1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Tbmm Genel Kurulu
Tbmm Genel Kurulu

Tbmm Genel Kurulu

AK Parti Grup Başkanvekili Muş:- "Milletin verdiği karar hiçbir zaman şaibeli olmaz. Milletin ortaya koyduğu irade yasaldır, meşrudur ve her daim doğrudur"- "Sonuçları tanımadığını ilan edenler aslında zımni olarak demokrasiyi tanımadıklarını ilan etmişle

A+A-

TBMM (AA) - AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, milletin verdiği kararın hiçbir zaman şaibeli olmayacağını belirterek, "Milletin ortaya koyduğu irade yasaldır, meşrudur ve her daim doğrudur." dedi.

Muş, TBMM Genel Kurulunda yerinden söz aldı.

16 Nisan halk oylamasında, milletin verdiği kararı hazmedemeyenlerin referandum sonuçları için "şaibeli" ifadesini kullanmasının her şeyden önce milli iradeye yapılmış bir saygısızlık olduğunu belirten Muş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu kutlu çatı altında, milletin oylarıyla milletvekili seçilenlerin herkesten daha fazla milli iradeye saygı duyması gerekirken, milli iradeyi şaibeli olarak nitelendirmeleri fevkalade yanlış. Unutulmasın ki bu ülkede nihai kararı ne seçkinci bir zümre ne de millete tepeden bakan belli bir çevre vermektedir. Bu ülkede nihai kararı sadece ve sadece millet vermektedir."

Milletin verdiği kararın hiçbir zaman şaibeli olmayacağını vurgulayan Muş, "Milletin ortaya koyduğu irade yasaldır, meşrudur ve her daim doğrudur." diye konuştu.

Muş, demokrasilerde milletin hakem olduğunu, meşruiyetin yegane kaynağını milli iradeden aldığını dile getirerek, şunları kaydetti:

"16 Nisan'a kadar siyasetçiler, 16 Nisan'da milli irade konuşmuştur. Milletin kararını meşru görmeyenler Mecliste asılı olan 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesini içine sindiremeyenlerdir. Sandıktan istediği sonuç çıkmayınca 'Millet seçmeyi bilmez' diyerek tahammülsüzlük gösterip milletin kararını şaibeli olarak nitelendirenler demokratik anlayışı tam anlamıyla benimseyemeyenlerdir.

Sonuçları tanımıyorum demek milli iradeyi tanımıyorum demektir ki bu da bizatihi milletin oylarıyla milletvekili seçilenlerin kendilerini inkarı anlamına gelmektedir. Sonuçları tanımadığını ilan edenler aslında zımni olarak demokrasiyi tanımadıklarını ilan etmişlerdir. Bu, demokratik açıdan çok tehlikeli bir yaklaşımdır. Zira referandumu veya seçimi kaybeden her parti seçim sonuçlarını tanımadığını ilan ederse demokratik düzen nasıl tesis edilecektir? Onun için sonuçları tanımama anlamına gelen açıklamalar demokratik açıdan kabul edilemez ve sorumsuz açıklamalardır."

- Dünya Basın Özgürlüğü Günü

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'ne değinerek, "Freedom House'un yaptığı son çalışmaya göre Türkiye basın özgürlüğünde maalesef 163. sırada ve artık özgür olmayan ülkeler kategorisine gerilemiş durumda." dedi.

"Dünyada tutuklu olan her 3 gazeteciden birinin Türkiye'de tutuklu olması ve Türkiye'nin en çok gazeteciyi hapishanelerde tutan kötü unvanına sahip olmasının, Parlamentonun ortak sorunlarından ve utancından biri" olduğunu ifade eden Özel, "Her şeyin yasaklı olduğu, hayırı destekleyen tweetlerin, Vikipedia erişiminin engelli olduğu, gazetecilerin cezaevinde bulunduğu, basın özgürlüğünün her gün gerilediği, haberciliğe ve vatandaşlarımızın özgür haber alma hakkına, erişime baskıların her gün arttığı bu süreçte Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nü kutluyoruz demeye bile utanıyor insan." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Türkiye'nin basın özgürlüğü konusundaki kötü şöhretinin her geçen gün büyüdüğünü savundu.

Türkiye'nin "gazetecileri tutuklayan ülkeler sıralamasında birinci" olduğunu öne süren Kerestecioğlu, "Tüm dünyada tutuklu olan gazetecilerin üçte biri Türkiye cezaevlerinde. Ancak unutulmamalı ki gazetecileri tutuklamak gerçekleri tutuklamak demektir ve halkın haber alma hakkını tutuklamak demektir." ifadesini kullandı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, basın ve ifade özgürlüğünün demokrasilerin vazgeçilmez şartı olduğunu belirterek, MHP olarak basın ve ifade özgürlüğünü, temel hak ve özgürlükler çerçevesinde desteklediklerini kaydetti.

Akçay, "Basın özgürlüğünü savunurken hukuk devletinin en önemli ilkesi olan vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlükleriyle güvenli bir şekilde yaşamlarını sürdürme hakları göz ardı edilemez. Güvenlik yoksa demokrasi de yoktur, temel hak ve özgürlükler de yoktur. Hiçbir mesleğin suç işleme imtiyazı da yoktur. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve yapılan her iş hukukla, kanunla ve en önemlisi anayasayla çerçevelenmiştir." değerlendirmesinde bulundu.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT