylı yazar Galeano’nun “Kucaklaşmanın Kitabı” adlı eserinden bir pasaj geldi aklıma..

Vancouver Adası’ndaki Kızılderililer reislerinin büyüklüğünü değerlendirmek için yarışmalar düzenlerlermiş. Rakipler yarışmaya, sahip oldukları her şeyi ortadan kaldırarak katılırlarmış… Kanolarını, balık yağlarını, somon yumurtalarını ateşe atar, pelerinleriyle, kapkacaklarını yüksek bir yerden denize fırlatırlarmış.

Her şeyi en önce elden çıkaran kazanırmış. Rus oyuncu, 78 dakika boyunca en fazla eforu sahadan alınırken sarfetti. Aslında bu bir mesajdı. ’’Orası markaların arkasında saklananların değil, formayı ıslatanların yeri olacak’’ mesajıydı bence..

Bu takımın eksiği yok mu, çok. Bu takımın Türkiye’de  başarı yakalaması için daha çok yol alması gerekiyor mu, evet.  Bu takımın ligde üst sıralarda olabilmesi için Hleb, Marica ve Rangelov'lu kadrosuyla en az kazanan takımlar kadar "savaşçı" bir görüntü vermesi gerekmiyor mu, evet..

Peki  nasıl savaşacaksınız? İşte Mesut Hoca’nın  hem kendisinin hem de Konyaspor’un kaderini belirleyecek gerçek soru burada saklı.

Mesut Bakkal, ya sonuna kadar "savaşan" bir onbirle kalan haftaları geçirecek ve gelecek sezon için yaptığı planlarda yıllanmış şaraplara değil, "oynamadığı zaman değeri anlaşılan" yıldızlara yer verecek.

Ya da…

Konyaspor  taraftarı gibi o da her hafta bir "uzaylının" çıkıp kendisini kurtarmasını bekleyecek..

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.