1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. "Darbelerle Yıkılan Değerler" paneli
"Darbelerle Yıkılan Değerler" paneli

"Darbelerle Yıkılan Değerler" paneli

Gazeteci yazar Barlas: - "Biz cumhuriyet kuşakları olarak ne yazık ki tarihleri karıştıran bir eğitim aldık. Bir kere tarihi 1923’te başlayan bir olgu biçimde ele aldık. Oysa geçmişimizde çok uzun yüzyıllar var."- Gazeteci yazar Özgürel:- "Bizim tarihimiz

A+A-

İSTANBUL (AA) - Üsküdar Üniversitesi Öğrenci Konseyi'nin düzenlediği "Darbelerle Yıkılan Değerler" panelinde, Türk siyasi hayatında büyük etkileri bulunan darbeler konusu ele alındı.

Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü, Üsküdar Üniversitesi Postkolonyal Çalışmalar Araştırma ve Uygulama Merkezi (PAMER) Müdürü Doç. Dr. Merve Kavakçı yaptı.

Panelde konuşmacı olarak yer alan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Sabah gazetesi yazarı Mehmet Barlas ve Yeni Birlik Gazetesi yazarı Avni Özgürel, Türk siyasi hayatındaki darbeleri değerlendirdi.

Gazeteci yazar Mehmet Barlas, bugünü ve son dönemde yaşanan siyasi olayları anlamak için tarihi iyi bilmek gerektiğini belirterek, "Biz cumhuriyet kuşakları olarak ne yazık ki tarihleri karıştıran bir eğitim aldık. Bir kere tarihi 1923’te başlayan bir olgu biçimde ele aldık. Oysa geçmişimizde çok uzun yüzyıllar var. Bu açıdan Türkiye’de neden darbeler oluyor? Türk demokrasisinin neden böyle aksak ve topal yürüdüğünü anlamak için Osmanlı tarihine kısaca bakmak lazım ve Avrupa tarihine. Osmanlı tarihini yok sayarak, cumhuriyet tarihine baktığımız için darbelerin cumhuriyet yapımı olduğunu sanıyoruz. Oysa baktığımız zaman Lale Devri nasıl bitmiş? Patrona Halil isyanıyla. Oysa Lale Devri, Osmanlı tarihinin en reformist, en uzun barış devri ama Patrona Halil isyanıyla darbeyle padişah devrilmiş. İşte Kabakçı Mustafa İsyanı, Genç Osman vesaire." değerlendirmesini yaptı.

Barlas, Osmanlı döneminde "kapıkulları", cumhuriyet döneminde ise "cumhuriyet muhafızları"nın darbe yaptıklarını anlatarak, şöyle devam etti:

"Osmanlı dönemindeki darbelerin özünde şu var; Osmanlı kapıkulu yaratmış, Bizanslılardan aldığı bir sistem, devlete mahkum bir sistem yani kapıkullarına toprak vermiş, maaş vermiş ve onlara her istediklerini fazlasıyla vermiş. Cumhuriyette de böyle oldu. Yani eğer kapı kullarını doyurmazsanız, kapı kulları azgınlaşırlar. Cumhuriyet de bunlara benzer kapıkulları yarattı. Rahmetli Özal bunlara 'cumhuriyet muhafızları' derdi. Bunlar durmadan bir şeyler isterler ve halkı küçük görürler. Eğer tatmin olmazlarsa darbe yaparlar. 'Darbeler niye oluyor?' derseniz, cumhuriyet muhafızları tatmin edilmediği zaman, cumhuriyetin yarattığı hakim sınıflar tatmin edilmediği zaman, mutlaka bunlar devletten alacaklarını şu yolla, bu yolla ele geçirme faaliyetine başlıyorlar."

Mehmet Barlas, darbe ihtimallerin geride kaldığını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi kararlı bir liderin olduğunu ifade ederek, "Kenan Evren’le Ankara’da bir gün beraberiz, dedi ki 'Sayın Barlas, bana çok kızmayın, darbe yaptım diye. Biz son kuşağız eğer bizden sonra gelenler, darbeciler olursa bir daha gitmezler. Biz kışlaya geri dönmeyi düşünen son kuşak askerleriz.' O lafı hep kulağımdadır. Yani mesela elektronik muhtıra geldiği dönem, ödüm patlamıştı. 'Bunlar geri dönmez' dedim. Neyse ki Türkiye geri dönülmez bir yola girdi. Yani demokratik süreç işliyor. Bir de çok kararlı bir lider var, Tayyip Erdoğan. Sanıyorum o darbecilerden daha güçlü." diye konuştu.

Gazeteci yazar Avni Özgürel ise "Bizim tarihimiz esas itibariyle bir darbeler tarihi. Orta Asya da böyledir. Bilge Kağan babasına darbe yaparak tarih sahnesine çıkmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'de yapılan tüm darbelerin içinde Milli Savunma Bakanlarının yer aldığını savunan Özgürel, şunları kaydetti:

"Esas itibarıyla bizde bir vatandaşlık, ulus bilinci gelişmediği için belki hakimiyet Tanzimat ile bürokrasinin eline geçti. Türkiye’de kavganın esas odağı bürokrasidir. Asker ve sivil bürokrasi. Asker ve sivil bürokrasi devamlı iktidar talep etmiştir ve Tanzimat'tan sonra, belki Abdülhamid’i bir nebze ayrı tutmak mümkün, onun dışındaki hiçbir padişah gerçek hükümdar sayılmazlar. Bürokrasi hakimiyeti İttihat Terakki ile tam kemikleşti. O bürokrasi, kendine yeni bir iktidar aracı, aygıtı bulmak durumunda. Türkiye’deki bütün darbeler. Yani 60-70- 80 darbeleri, Milli Savunma Bakanların içinde olmadığı darbe yok neredeyse. Hepsinde varlar."

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan da 28 Şubat sürecinin 1994'te başladığını aktararak, darbecilerin psikolojik tahlilleri üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT