Vekillerin Durumuna Üzüldüm Doğrusu!

Barbaros Ulu

Devletten aldığım maaşla geçinen bir devlet memuruyum. Başka da bir gelirim yok. Hayatım boyunca aldığım maaşa göre kendimi ayarlamış, yorganın dışına ayağımı uzatmış değilim. Maaşımı alıp harcarken hiç başkasının maaşıyla ilgilenmedim. Kimin maaşı aklıma gelse “Kadının yaşı, erkeğin maaşı sorulmaz” sözü aklıma gelir, hemen vazgeçerim. Kendi maaşımın dışında maaşlarını bildiğim tek zümre asgari ücretle çalışanlar. Asgari ücretlilerin maaşından da her yılbaşında “Asgari Ücret Komisyonu” tarafından belirlenirken haberim oluyor. Onların aldığı maaşı gözümün önüne getirince onlar bu ülkede bu maaşla geçiniyorsa ben hayli hayli geçinirim diyor ve halime şükrediyorum.


Sanmayın aldığım maaşı anlatacağım. Geçinebiliyorum veya geçinemiyorum şeklinde kendimi anlatacak değilim. O zaman bayram değil, seyran değil, nedir derdin derseniz? Maaş konusunu ben açmadım. Sayın Meclis Başkanımız Mustafa Şentop’un, Habertürk'te "Açık ve Net" programını sunan Kübra Par'a, vekillerin aldığı maaşların nerelere gittiğini anlatan sözlerini gazetelerden okuyunca, fazla maaş alıyorlar diye düşündüğümüz vekillerin durumuna üzüldüm doğrusu. Çünkü harcamaları çokmuş. İsterseniz vekillerin harcamalarına Şentop'un gözüyle bir bakalım:

*Vekillerin hafta sonları memleketlerine gidiş-geliş harcamaları...

*Meclis'e gelen ziyaretçilere yedirip içirme, seçmeni otelde misafir etme, hastane masraflarını karşılama...

*Lojmanları yok, kirada oturuyorlar. Araç tahsisi yok, Meclise toplu taşıma ile gelenler bile var.

*Maaşlarından partilerine kesinti yapılması.


Siz ne dersiniz bu duruma bilmiyorum. Ama ilgili konuşmayı okuduktan sonra bir de videodan izledim. Anlattıkları garibime gitse de Sayın Şentop'u samimi buldum. Demek ki insanın ne kadar geliri varsa bir o kadar da harcaması oluyor. Statü yükseldikçe ağalık yapmak da vekillere düşüyor. Garibime giden; vekiller, gelen ve gidenin karnını niçin doyurur? Ziyarete gelen seçmen oraya karnını doyurmaya mı geliyor? Gelene çay, kahve ve soğukluk ikram edilse ne olur? Orası aşevi veya imarethane mi? Sonra Mecliste niçin lokanta var? Vekiller gelen misafirleriyle birlikte yemeği Mecliste yiyeceğine, Ankara sokaklarına inip değişik lokantalarda yemek yeseler daha iyi olmaz mı? Böylece hem halkın arasına inmiş olurlar hem de ödemeyi bir defasında vekil yaparken diğerinde de seçmen yapar. Bu alışverişten Ankara esnafı da faydalanmış olur. Sonra hastaneye gelen herkes ihtiyaç sahibi mi ki vekil, gelenin hastane ve otel masrafını karşılıyor? Kültürümüzde misafirperverlik vardır; izzet ve ikram, ilgi ve alaka göstermek iyidir. Ama tek taraflı olmaz bu işler. Ayrıca milleti bu kadar da bedavacılığa alıştırmamak lazım diye düşünüyorum.


Sayın Şentop'un açıklamasından vekilliğin zor zanaat olduğunu, çekilecek bir meslek olmadığını anladım. Merak ettiğim, durum bu ise birçok kimse, vekil olmak için niçin çok uğraşır? Bir dönem vekillik yaptıktan sonra seçilmek için niçin tekrar aday adaylık müracaatı yapar? Acaba biz yandık, başkası yanmasın diye mi tüm bu çaba ve gayretler? Haydi hepsinden geçtim, bu çile için aday adaylık ve seçim döneminde niçin o kadar para harcarlar? İşsizliğin had safhada olduğu, bazı evlere asgari ücretten tek bir maaşın bile girmediği, hayat pahalılığını vatandaşın iliklerine kadar hissettiği bir ortamda vekillerin aldığı maaşı haklı göstermek için sayılan harcama kalemlerini yadırgadım. Sayın Şentop "Vekillerin aldığı maaş, vekillerin vekil seçilmek için aday adaylığı ve adaylıkları döneminde harcadıkları parayı karşılamaktan uzaktır. Beş yıl boyunca aldıkları maaşın kuruşuna dokunmasalar bile harcadıklarını ancak karşılarlar" dese pek yadırgamazdım.


Aman bana ne? Vekilin aldığı maaş ve harcadığı yerler çenemi yordu. Alan düşünsün. Benim maaşım bana yeter de artar bile...

 

 

 

 

 

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.