“Yağdır Mevlâm su!”

Erol Sunat

Sözleri Erol Martal’a, bestesi Mahmut Oğul’a ait olan oldukça meşhur Hüseyni makamındaki,

“Yağdır Mevlâm su” şarkısını bilirsiniz. Özellikle nakaratını…

“Alev sanacak kadar/ Yandım yanacak kadar/Suya kanacak kadar/ Yağdır Mevlâm su”

Bu şarkıyı, Emel Sayın, Zeki Müren, Taner Şener, Mediha Şen ve Yüksel Uzel gibi ünlü sanatçılar seslendirmişlerdi.

Dün dünya su günüydü. Mevlâm çok şükür aylardır yağmuru, karı bolca yağdırdı. Bereket yağdı. Ülke rahatladı. Barajlar, göletler doldu.

Su ile başımız bildik bileli dertte.

Bu dert bizden kaynaklanan bir dert!

Suçu taksiri bir şekilde suya yükleyip geçen de biz, su neden yok, yağmur kar neden yağmıyor diye sızlanan sabırsızlanan ve isyan edenlerde bizlerden başkası değil.

Garibim su bizden çektiği kadar kimseden çekmedi.

Hoyratlık bizde!

İsraf bizde!

Suçu ve taksiri kabullenmeme bizde!

Vurdumduymazlık bizde!

İsyan bizde!

Sabırsızlık bizde!

Kadir-kıymet bilmemek yine bizde!

*****

Şehir obruk cenneti!

Bu olumsuzluk dahi bizi kendimize getirmedi!

Obruklar, taban suyunun dibe vurma noktasına geldiğinin göstergesi…

Bana çare bulmazsanız, çare olmazsanız, yarın köylerinizi, mahallelerinizi, ilçelerinizi göçürürüm, bu gördüğünüz obruklara gömerim diyor!

Anlayan var mı?

Keşke olsaydı!

Korkan var mı?

Yeni bir obruğa kadar, yeni bir obruk burnumuzun dibinde bitene kadar!

Ne olacak bu obruklarla halimiz diye soran var mı?

Olsaydı şaşardık!

Soranı dinleyen var mı?

Ha var, ha yok!

Tedbir alalım diyenleri bugüne kadar kim duydu?

Hiç kimse!

Ova şimdilik kaydıyla, biraz daha zaman kazandı!

Taban suyu yükseldi diye, ellerini ovuşturanlar, suyu çoğalttık diye neredeyse zil takıp oynayacaklar!

Huylu huyundan hiç vazgeçmedi!

Suyu ziyan etmekte üzerlerine olmayan, su kurnazlarına, su açıkgözlerine dur artık, yeter artık, deme zamanı geldi de geçti bile…

*****

Taban suyu, kimsenin babasının malı değil!

Tarla benim, arazi benim, su benim yaklaşımına bir türlü son veremedik!

Kaçak su kuyusu bu ovanın kaderi olmamalı!

Konya ovasına dış havzalardan su getirme konusunun konuşulduğu şu dönemde, mevcudu koruma, mevcut suyu azami bir şekilde tasarruflu koruma diye yasaklamalar gelmeli!

Gelmekle bitmeyip, takibi ve kontrolü yapılmalı!

Türkiye sanılanın aksine su zengini bir ülke değil!

Akarsularımız yıllarca boşa aktı gitti diyenler haksız değiller.

Fırat, Dicle ve Aras bizden doğup, bize dökülmeyen akarsular!

Son birkaç on yıldır, kaynaklar kurudu, kaynaklar azaldı. Yağışlar bıçakla kesilir gibi kesildi. Göllerimiz kurudu. Bazı akarsularımızın kaynakları ya çok cılız, yada yok denecek kadar az. Dere yatakları kupkuru.

Bu yıl Allah bereketini artırsın gelen yağışlara benzer yağış en son 1987 yılında görülmüş.

Bu ne demek biliyor musunuz?

Tam 35 yıl önce!

1987’den bu yana neler çektiğimiz ise meydanda…

*****

Üst üste kurak geçen yıllar, suyu imdat sinyalleri gönderen baraj ve göletler, suları çekildikçe çekilen göller, iklim faciaları ve buna rağmen uslanmayan, söz dinlemeyen, durumun farkında değilmiş gibi davranan biz insanlar!

Verdiğimiz zarar sadece kendimize değil, herkese…

Egolar, şımarıklıklar, aç gözlülükler, akıllı geçinmeler, aynen virüs döneminde olduğu gibi, bir şeycik olmaz demeler! Çok bilmişlikler, akıldanelik yapmalar, kendince mazeretler ve gerekçeler ardına sığınmalar ve bir yığın boş vaat!

Dünya çöle dönmek üzere, yeşile düşmanlık almış başını gitmiş.

Ormanlar yanmış, yeşil örtü, yeşil kuşak tarlaya konut ekenler tarafından işgale uğramış!

Her taraf beton! Sonrada yağmur dualarına çıkıyoruz! Yağdır Mevlam su diyerekten!

Kendim ettim kendim buldum demek işimize gelmiyor! Ben ne yaptım ki demek, işin açıkgözlüğü, cingözlüğü! Minareyi çalan kılıfını hazırlar derler ya…

İnsanları suya hasret bırakan, su ile olan irtibatını kesen, kurumuş dere yataklarına konut diken, tabiatın dengesini alt üst eden aç gözlüler onca sel felaketlerinden de ders almadılar!

Su ile aramıza girenlerin sebep olduğu felaketlerin ceremesini bu işlerden haberi olmayanlar çekiyor! Masumların evi yıkılıyor, sele onlar kapılıyor, onlar sel sularında hayatlarından oluyorlar.

*****

Çok şükür ki, imdat çığlıkları atan baraj ve göletlerin imdadına yağışlar yetişti!

Barajlar doldu, göletlerin keyfi yerine geldi.

Bizler ise derin bir nefes aldık.

Su olmadan hayat olmuyor, hayatı sürdürmek zorlaşıyor!

Su gününde, keşke su gibi temiz, su gibi saf olabilseydi her şey.

Konya ovası, dört gözle su bekliyor.

Ne yapsın ova?

Büktü boynunu, gözleri doldu!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.