1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Muhtarlar Toplantısı
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Muhtarlar Toplantısı

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Muhtarlar Toplantısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2)- "Geriye dönüp baktığımda bu alana (savunma sanayi) ayırdığımız kaynakla aslında en karlı, en verimli yatırımı yaptığımızı memnuniyetle müşahede ediyorum. Çünkü bizim dışarıdan sadece belirli bir süre kullanmak üzere alacağımız

A+A-

ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savunma sanayine ilişkin "Geriye dönüp baktığımda bu alana ayırdığımız kaynakla aslında en karlı, en verimli yatırımı yaptığımızı memnuniyetle müşahede ediyorum. Çünkü bizim dışarıdan sadece belirli bir süre kullanmak üzere alacağımız ürünlerin fiyatına bunları istediğimiz kadar üretecek tesislere, imkanlara sahip olduk." dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 25. Muhtarlar Toplantısı'nda konuştu.

İstanbul'da Amfibi Hücum Gemisi'nin inşasına başlanması törenine geçen hafta katıldığını hatırlatan Erdoğan, bunun bir nevi uçak gemisi olduğunu belirterek, "Türkiye'nin belki yarım asır öncesi sahip olması gereken uçak gemisinin ilk örneğinin inşasına biz ancak bugün başlayabildik." ifadesini kullandı.

Aynı durumun uçaklar, tanklar, füzeler, uydular için de geçerli olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Nuri Demirağların, Vecihi Hürkuşların ve daha nice kahraman sanayicilerimizin, iş adamlarımızın başlattıkları teşebbüsler desteklenme şöyle dursun, engellenmiş ve akamete uğratılmıştır. Biz 2003 yılının ilk aylarında Başbakanlık görevini devraldığımızda, Türkiye'nin savunma sanayi ürünlerindeki dışa bağımlılığımız neydi biliyor musunuz, yüzde 80 düzeyindeydi. Kıbrıs çıkarmasında terörle mücadele sırasında yaşadığımız sayısız soruna, önümüze çıkartılan engellere rağmen bu konuda ciddi bir çalışma ortaya konmadığını üzüntüyle gördük."

Başbakanlığı döneminde savunma sanayi sektörünü ve onunla bağlantılı bilimsel araştırma ve geliştirme çalışmalarını kişisel himayesi altına altığını anlatan Erdoğan, bu alana ciddi kaynak ayırdıklarını söyledi.

Projelerin hayata geçirilmesi ve uzman personel yetiştirilmesi için özel sektörü ve ilgili kurumları teşvik ettiklerini aktaran Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

"Geriye dönüp baktığımda bu alana ayırdığımız kaynakla aslında en karlı, en verimli yatırımı yaptığımızı memnuniyetle müşahede ediyorum. Çünkü bizim dışarıdan sadece belirli bir süre kullanmak üzere alacağımız ürünlerin fiyatına bunları istediğimiz kadar üretecek tesislere, imkanlara sahip olduk. İşte Atak helikopterlerimizden 12 tanesi şu anda semalarımızda uçuyor, artık bunları biz üretiyoruz. Altay tankının seri üretimine başlanmak üzere, Milgem savaş gemilerimizden ikisi denizlerimizde seyir halinde, üçüncüsü şu anda tersanede inşa ediliyor. Dünyanın her yerinde askeri ve insani amaçlı görevler yürütecek amfibi hücum gemimizin inşası böylece başladı."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin tasarısı olan "Hürkuş" uçağının testlerinin tamamlandığını ve yakında seri üretime geçildiğini, milli piyade tüfeklerinin de üretilerek, askerlere dağıtılmaya başlandığını kaydetti.

"Roket, füze ve insansız hava araçları teknolojileri konusunda oldukça ileri bir noktaya ulaştık" diyen Erdoğan, şu anda özel sektörün de silahlı insansız hava aracı ürettiğini ve testlerin başladığını bildirdi.

Savunma sanayisi alanında çok sayıda yapılan çalışma ve yürütülen proje olduğunu belirterek, burada hepsini tek tek dile getirmenin zaman alacağını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu.

"Tüm bu gayretlerimiz sayesinde bugün savunma sanayinde dışa bağımlılığımızı yüzde 80'den nereye indirdik, biliyor musunuz, yüzde 40'a indirdik. Hedef, bunu adeta sıfırlamak. Çünkü bağımlılıktan kurtulduğunuz anda caydırıcı olursunuz, eğer bağımlılığınız devam ederse birileri sizi sürekli tehdit eder. İnşallah bunları başaracağız. Bunları niye anlatıyorum biliyor musunuz, Türkiye kendi sorunlarını kendi çözmek zorundadır. Hangi işimizin çözümünü başka birilerine havale ettiysek o iş bizim ayağımıza bağ olmuştur."

Geçen hafta Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılının kutlandığını anımsatan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Aralarında 5 generalin bulunduğu 500 subay ve 13 bin İngiliz askerinin Halil Paşa tarafından esir alınmasıyla sonuçlanan bu zaferin üzerinde durulması gereken pek çok yönü vardır. Ben sadece şu tarafına dikkat çekmek istiyorum. Osmanlı ordusu, Balkan hezimetinin ardından tamamen kendi iradesiyle hızla yeniden toparlanıp, teşkilatlanmasını, teçhizatını tahkim etmiştir. Şayet böyle olmasaydı, 1. Dünya Savaşı'ndaki zaferlerimizin hiçbirini kazanamazdık. Çanakkale Savaşı da, Kut'ül Amare kuşatması da, Kanal seferi ve Gazze savunması da ardından gelen Kurtuluş Savaşı'mız da bu silkinişin, bu yeniden dirilişin eseridir. Kurda sormuşlar 'Boynun niye kalın' diye, kurt da 'Kendi işimi kendim yaparım da onun için' demiş. İşte biz de kendi işimizi kendimiz yaptığımız yerlerde başarılı olduk. Meseleyi başkalarına havale ettiğimiz konularda da geri kaldık. Müslüman aynı delikten iki defa ısırılmaz. Buna dikkat edeceğiz."

Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un "Tarihi 'tekerrür' diye tarif ediyorlar, hiç ibret alınsaydı 'tekerrür mü' ederdi" sözünü hatırlatarak, tarihten ibret alındığı takdirde tekerrür etmeyeceğini söyledi.

Kendilerinin ise tarihten ibret aldıklarını ve eksiklikleri tamamlamaya çalıştıklarını vurgulayan Erdoğan, "Bunun için terörle mücadelemizi teknolojisiyle, istihbaratıyla, stratejisiyle kendimiz yürütüyoruz. Bölgemizdeki sorunların çözümünde kendi inisiyatiflerimizi ortaya koyuyoruz. Ekonomide, IMF reçetelerini bir kenara bırakıp, kendi kalkınma modelimizi uygulamaya geçirdik." diye konuştu.

Türkiye'nin bugün IMF ile bir sıkıntısı olmadığını hatta IMF'ye para verir konumda bulunduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:.

"Elbette layüsel olmadığımızın farkındayız. Birçok alanda diğer ülkelerle ortak hareket etmemiz gereken noktalar bulunduğunu da unutmuş değiliz, bununla birlikte meseleyi toptancı bir anlayışla birilerine havale etme kolaycılığına da kaçmıyoruz. Özellikle müttefiklerimizle ilişkilerimizi gözetiyoruz, gerekiyorsa önümüzdeki meseleleri müttefiklerimizle tartışıyoruz ama mutlaka kendi projelerimize öncelik veriyoruz. Hiç şüphesiz Kut'ül Amare Savaşı'nın üzerinden geçen bir asra rağmen işgal kuvvetlerinin İstanbul'daki bürolarına astıkları 'Kut'u unutma' tabelasını gönüllerinde hala muhafaza edenler var. İşte biz bütün bunları bu işleri onlara rağmen yapıyoruz. Onlar nasıl Kut'u unutmadılarsa biz de yeni nesillere tarihimizi unutturmamak için her gün daha çok çalışacağız."

(Sürecek)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT