1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. CHP MYK olağanüstü toplandı
CHP MYK olağanüstü toplandı

CHP MYK olağanüstü toplandı

Genel Başkan Kılıçdaroğlu:- "Sayın Davutoğlu'nu başbakanlık koltuğuna milli irade getirmiştir ancak Sayın Davutoğlu, kendisine ve partisine oy veren 23 milyon 500 bin kişinin iradesiyle değil, bir kişinin iradesiyle koltuğundan ayrılmak zorunda kalmıştır"

A+A-

ANKARA (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti'deki olağanüstü kongre kararına ilişkin, "Sayın Davutoğlu'nu başbakanlık koltuğuna milli irade getirmiştir ancak Sayın Davutoğlu, kendisine ve partisine oy veren 23 milyon 500 bin kişinin iradesiyle değil, bir kişinin iradesiyle koltuğundan ayrılmak zorunda kalmıştır." dedi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), gündemdeki siyasi gelişmeleri değerlendirmek üzere, Kılıçdaroğlu başkanlığında parti genel merkezinde olağanüstü toplandı.

Toplantının ardından açıklamada bulunan Kılıçdaroğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun son derece güzel, duygusal bir ayrılık konuşması yaptığını söyledi.

Davutoğlu'nun ülkeye verdiği hizmetleri, iç ve dış politika ile ekonomideki başarılarını, son iki seçimdeki oy oranlarını anlattığını belirten Kılıçdaroğlu, "Elbette 'helallik' de istedi, 'bütün vatandaşlara hakkımı helal ediyorum' dedi. Helallik boynumuzun borcudur, Sayın Davutoğlu'na bütün haklarımızı da helal ediyoruz. Bu konuda Sayın Davutoğlu'nun hiçbir endişesi olmasın." değerlendirmesini yaptı.

Davutoğlu'nun, "başbakanlık koltuğundan ayrılmasının kendi tercihi olmadığını" açıklıkla ifade ettiğini aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"O zaman soru şu; kendi tercihi değilse hangi gerekçeyle başbakanlıktan ayrıldı? Bu sorunun yanıtı verilmedi. Bu sorunun yanıtını ben veriyim; 17 Aralık 2012, dönemin Başbakanı 'yasama ve yargı benim için ayak bağıdır' dedi. Yani güçler ayrılığı ilkesini açıklıkla reddetti. Sonra devam etti, 21 Mart 2015 Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, 'parlamenter sistem artık bekleme odasına girmiş bulunmaktadır' diye bir cümle kullandı ve bunu birkaç yerde ayrıca tekrar etti. Bu söylemler aslında sivil görünümlü bir darbenin, bir dikta yönetimi özleminin ayak sesleriydi. Bunu defalarca dile getirdik. Dün kaçak sarayda gerçekleşen görüşmeyle darbe fiilen gerçekleşti. Darbenin adı; 4 Mayıs saray darbesidir. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki, 4 Mayıs saray darbesi, 28 Şubat postmodern darbesini de aşan bir niteliğe sahiptir. 28 Şubat'ta rahmetli Erbakan, başbakanlıktan uzaklaştırılmıştı, 4 Mayıs saray darbesiyle de Sayın Davutoğlu başbakanlığı bırakmak zorunda kalmıştır. 4 Mayıs saray darbesinin 28 Şubattan farkı, 'yol arkadaşım, dava arkadaşım' dediği bir kişi tarafından bu darbenin gerçekleştirilmiş olmasıdır."

- "Davutoğlu'nu savunmak bize düştü"

Başbakan Davutoğlu'nun, iki kez seçimlere girdiğini, 7 Haziran'da yüzde 40,87, 1 Kasım'da ise yüzde 49,5 oranında oy aldığını anımsatan Kılıçdaroğlu, bunun başarılı bir sonuç olduğunu, parlamenter demokratik sistemin kuralları içesinde Davutoğlu'nun başbakanlık koltuğuna oturduğunu söyledi.

Davutoğlu'nun meşruluğunun hiç tartışılmadığını belirten Kılıçdaroğlu, bunun milli iradeye saygının, demokrasinin kuralı olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sayın Davutoğlu'nu başbakanlık koltuğuna, milli irade getirmiştir. Ancak Sayın Davutoğlu kendisine ve partisine oy veren 23 milyon 531 bin kişinin iradesiyle değil, bir kişinin iradesiyle koltuğundan ayrılmak zorunda kalmıştır. Evet, 23 milyon 500 bin kişinin iradesiyle koltuğa oturan Davutoğlu, bir kişinin iradesiyle koltuğundan ayrılmak zorunda kalmıştır. O bir kişi 4 Mayıs'ta saray darbesini gerçekleştiren kişidir. O bir kişi ülkesinin demokrasisini değil, kendi dikta yönetimini düşünen ve planlayan kişidir. Sayın Davutoğlu, üzülerek ifade edeyim ki 4 Mayıs saray darbesine boyun eğerek dikta yönetimine zemin hazırlamıştır. Oysa demokrasi adına doğru olan 23 milyon kişinin kendisine verdiği görevi savunması, milli iradeye sahip çıkmasıydı, 'bu koltuğa beni halk getirdi, ancak halka götürür' demesiydi. 4 Mayıs saray darbesine Davutoğlu'nun açıkça direnmesi gerekirdi. Şu kadere bakın ki demokrasi adına Sayın Davutoğlu'nu savunmak da bize düştü."

- "Partisinin iç meselesi olarak görülemez"

Türk siyasal hayatında önemli bir yeri olan AK Parti'nin neredeyse bütün kadrolarının 4 Mayıs saray darbesini kabullenmiş görünmelerinin, demokrasi adına başka bir acı tablo olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, demokrasilerde darbelerin desteklenemeyeceğinin altını çizdi.

Darbelere karşı direnilmesi gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, bunun milli iradeye bağlılığın temel görevi olduğunu, Davutoğlu'nun bunu yerine getiremediğini öne sürdü. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"4 Mayıs saray darbesini bir partinin iç meselesi olarak görmemek gerekir. Bu darbe 64. Hükümet'e karşı yapılmış bir darbedir. Bütün cumhuriyetçilerin, demokratların, aydınların yani demokrasiden yana olan bütün vatanseverlerin darbeye direnmesi, gereğin de ötesinde bir zorunluluktur. Bir dikta yönetiminin, yasal zeminini hazırlamak için ülkenin meşru başbakanına karşı 4 Mayıs saray darbesini yapanlar şunu asla unutmasınlar; CHP olduğu sürece, asla amaçlarına ulaşamayacaklardır. Yaklaşık 150 yıllık bir parlamenter geçmişimizi, bir diktatörün beklentilerine teslim etmeyeceğiz. Kimsenin şüphesi olmasın. Darbecileri yeneceğiz, demokrasi kazanacak. Tarih de hep bunu böyle yazmıştır."

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT