1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı
Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı

Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı

Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2)- "Geçtiğimiz 13 yılın siyasi sorumluluğunu üstlenen bir kişi olarak, tarihimizi yeni nesillere bu yönüyle anlatma konusunda yeterli mesafeyi katedemediğimizi bir öz eleştiri olarak burada ifade ediyorum. Demokrasiye ve kalkınmay

A+A-

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Geçtiğimiz 13 yılın siyasi sorumluluğunu üstlenen bir kişi olarak, tarihimizi yeni nesillere bu yönüyle anlatma konusunda yeterli mesafeyi katedemediğimizi bir öz eleştiri olarak burada ifade ediyorum. Demokrasiye ve kalkınmaya dair önceliklerimiz bizi öylesine kuşatmıştı ki özellikle eğitimde, kültürde, sanatta arzu ettiğimiz değişimi gerçekleştirecek adımları atmakta maalesef yavaş davrandık, eksiğimiz var ama aşacağız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı dolayısıyla Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen programdaki konuşmasında, okullardaki tarih kitaplarında Çanakkale Savaşı'nın biraz işlendiğini, bunun dışındaki diğer zaferlerin ise ya hiç olmadığını, ya da bir kaç cümleyle geçiştirildiğini söyledi.

Daha yakın zamanda lise 2'nci sınıflara okutulan tarih kitaplarında Kut'ül Amare'nin, çok kısa bir şekilde anlatıldığını, İngilizleri kimin yendiğinin dahi yer almadığını ifade eden Erdoğan, İngilizler'in 1918'de İstanbul'u işgal ettiklerinde şehirde kendilerine ait tüm bürolara, üzerinde "Kut'u hatırla" yazan tabelalar astıklarını, yenilen tarafın bu savaşı asker ve sivil tüm vatandaşlarına bir ibret vesikası olarak hatırlatırken, bizde ise kendi zaferimizin unutturulmaya çalışıldığını kaydetti.

Erdoğan, aynı dönemde İngiliz Dışişleri Bakanının İstanbul'daki İngiliz yüksek komiserine "Mısır ve Hindistan'daki Müslüman uyruklarımızın Türklerin tamamen yenildiklerini anlamalarını özellikle istiyoruz. Bu İslamcılığa, Turancılığa ve genel olarak İslamın siyasi gücüne öldürücü bir darbe indirecektir." talimatını gönderdiğini dile getirerek, "Maalesef biz tarihimizi yıllarca tam da İngilizlerin istediği gibi düzenledik." diye konuştu.

1. Dünya Savaşı'nın her cephesinde başta İngilizler olmak üzere düşmanların öfkeyle, dostların da ümitle, tüm dünyanın şaşkınlıkla takip ettiği bir mücadele ortaya konulduğunu vurgulayan Erdoğan, ateşkes anlaşması imzalandığında Osmanlı ordusunun tüm cephelerde savaşmaya devam ettiğini, ortada çökmüş, bitmiş, teslim olmuş bir ordu ve devlet olmadığını vurguladı.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bizim bu dönemde başımızı yakan, klasik sorunumuz olan cephede kazanıp masada kaybetme işidir. Yani diplomasi eksikliğidir. Bununla birlikte şu gerçeği hep birlikte teslim etmemiz gerekiyor. Bizim için savaşın başladığı dönemde taşınan niyetlerle, savaşın bitiminde ortaya çıkan manzara çok farklıdır. Tümüyle yakılıp külleri havaya savrulmak istendiğimiz bir durumdan yeni bir Kurtuluş Savaşını başlatıp başarıyla sonuçlandıracak morale, tecrübeye, azme kavuştuk. Geçtiğimiz 13 yılın siyasi sorumluluğunu üstlenen bir kişi olarak, tarihimizi yeni nesillere bu yönüyle anlatma konusunda yeterli mesafeyi katedemediğimizi bir öz eleştiri olarak burada ifade ediyorum. Demokrasiye ve kalkınmaya dair önceliklerimiz bizi öylesine kuşatmıştı ki özellikle eğitimde, kültürde, sanatta arzu ettiğimiz değişimi gerçekleştirecek adımları atmakta maalesef yavaş davrandık, eksiğimiz var ama aşacağız. İnşallah bizim bu çabalarımızı hükümetimiz bir adım öteye götürecek, eksiklikleri tamamlayacaktır. Yaşadığımız son gelişmeler, bu değişimin bizim için en az diğer alanlarda sağladığımız başarı kadar önemli olduğunu gösterdi."

 

- "Gönül sınırlarımız ayrılmadı"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Irak'a, Suriye'ye, Balkanlar'a, Kırım'a, Orta Asya'ya tarihin ayrılmaz birer parçası olan yerlere, "sanki başka bir gezegenden söz ediyormuş" gibi bakan vatandaşlar bulunduğunu dile getirdi.

Şairin Kut'ül Amare Savaşı'nın asıl hedefi olan Bağdat için "Ve haberci diyor ki ne oldu Bağdat / Nerede onu koruyan sur ve perde / İnsan ki yaşar eserde / İnsan nerede ve eser nerede / Devrilen her taş benim taşım / Yıkılan her ev benim / Benden yıkılıyor hepsi /Ben yıkılıyorum, yıkılan benim / Her zerrede ölen benim / Ölen Bağdat benim / Ve diyor ki haberci /Yanan ay, sönen gün benim / Çöken akşam, gelen geceyim ben / Neden anlamadın bütün bunları sen / Ey Bağdat'ın altın anahtarını küle çeviren" dediğini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"İşte 1. Dünya Savaşı yıllarında uğruna on binlerce, yüz binlerce evladımızı feda ettiğimiz Bağdat, Basra, Hicaz, tüm o bölge, bizim için dün böyle bir anlama sahipti. Bugün de aynı hissiyat içindeyiz. Yahya Kemal de doğum yeri olan Üsküp'ü anlattığı Kaybolan Şehir şiirinde şöyle diyor: Üsküp ki Şar Dağı'nda devamıydı Bursa'nın / Bir lale bahçesiydi dökülmüş temiz kanın. Evet, daha bir asır önce bizim için Bursa ile Üsküp'ün hiçbir farkı yoktu. Tıpkı Bağdat'ın, Musul'un, Şam'ın, Batum'un, Selanik'in, Kırcaali'nin farkı olmadığı gibi. Mesela Musul, İngilizler tarafından dahi Irak'ın değil, Anadolu'nun bir parçası olarak kabul ediliyordu. Ama coğrafyaların petrol kaynaklarına göre cetvelle çizildiği, siyasi oyunlar ve Osmanlı'nın çoğulcu yapısını zaafa dönüştüren politik fitneler, bizi ayrılmaz birer parçamız olarak gördüğümüz bu topraklardan kopardı. Fiziki sınırlarımız ayrılmış olabilir ama gönül sınırlarımız hiçbir zaman ayrılmadı."

Erdoğan, Kut'ül Amare'nin, resmi tarih söyleminin bir başka önemli arızası olan "1. Dünya Savaşı'nda Araplar bizi arkamızdan vurdu" yalanını ortaya koyan en bariz örnek olduğunu belirterek, kuşatma boyunca Kut halkının adeta Osmanlı ordusunun bir parçası gibi hareket ettiğini, bu uğurda pek çok şehit verdiğini anlattı.

Köklü bir Arap ailesinin mensubu olan Uceymi Paşa'nın Kut Savaşı'nda İngilizlerin kuşatması altında kalan bir birliği yanındaki adamlarıyla kuşatmayı yararak kurtardığını aktaran Erdoğan, "Anadolu'da olduğu gibi o bölgede de elbette İngilizlerin ve diğer güçlerin oyunlarına, rüşvetlerine, vaatlerine kananlar vardı ama bu durum asla, nasıl Anadolu'da yaşananlar, tüm Anadolu insanını izam etmezse, o bölgede de tüm Arap kardeşlerimizin itham altında bırakılmasını haklı göstermez." dedi.

(Sürecek)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT