1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. "Azeri-Ermeni Gerginliği ve Kafkaslarda Dondurulmuş Sorunlar" paneli
"Azeri-Ermeni Gerginliği ve Kafkaslarda Dondurulmuş Sorunlar" paneli

"Azeri-Ermeni Gerginliği ve Kafkaslarda Dondurulmuş Sorunlar" paneli

Prof. Dr. Karasar:- "Ermenistan-Azerbaycan arasında sınır hattında yaşanan çatışmalar, ateşkesle sonuçlanmasına rağmen cephe hattı ilerleyen dönemde tekrar ısınabilir"- Dr. Özcan:- "Dağlık Karabağ sorunu tek başına ele alınamaz. Kafkasya’daki gelişmelerin

A+A-

ANKARA (AA) – Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Ali Karasar , Ermenistan-Azerbaycan arasında sınır hattında yaşanan çatışmalar ateşkesle sonuçlanmasına rağmen cephe hattının ilerleyen dönemde tekrar ısınabileceğini söyledi.

Stratejik Düşünce Enstitüsü’nün (SDE) merkezinde düzenlenen “Azeri-Ermeni Gerginliği ve Kafkaslarda Dondurulmuş Sorunlar” panelinde konuşma yapan Karasar, Avrasya’daki çatışmaların anlaşılabilmesi için Rusya’nın bölgedeki rolü ve tarihinin iyi bilinmesi gerektiğini söyledi.

Rusya’nın Ermenistan’ın arkasındaki en etkili güç olduğuna işaret eden Karasar, Ermenistan’ın Dağlık Karabağ'daki işgalini sürdürmesinde Rusya’nın yaptığı silah yardımlarının önemine değindi.

Ermenistan’ın kişi başına düşen silah miktarıyla dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri olduğunu belirten Karasar, “Düşünün ki 3 milyonluk bir Ermenistan, herhangi bir tabii kaynağı yok, ekonomisi çok zayıf ama Rusya tarafından tepeden tırnağa silahlandırılmış bir ülke.” dedi.

Dağlık Karabağ sorunun taraflar arasında ilan edilen ateşkese rağmen cephe hattının ilerleyen dönemde tekrar ısınabileceğine dikkati çeken Karasar, AGİT Minsk Grubu'nun sorunun çözümünde etkisiz kaldığını ifade etti.

Karasar, Minsk sürecinin 1992'de Helsinki'deki AGİT Konseyi'nde başlatıldığını anımsatarak, "1992'den 2016'ya, 24 yıldır böyle bir süreç devam ediyor ama herhangi bir ilerleme olduğunu söylemek çok zor." diye konuştu.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu’nun (BMGK) Ermenistan’ın işgali altındaki Azerbaycan topraklarıyla ilgili ilan edilmiş 4 kararının bulunduğunu belirten Karasar, AGİT eş başkanlarının konu hakkındaki tarafsızlıklarının da sorgulanmaya açık olduğunu kaydetti.

Azerbaycan’ın son çatışma sürecinde krizi iyi yönettiğini aktaran Karasar, “Azerbaycan kısa ve vurucu operasyonlarla cephede başarılı olurken aynı zamanda da doğru diplomatik hareketler ve kamu diplomasiyle süreci iyi yönetti.” ifadesini kullandı.

- "Dağlık Karabağ sorunu tek başına değerlendirilemez"

Başbakanlık Başdanışmanı Dr. Sevinç Alkan Özcan da Dağlık Karabağ sorunun tek başına ele alınamayacağını, Kafkasya’daki gelişmelerin bölgeye yayılma ihtimali nedeniyle Avrasya genelinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılmasından sonra ortaya çıkan devletlerin, Rus müdahalesine açık olduğunu belirten Özcan, Ukrayna, Kırım, Dağlık Karabağ’daki gelişmelerin birbirlerinden bağımsız olarak değerlendirilmeyeceğini söyledi.

Özcan, Rusya’nın yumuşak güç politikalarıyla Kafkasya genelinde yaşayan Rusları diaspora haline getirmeyi çalıştığını söyleyerek, “Rusya Kırım’da 90’lı yıllardan itibaren Ruslaştırma politikası izledi. Basını çok iyi kullanarak ilhak öncesi şartları iyi oluşturdu” şeklinde konuştu.

Dağlık Karabağ sorunu gibi donmuş kriz alanlarının yayılma potansiyeli içerdiğini dile getiren Özcan, soruna müdahil olan hem bölgesel hem de küresel aktörlerin çözüme olumsuz etki ettiği görüşünü paylaştı.

Özcan ayrıca, Dağlık Karabağ sorunun Türkiye’yi direkt ilgilendiren ve sahiplenmesi gereken bir konu olduğunu kaydetti.

TOBB Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Toğrul İsmayıl da ABD ve AB’nin Rusya’nın Avrasya’daki yayılmacı politikalarına karşı etkili ve yeterli politikaları olmadığını görüşünü paylaştı.

Ermenistan’ın gövde gösterisi yapmak istediğini söyleyen İsmayıl, “Azerbaycan çok etkili bir çıkışla bunu bertaraf ederek önemli stratejik noktaları ele geçirdi.” dedi.

Rusya ve İran’ın son süreçte yaptığı açıklamalarla tarafsız göründüğünü belirten İsmail, Kazakistan ve Belarus’un ise Ermenistan’ı işgal ettiği topraklardan çekilmeye çağırmasının önemli bir gelişme olduğunu kaydetti.

Ermenistan’ın BMGK’nın kararlarına uyması gerektiğini belirten İsmayıl, Türkiye’nin çatışmaların çıktığı ilk günden itibaren aktif rol alarak inisiyatif kullandığını kaydetti.


Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT