1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. "Yüreğimize Sığınanlar" Sergisi
"Yüreğimize Sığınanlar" Sergisi

"Yüreğimize Sığınanlar" Sergisi

Başbakan Yardımcısı Akdağ:"Bütün dünyaya bir kere daha seslenmek istiyorum. Suriye'deki zulüm derhal bitirilmelidir. Bu zulmü bitirmeye Birleşmiş Milletler ve Birleşmiş Milletler'i oluşturan güçlü ülkelerin gücü yeter. Suriye'de gerek zalim rejim yönetimi

A+A-

ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, "Bütün dünyaya bir kere daha seslenmek istiyorum. Suriye'deki zulüm derhal bitirilmelidir. Bu zulmü bitirmeye Birleşmiş Milletler ve Birleşmiş Milletler'i oluşturan güçlü ülkelerin gücü yeter. Suriye'de gerek zalim rejim yönetiminin kendi halkına yaptığı zulmü durdurmak gerek orada çöreklenmiş olan DAEŞ başta olmak üzere PYD ve diğer terör unsurlarının ortadan kaldırılmasını sağlamak elbette sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin değil bütün dünyanın birinci görevi olmalıdır." dedi.

Başbakan Yardımcıları Akdağ ve Hakan Çavuşoğlu, 19 Ağustos "Dünya İnsani Yardım Günü" nedeniyle Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından BYEGM Basın Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen "Yüreğimize Sığınanlar" fotoğraf sergisinin açılışına katıldı.

Burada bir konuşma yapan Akdağ, "Dünya İnsani Yardım Günü"nün Birleşmiş Milletler'in (BM) insani yardım amaçlı hizmet eden 22 personelinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olayın ardından belirlendiğini anlattı.

"Dünya İnsani Yardım Günü" ve düzenlenen sergi dolayısıyla bazı gerçekleri dünyaya bir kez daha ilan etmek istediğini vurgulayan Akdağ, "Bugün herkes biliyor ki; Türkiye Cumhuriyeti, dünyada insani yardım noktasında lider ülke konumundadır." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin hem kendisine sığınanlara yüreğini açtığına hem de sınırların çok ötesine yardım götürdüğüne dikkati çeken Akdağ, İslam inancında "Kardeşi açken tok yatmak haramdır." anlayışının bulunduğunu dile getirdi.

Akdağ, Türkiye'nin bugün 3 milyonun üzerinde Suriyeli vatandaşa bağrını açmasının, Sudan, Somali gibi ülkelerin sağlık hizmetlerinin en önemli kısmını karşılamasının, Filipinler'den Afrika'nın en ücra köşesine kadar yardım eli uzatmasının bu kültürün, medeniyet mirasının sonucu olduğunun altını çizdi.

- "Suriye'deki zulüm derhal bitirilmelidir"

Başbakan Yardımcısı Akdağ, bu yardımların en büyük mutluluk kaynakları olduğunu belirterek, "Bunun için Cenab-ı Hakk'a şükrediyoruz ki yardım etme imkanımız var. Şuna da yürekten inanıyoruz; kendi ülkemizdeki huzurun, refahın, barış içinde yaşamanın güvencesi bu yapılan yardımlardır. Biz bunun bereketiyle Türkiye'de huzur içinde yaşadığımıza her geçen gün, her türlü baskıya, gizli ya da açık risk, tehdit unsuruna rağmen, büyümemizi devam ettiren, gelişen, güçlenen bir ülke olarak yolumuza devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Bunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da "Bu bir vicdan meselesidir." sözleriyle ifade ettiği gerçeklik olduğunu söyleyen Akdağ, bu vicdani sorumlulukla yola devam edeceklerini vurguladı.

Akdağ, Harvard Üniversitesi'nde Suriyeli çocukların aşılanamadığına yönelik konuşmaların olduğu bir panelde çocukların savaş nedeniyle yaşadığı duruma dikkati çektiğini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bütün dünyaya bir kere daha seslenmek istiyorum. Suriye'deki zulüm derhal bitirilmelidir. Bu zulmü bitirmeye Birleşmiş Milletler ve Birleşmiş Milletler'i oluşturan güçlü ülkelerin gücü yeter. Suriye'de gerek zalim rejim yönetiminin kendi halkına yaptığı zulmü durdurmak gerek orada çöreklenmiş olan DEAŞ başta olmak üzere PYD ve diğer terör unsurlarının ortadan kaldırılmasını sağlamak elbette sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin değil bütün dünyanın birinci görevi olmalıdır.

Buna gücümüz yeter. Burada Avrupalı dostlarımız, Birleşmiş Milletler'den arkadaşlarımız var, dünyanın buna gücü yeter. Bugün Suriye'de ağlayan, gözünden yaş akan her çocuk ya da yavrusunu kaybeden annenin gözünden akan her kanlı yaşta dünya bir kere daha başını ellerinin arasına alıp 'Buna mani olabileceğim halde neden mani olmadım?' diye düşünmelidir."

Recep Akdağ, Türkiye'nin bütün imkanları kullanarak üzerine düşeni yaptığını, Türkiye'ye sığınan Suriyeli vatandaşlara sadece barınma ve gıda değil, eğitimlerinden yaşam şartlarını kolaylaştıracak imkanlara kadar her türlü olanağı sağlamak üzere çalışmalarını devam ettireceklerini kaydetti. Akdağ, "Umarım ki dünya Suriyeli çocukların, annelerin, günahsız, suçsuz insanların çığlıklarına kulaklarını tıkamaktan vazgeçer." dedi.

- "Dünyanın ilk büyük ekonomileri neden insani yardımda geride?"

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu da konuşmasında milyonlarca masum insanın acı çektiği bir tabloyla karşı karşıya olunduğunun altını çizerek, Türkiye'nin çıkar odaklı siyasete istisna ülkelerin en başında geldiğini söyledi.

Çavuşoğlu, insanlara yardım eli uzatmanın milletlerin kültürel yapısı ve değerleriyle de alakalı bir durum olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin tarihi boyunca yaptığı insani yardımlar hakkında örnekler verdi.

Türkiye'nin Avrupa'daki mezhep savaşları sırasında Hristiyan insanların inançlarını yaşayabilmek için İkinci Dünya Savaşı'nda da Nazilerin zulmünden kaçanların sığındığı bir ülke olduğunu anlatan Çavuşoğlu, Hazreti Mevlana'nın "Bir mum bir başka mumu tutuşturmuş olmakla kendi ışığından bir şey kaybetmez." sözlerini anımsattı.

Çavuşoğlu, Suriye'nin bombaların genç, yaşlı, kadın, erkek, sivil, asker demeden insanların üzerine boca edildiği, 13,5 milyon insanın açlık çektiği, 6,5 milyon insan evinden olduğu ve 4 milyon insanın da mülteci durumuna geldiği bir coğrafya olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin 3 milyondan fazla Suriye vatandaşını şefkatle kucakladığını ve yaptığı 6 milyar lirayı aşkın insani yardımla son üç senenin en cömert ülkesi olduğunu belirten Çavuşoğlu, "Biz dünyanın 18'nci büyük ekonomisiyiz ama şu soruyu sormak hakkımız değil mi? Dünyanın ilk büyük ekonomilerinin insani yardımlarda neden üst sırada olmadığını kendimize sormamız, öz eleştiri yapmamız gerekmez mi?" diye konuştu.

- "Çıkar siyaseti gütmeyen bir anlayışla yapıyoruz"

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, artık gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulayarak, "İnsani yardımı sadece insanca yaklaşımlarla, hiçbir çıkar siyaseti gütmeyen bir anlayışla yapıyoruz." dedi.

AFAD, TİKA, Türk Kızılayı organizasyonunda Haiti'den Filipinler'e, Bosna'dan Somali'ye, Suriye'den Yemen'e, Arakan'dan Filistin'e kadar tüm mazlum ve mağdurların dertlerine derman olmaya çalıştıklarını aktaran Çavuşoğlu, bu çalışmaların gerçekleşmesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oluşturduğu ufkun, anlayışın en önemli mihenk taşı olduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bu vesileyle teşekkürlerini ileten ve Türkiye'nin 2023, 2053 hedefleri bulunduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, Türkiye'nin gelişirken, büyürken, kalkınırken her ülkenin eşit bir değer olarak gelişmesini de arzu ettiğini söyledi.

Çavuşoğlu, "Dünyanın her neresinde olursa olsun, eğer bugün açlıktan ölen bir çocuk, ihtiyaç sahibi ve yardım bekleyen bir kimse varsa onun yanında olmak hepimizin boynunun borcudur." ifadesini kullandı.

Sergide emeği olanlara teşekkürlerini ileten Çavuşoğlu, ileride acının fotoğrafları yerine barışın, huzurun, kahkahayla atılan gülücüklerin sergisini açma temennisinde bulundu.

AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Gabriel Munuera Vinals, masum insanlara karşı küresel çapta saldırılarla karşı karşıya olunduğunu belirterek, Türkiye'de ve küresel çapta insani yardım alanında çaba sarf edenleri kutladı.

Vinals, insani yardım alanında çalışanların maruz kaldıkları saldırılara dikkati çekerek, "İnsani yardım çalışanlarının en çok yardıma ihtiyaç duyan insanların yanında olmasına izin verilmelidir. 4 bini aşkın insani yardım çalışanı son 20 yılda bu tür saldırıların kurbanı oldu ve bunlar küresel insan hukukunun ciddi bir biçimde ihlali anlamına geliyor." değerlendirmesini yaptı.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Temsilci Vekili Paolo Artini ise masum insanların şiddetin doğrudan hedefi olduğunu anlatarak, insani yardım çalışanlarının da yapılan saldırılarda hedef alındığına işaret etti. İnsani yardım çalışanlarının 2016'da 158 saldırıya maruz kaldığına dikkati çeken Artini, dünya çapında 2016'da 65,6 milyon insan yerinden edildiğini ve bu kişilerin 22,5 milyonunun mülteci olduğunu bildirdi.

AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu da insani yardımların hayat ve memat arasındaki bir iş olduğunu ifade ederek, bu konuda ellerinden gelen en iyisini yapmaya çalıştıklarını vurguladı.

Konuşmaların sonunda Suriyeli 12 çocuktan oluşan "Barışın Sesi" korosu konser verdi.

- "Bütün mazlumlara hem kucağımızı açıyor hem de destek yapabilecek güçteyiz"

Daha sonra basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Akdağ, Türkiye'nin insani yardımlar konusunda ilk sırada yer aldığının altını çizdi. Akdağ, bu durumu Türkiye'de de zaman zaman anlayamayanların olduğuna işaret ederek, Türkiye'nin dimdik ayakta olmasında bir nedenin de insani yardımların ortaya koyduğu bereket olduğunu dile getirdi.

Avrupa Birliği'nin yaşanan siyasi krizlerde fonların kesilmesini gündeme getirmesi ve vadedilen mali yardımların gönderilmemesine yönelik değerlendirmesinin sorulması üzerinde de Akdağ, şöyle konuştu:

"Hangi fondan bahsediyoruz? Biz milyarlarca dolar insani yardım yapıyoruz, sadece geçtiğimiz yıl yaptığımız insani yardım 6 milyar dolar ve Avrupa Birliği bize 800 milyon lira para aktarmış, bunu konuşuyoruz. Bir fonun kesilmesi, şu bu mesele değil. Eğer, Avrupa Birliği üstüne vazife olan destekleri verirse kendi vazifesini yapmış olur ama onlar bunu verse de vermese de biz Allah'a şükürler olsun, bütün mazlumlara hem kucağımızı açıyor hem de destek yapabilecek güçteyiz."

Akdağ, Almanya'da Sosyal Demokrat Partili (SPD) Başbakan adayı Martin Schulz'un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki sözlerine yönelik bir soruya ise gereken cevapların verildiğini ve bundan sonra da verileceğini kaydetti.




Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT