1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Chp Myk Toplantısı
Chp Myk Toplantısı

Chp Myk Toplantısı

Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Tezcan: "Ne Sayın Enis Berberoğlu'nu onlara yem edeceğiz, ne CHP'yi, ne de CHP Genel Başkanını yem edeceğiz. Çünkü bu Türkiye'de demokrasiyi yem etmek demektir"- "(Mahir Ünal'ın açıklaması) Hakaret, tehdit, iftira

A+A-

ANKARA (AA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, "Ne Sayın Enis Berberoğlu'nu onlara yem edeceğiz, ne CHP'yi, ne de CHP Genel Başkanını yem edeceğiz. Çünkü bu Türkiye'de demokrasiyi yem etmek demektir." dedi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında, parti genel merkezinde toplandı.

MYK'ya ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tezcan, Şırnak'ta terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonda şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Abdulhadi Yılmaz'a Allah'tan rahmet diledi.

Terörle kararlı bir şekilde mücadeleye davam edeceklerini belirten Tezcan, terörün olmadığı bir Türkiye ve dünya istediklerini söyledi.

Hükümetin uluslararası af örgütü temsilcilerine yönelik tavrını eleştiren Tezcan, Türkiye'nin bu elbiseyi üzerinden çıkarması ve insan haklarına saygılı bir ülke olduğu görüntüsüne hızla kavuşması gerektiğini dile getirdi.

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın açlık grevinde 161'nci günü girdiğini vurgulayan Tezcan, bu konuda hükümetten bekledikleri duyarlılığı göremediklerini ifade etti.

Bu insanların sadece işini istediğini anlatan Bülent Tezcan, "Neden işlerini iade etmiyorsunuz, Nuriye ile Semih'in ölmesini mi bekliyorsunuz? Ölümün arkasından mı konuşacaksınız. Biran önce çözüm bulun, bir an önce işlerine iade edin. OHAL komisyonuna da bir sözümüz var. Orada da müracaatları var, bunu öne alıp incelemeyecekse neyi inceleyecek? Herkes vicdanlarının kontağını çalıştırsın, insanlık sınanıyor burada." diye konuştu.

MYK'da 26 Ağustos'ta Gelibolu yarımadasındaki Kocadere kamp alanında yapacakları Adalet Kurultayı'nın hazırlıklarını da değerlendirdiklerini aktaran Tezcan, kurultaya ilişkin bilgi verdi.

Kurultay için gerekli izinlerin çıktığını hatırlatan ve tüm vatandaşları davet eden Tezcan, "Parti bayrağı yok. Türkiye bayrağı var, Atatürk posteri var. Siyasi kimliklerin üzerinde adalet isteyen herkesi kurultayımıza davet ediyoruz." dedi.

- "Türkiye yeni bir kumpas tartışmasının içine girdi

Türkiye'nin yeni bir kumpas tartışmasının içine girdiğini savunan Bülent Tezcan, "CHP'ye dönük bir kumpas girişimi var. Bu kumpas girişimi teşhir edildi. Suçüstü yakalandılar." ifadesini kullandı. Tezcan, şöyle konuştu:

"Ortada olmayan suçla Enis Berberoğlu'nu rehin alan anlayış, onun üzerinden Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP'ye yönelmeye çalıştı. En son AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan baklayı ağzından çıkardı ve Genel Başkanımızı, CHP'yi, aslında bütün Türkiye kamuoyunu tehdit etti. Genel Başkanımıza, CHP'ye dönük tehdit sadece bize yönelik tehdit değil, bütün muhalefete yönelik bir tehditti. Bizde bu tehdide pabuç bırakmayacağımızı söyledik, söylemeye devam ediyoruz. 'Tavsiye etmeyiz' dedik. 'Mahkemeye, savcılara talimat veripte Anamuhalet partisi genel başkanını, CHP gibi dünyanın 4 köklü partisinden birisinin genel başkanını, ilk seçimde Türkiye'de seçimleri kazanacak partinin genel başkanını bir kumpas davasıyla susturamazsınız' dedik. Susturamayacaklar, konuşmaya devam edeceğiz."

Bu tür kumpasları çok iyi tanıdıklarını vurgulayan Tezcan, Erdoğan'ın, "Cezaevinden bana haber geliyor" dediğini aktardı.

Cezaevinden Enis Berberoğlu'nun açıklama yaptığını belirten ve bu açıklamayı gösteren Tezcan, şu değerlendirmede bulundu:

"Cezaevinden haberin babası geldi. Enis Berberoğlu açıklama yaptı, 'Bu söylenenlerin hepsi iftiradır. Ortada bir suç yoktur. Benim de herhangi bir şekilde olmayan bir suçla ilgili kimseye iftira atma gibi bir şey söz konusu değildir. Rivayetlere dayalı konuşmayın' dedi. Daha ne açıklaması istiyorsunuz. Olayı Enis Berberoğlu'nun ailesine kadar götürüp bir psikolojik savaş başlatmaya çalıştılar. Yakışıksız bir savaş. Ne Sayın Enis Berberoğlu'nu onlara yem edeceğiz, ne CHP'yi, ne de CHP Genel Başkanını yem edeceğiz. Çünkü bu Türkiye'de demokrasiyi yem etmek demektir. Demokrasiyi yem etmeyeceğiz. Otoriter bir diktatörlüğe demokrasiyi yem etmeyeceğiz."

Kumpasın 3 ayrı şifresi olduğunu, bunları da suç uydurma, rehin alma ve hedef gösterme olarak açıklayan Tezcan, iktidarın bunu daha önce FETÖ ile beraber yaptığını savundu.

CHP'ye gelince "baltayı taşa vurduklarını" belirten Tezcan, "Yalan haberlerle kumpası köpürten operasyonel bir gazetecilik anlayışı ortaya çıktı. Bu operasyonel gazeteceğin genel yayın yönetmeni AK Parti Genel Başkanı Erdoğan olmuştur." açıklamasını yaptı.

- Ünal'ın açıklamaları

AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal'ın bugün yazılı bir açıklama yaptığını anımsatan Tezcan, "Tekrar etmeye gerek yok. Telaş ettikleri belli, baltayı taşa vurduklarını fark ettikleri de belli ama ilginç bir şey var. Hakaret, tehdit, iftira ve küfür içeren sözlerle provokatif davrandığımızı söylüyor. Milletin vicdanına sesleniyorum; Konuşmaları dökün, dinleyin. Hakaret eden kim, küfür eden kim, provokatif davranın kim?" diye konuştu.

Kendilerinin hiçbir zaman FETÖ'nün gemisine binmediğini savunan Tezcan, "Ama siz devlet gemisini FETÖ'ye teslim ettiniz sonrada o gemiye tayfa oldunuz." dedi.

Tezcan, iktidarın 15 Temmuz darbe girişimini yapanlarla mücadele etmek yerine, darbenin siyasi ayağını gizleme mücadelesi verdiğini ileri sürerek, soruşturmaların da yine iktidar kaynaklı sulandırıldığını söyledi.

- Akaydın ile ilgili fezleke

CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın'la ilgili fezleke düzenlendiğini bildiren Bülent Tezcan, şöyle devam etti:

"Akaydın'ın sözlerinden hoşlanmayabilirsiniz, eleştirebilirsiniz bu başka bir tartışma. FETÖ terör örgütü üyesi diye Mustafa Akaydın hakkında fezleke düzenleniyor. Vallahi de billahi de bunu gördükten sonra benim bunların darbeyle mücadele konusunda samimi olmadıkları kanaatim kat be kat güçlendi. Bunlar bu soruşturmaları özellikle sulandırmak istiyorlar. Aklıma geliyor acaba arkada başka kripto tuzak mı var bunlara? Kripto FETÖ'cüler mi tuzak mı kuruyor bunlara. Yarın bunu derlerse şaşırmayın. Bizi kandırdılar diye bir kere daha özür dileyebilirler. Böyle ciddiyetsizlik olur mu? Bizim korkacak bir şeyimiz yok."

Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin Ethem Ulutaş ve Emre Kekeç isimli iki gence darbe sabahına karşı sela okunması meselesinden müezzinle tartışmalarından dolayı 12,5 yıl hapis cezası verdiğini hatırlatan Tezcan, bu tür kararların da yine soruşturmayı sulandırma amaçlı olduğunu dile getirdi.

Bülent Tezcan, sınavlardaki yanlış hesaplamalar yüzünden ÖSYM'yi de eleştirdi.

Yenikapı'da açıkladıkları 12 maddeden birinin liyakat sisteminin yeniden hayata geçirilmesi olduğunu hatırlatan Tezcan, "ÖSYM'de sınav usulsüzlüğü üzerine nerdeyse ihtisas yapacaklar." ifadesini kullandı.

Memurla toplu sözleşme görüşmelerine de değinen Tezcan, hükümetin memura zam değil, sadaka önerdiğini savundu.

Tezcan, "Yüzde 3+3 önerisi sadakadır. Biz seçim bildirgesinde de söyledik, büyüme varsa çalışanlara pay verceksin, zenginliği paylaştıracaksın, Türkiye'de bir durgunluk var, durgunluğu gidermek için memurun hakettiğini niye vermiyorsunuz?" diye konuştu.

Aynı durumun esnafla ilgili de geçerli olduğunu belirten Tezcan, esnafın borcunu sürekli yapılandırmanın bir çözüm olamayacağını, mutlaka yapısal önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.

Tekrardan Mahir Ünal'ın açıklamasına değinen Tezcan, sözlerini şöyle sürdürdü;

"Bizim bildiğimiz bir tane yol vardır, o yol da sandıkta iktidarı değiştirmektir. Onun için 15 Temmuz darbe girişimine karşı sizden önce biz gittik Meclis'e. Onun için sizden önce biz darbecilere karşı çıktık. Onun için bu bir siyasi mesele değildir, bu bir demokrasiyi savunma meselesidir dedik. Ama siz bu mücadele birliğini bu ruhu bozdunuz, bundan bir fırsatçılık çıkararak 20 Temmuz OHAL darbesine Türkiye'yi teslim ettiniz. Bütün bu hukuksuzluklara Türkiye'yi layık gördünüz. Sayın Mahir Ünal iyi dinlesin beni; Sandık önümüzde, geliyor. İlk sandıkta Türkiye'yi bu açmaza sürükleyen, gerilimin içine sokan, çalışanları sadakaya muhtaç eden AK Parti hükümetinden inşallah milletin oylarıyla kurtulacağız. Türkiye, CHP iktidarında bu sorunları huzur içinde çözecek. Huzurlu bir Türkiye'yi vadediyoruz."

- Soruları yanıtladı

Açıklamalarının ardından soruları yanıtlayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan'a, Ünal'ın açıklamasında bazı sorular yönelttiği hatırlatılarak, "Bu sorulardan birinde 'Sayın Kılıçdaroğlu 'Bu görüntüleri ben de seyrettim’ diyor. Görüntüleri size kim getirdi? Görüntüleri nerede, ne zaman, kimlerle izlediniz? Görüntüleri yalnız mı yoksa başkalarıyla mı izlediniz? İzlerken yanınızda kimler vardı? Sayın Kılıçdaroğlu’nun 17 Mayıs 2015’te Zaman gazetesine yaptığı ziyaretle bu görüntüler arasında ilişki var mıdır?' diyor. Nasıl yorumlarsınız?" sorusu yöneltildi.

"Bu sözlerin hepsi kurulmak istenen kumpasın şifreleridir." diyen Tezcan, şu yanıtı verdi:

"Mahir Ünal bunları kendi mi yazdı, birisi mi yazdırdı, ona mı verdi, bunları bilmiyorum. Sayın Genel Başkanımız, anamuhalefet partisi genel başkanıdır, herkesle görüşür, konuşur. Bizim başından beri söylediğimiz şey açıktır. Ortada bir suç yoktur. O fiilde suç değildir, o fiili Enis Berberoğlu'nun işlediğine ilişkin bir delil de yoktur ama bütün bunlara rağmen bir kumpas harekatı başlatılmış, bu görüntülerin izlenmesi üzerinden gelmeye çalışıyorlar. Görüntüleri bütün Türkiye izledi. Başka bir şey daha söylemiş, 'kumpas deyince bizim aklımıza kaset kumpası gelir' diye. Doğru söylüyor. Akıllarına başka bir şey gelmiyor. O kaset kumpasının arkasında hangi siyasi iradenin olduğunu biliyoruz. O siyasi irade o gün çıktı, miting meydanlarında, 'özel değil, genel bu genel' diye bağıran kimdi ben miydim? Sizin genel başkanınızdı. MHP'lilere, CHP Genel Başkanına kaset kumpasları yaparken, o kaset kumpaslarını siyaseten meydanlarda kullanan biz miydik, siz miydiniz? Her şey meydanda. İnsanın aklına yaptığı gelir, bizim aklımıza gelmiyor."

Mustafa Akaydın'a yönelik hazırlanan fezlekeyle ilgili ne yapacaklarının sorulması üzerine de Tezcan, "Bu tip saldırılar ve girişimlerle ilgili her türlü hukuki mücadeleyi vereceğiz. Sadece hukuki mücadele değil, çözümün siyaset alanında olduğunu biliyoruz. Siyaseten de gerekli mücadeleyi milletle verip, asıl cevabı ve dersi siyaset sahnesinde vereceğimizin de bilinmesini istiyorum." dedi.




Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT