YENİ DÖNEM...

Abdullah Yıldırım

   Beklenen oldu ve 12. Cumhurbaşkanı belli oldu. Recep Tayyip Erdoğan ilk turda seçimi kazandı. Muhalefet açısından bahaneler bulunabilir ama bu sonucu değiştirmez. Üst üste 9 seçim kazanmak Türk tarihi açısından büyük bir başarıdır ve tarihe de geçecektir. Şu durum net ortaya çıkmıştır; Türkiye’de siyaset tamamen lider odaklıdır. Lider başarılı ise parti başarılı, lider başarısız ise parti başarısızdır…

      MHP açısından ve genel başkanı açısından son derece başarısızdır. Maalesef Devlet Bahçeli iyi niyetine rağmen kitleleri peşine takamamış, rahmetli Başbuğ’un mirası ile buralara kadar gelmiştir. Ama bu şekilde gitmesi son derece zor görünmektedir. Kitleleri heyecanlandıracak bir aday bulamamıştır, kendisinin de artık bu saatten sonra kitleleri heyecanlandırması zor görünmektedir. Ülkede lider ağırlıklı bir siyaset yapıldığına göre, bu saatten sonra heyecanlandırması da zor olduğundan, yapılacak olan ülkücüleri toplayıp, onlarla görüşerek karar almalıdır. Gitmek mi zor, kalmak mı zor sorusunun cevabını da ülkücülere bırakmalıdır…

   CHP açısından ise yapacak fazla bir şey yoktur. Sosyal demokratların oyları son zamanlarda azalmakta, yüzde 25’ler seviyesine gelmektedir. Bu oran azalabilir, çünkü iktidar yüzünü görmeyen kitlelerde, tüm Dünyada olduğu gibi bizde de, güce doğru bir kayış başlayacaktır ve hızlı bir şekilde başlamıştır. Bunun nerede duracağını partilerini yönetenlerin görmesi ve tedbir almaları ile başlar. Bu tedbirlerin başlangıcı da genel başkanların değişimi ile sonuçlanır ama bu gelenek bizde yaygın olmadığı için muhtemelen dağılma hızlanacaktır.

HDP ise tarihinin en yüksek oyunu almıştır. Bölücü bir partinin yüzde 10 barajını zorlaması Türk tarihinde ilk defa olmaktadır. Bu şunu göstermektedir, genetik olarak olayları unutmakta ve çabuk affetmekteyiz. Binlerce askerimizin, öğretmenlerin ve bebeklerin katili olan bir hareketin, siyasi kolunun bu kadar itibar görmesi 8 ilde birince olması inanılmaz bir olaydır. Sempati yaratması da hayretle karşılanmaktadır.

 Aslında başbakan, Cumhurbaşkanı olarak siyasetten bir ölçüde çekilmektedir. Başbakanın olmadığı bir AKP ne yapacaktır? Asla başbakan gibi biri çıkmayacağına göre, en büyük zorluğu bu parti de yaşayacaktır. Recep Tayyip Erdoğan’a sırtını yaslayan AKP kadroları, o olmadığı zaman bu işlerin ne kadar zor olduğunu görecekler, o zaman işin farkına varacaklardır. Görünen AKP içinde, başbakanın yerini tutacak bir genel başkanın olmadığıdır. Abdullah Gül bile ancak başbakanın gölgesinin olmadığı yerde başarıyı kazanamaz. Ahmet Davutoğlu’nun ismi geçmekte, o da henüz denenmediği için başarılı olup olmayacağı belli değildir.

  Şu da ortaya çıkmıştır ki, cemaat ve tarikatın hiç bir ağırlığı yoktur. Onlara iktidar partileri destek verirse güçtür, destek çekildiği anda değil güç olmak, bir mahalle imamının vaazları kadar ilgi çekmektedir. Şeyhin uçmadığı, şeyhi iktidarın uçurduğu, müritlerinin de uçtuğunu zannettikleri ortaya çıkmıştır. Buna da en iyi örnek son zamanki meşhur cemaattir... Yeni dönemde alınacak çok ders vardır ama almasını bilene, bunu da zaman gösterecektir…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.