17. Ufuk Turu Sonuç Bildirgesi Açıklandı

17. Ufuk Turu Sonuç Bildirgesi Açıklandı
Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu tarafından organize edilen, 17. Ufuk Turu Programları bu yıl, 10 -13 Aralık 2020 tarihleri arasında, dijital ortamda icra edildi.

Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu tarafından organize edilen, 17. Ufuk Turu Programları bu yıl, 10 -13 Aralık 2020 tarihleri arasında, dijital ortamda icra edildi.

SONUÇ BİLDİRGESİ

 1.İçerisinden geçmekte olduğumuz pandemi döneminde toplum olarak, Müslümanlar olarak birbirimize daha fazla destek olmak zorundayız. Ekonomik bakımdan zor duruma düşen, sosyal anlamda yalnızlaşan, bireysel açıdan sıkıntı yaşayan kişi ve kesimlere karşı görev ve sorumluluklarımızın bilinci içinde hareket etmeliyiz.

2.Yine bu dönemde toplumsal bakımdan süreç ve değerlerin yeniden gözden geçirilmesi, sorgulanarak yeniden yorumlanması ve eylemlerimizle hayat pratiklerimizin değerlendirilme zamanı olduğunu düşünüyoruz. Kriz döneminin getirdiği tehditler kadar sunduğu fırsatları da iyi analiz etmemiz gerekiyor.

3.Toplumumuzu ve insanlığı kasıp, kavuran Korona virüs kadar etkili, hatta ondan daha fazla tahripkâr mahiyette manevi virüsler olan toplumsal anlamda yozlaşma, ekonomik açıdan bozulma ve kültürel bağlamda yabancılaşma tehdit ve tehlikelerini unutmamamız gerektiğini düşünüyoruz.

4.Genç kuşaklara değer aktarma, temel değerlerimizi yeni nesillere benimsetmede şimdiye kadarki yol ve yöntemlerimizin etkili ve yeterli olmadığını nihayet anlamış bulunuyoruz. Ne yazık ki, Peygamber efendimizin tatbik ettiği ‘yaşayarak öğrenme ve öğretme’ yöntemini terk etmiş olmamız nedeniyle yeni kuşaklara ulaşamıyoruz. Bilgi aktarma devrinin sonuna geldik. Asıl yoğunlaşmamız gereken alan olan bilinç ve değer kazandırma boyutuna karşı saldırılar açık biçimde görülmekte, özellikle dijitalleşmenin getirdiği tehdit ve tehlikeleri bertaraf etme noktasında yetersiz kalmaktayız. Toplumsal hayatımızı ve bireysel varlığımızı tehdit eden faktörlerin ortadan kaldırılması için herkesin ortak çaba içinde ve bilincinde çalışması gerektiğine inanıyoruz.

5.Öte yandan, bütün bu problemlere yol açan bilgisizlik ve usulsüzlükleri giderme anlamında Türkiye’de verilmekte olan din eğitiminin yeterli olduğunu söylemek de oldukça zordur. Üzülerek belirtmemiz gerekiyor ki, gerek örgün din eğitimi verilen İmam Hatip okulları ve İlahiyat Fakültelerinde gerekse Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından camilerde yürütülen yaygın din eğitiminde nitelik ve nicelik problemleri bulunmaktadır. Bu problemler çözülmeden toplumun felaha kavuşması imkânsızdır. Bugün toplumun büyük bir kesimi sahih din eğitimi alamamaktadır.

6.Özelde din eğitimi için zikredilen eksiklik ve sorunların genelde tüm Eğitim sistemi açısından da var olduğu görülmektedir. Toplumun ihtiyaçları ve zamanın ruhuyla uyumlu hale getirilmesi gereken bu sorunlara matuf eğitim metot ve içeriğinin acilen gözden geçirilme suretiyle ele alınması gerektiği düşünülmektedir. Müfredatta inançlarımıza aykırı bilgiler ve değerlendirmeler devam ederken, genel anlamda öğretmenlik mesleğinin anlam ve değer kaybetmesi, bu sistem içinde yer alan görevlilerin kendilerini, bilgilerini, söylemlerini ve yöntemlerini belli aralıklarla gözden geçirerek, geliştirmelerini zorunlu kılmaktadır. Bütün bunların tam olarak gerçekleştirildiğini söylemek çok zordur.

7.Aileye yönelik tehditlerin devam etmekte olduğunu bu yıl da ifade etmek zorunda kalıyoruz. Ulusal ve uluslararası mevzuat aile bütünlük ve birlikteliğini maalesef olumsuz yönde etkilemekte, medyanın körüklediği kışkırtıcı dil temel değer kaynağımız olan ailenin köküne dinamit koymaktadır.

8.İletişim diline hâkim olan üsluptaki bozukluklar genelde toplumsal ilişkileri özelde ise ‘din dilini’ etkilemekte, en fazla ihtiyaç duyulan diğergâmlık, hemhal olma ve izan yetenekleri sekteye uğratılmaktadır. İletişim dilinin acilen gözden geçirilerek, bizi ve değerlerimizi içerecek niteliğe kavuşturulması gerekmektedir. Bu anlamda en azından belli medya gruplarının tarafsızlık ve iyi niyetinden kuşkuya kapılmak için yeterince nedenimiz bulunmaktadır.

9.Medyayı kasıp kavuran, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği adı altında topluma dayatılan, insan tabiatına, yaradılış gayesine ve inanç esaslarımıza aykırı içerik ve baskıları da kabul etmiyoruz. Bizlere eğer cinsel anlamda sapık ve sapkın düşünceler dayatılmak isteniyorsa, bu toplum onları benimsemez. Öncelikle sivil toplum bu dayatmalara boyun eğmez. Yurtdışından sağlanan bazı finansal kaynaklarla, taşeronlar üzerinden yürütülmek istenen bu projelere topyekûn biçimde karşı durmamız gerektiğine inanıyoruz.

10.Toplumsal barış ve refah adına adalet ve özgürlüklerin en uç noktasına kadar tesis edilmesi gerektiği ortadadır. Cari hukuk ve adalet anlayış ve uygulamalarının acilen reforma ihtiyaç duyulduğu da ifade edilmelidir. Bu anlamda resmi ağız ve kanallardan dillendirilen reform girişimini memnuniyetle karşılıyoruz. Toplumu, dinimizi ve değerlerimizi temellendiren ‘hak – adalet ölçüsü’ bağlamında üzerimize düşen sorumluluğu üstlenmekten geri durmayacağımızı da deklare ediyoruz.

11.Öte yandan; siyaset ve bürokraside göze çarpan değerlerin erozyona maruz kalması ve anlamsızlaştırılması girişimlerini de not ediyoruz. Liyakate dayalı, milleti için hizmet eden bürokrasi ve siyaset mekanizmasında eksikliklerin göze çarptığı, kişilerin makamlardan güç almak suretiyle kendilerini merkeze oturttukları hususu da tespit edilmiştir.

12.Siyasi iletişimde kullanılan hakaret, saldırı, iftira niteliğine uzanan dilin terk edilerek topluma önderlik edecek kadrolara yakışır bir üslup benimsenmelidir. Bu kutuplaşmanın milli ve insani hasletlerimiz çerçevesinde giderilmesi öncelik haline getirilmelidir.

13.Kültürel ve sanatsal anlamda toplumdaki bozulma ve dejenerasyonun devam etmekte olduğunu, popüler kültürün temel değerlerimizi birinci dereceden tehdit eder hale geldiğini gözlemlemekteyiz.

14.Şahsın içe dönük yüzleşmesi, insanı insan yapan temel değer ve unsurları dikkate alması ve hayatının doğum, iş hayatı, ilişkiler ve ölüm anlarına yönelik tutum ve davranışlarını netleştirmesi ile bu aşamaları yeniden anlamlandırmasının insanın kurtuluşu, toplumun ihyası anlamında en önemli safha olduğuna inanıyoruz. Sorgulama ve akabinde arınma sürecinde öncelikle kendimizden başlamak, akabinde aile, sosyal çevre ve diğer insanlarla ilişkiler boyutlarında değer katmak durumundayız.

15.Ekonomi ve ekonomik ilişkiler alanlarında toplumda var olan bencillik ve bireyselliğin özellikle salgın döneminde ihtiyaç duyduğumuz sorumluluk ve dayanışma fikrine aktarılması gerektiği ortadadır.

16.Bizler, Sivil Toplum Kuruluşları olarak bütün bu değişim ve dönüşüm sürecinde rol ve sorumluluk almaktan kaçınmayacağımızı, Sivil bakış açısı ihmal edilerek toplumun gelişmesinin mümkün olmayacağını da ilan ediyoruz. Sadece siyasi ve bürokratik süreçlere dayanan bir sistemde, toplumsal dinamiklerde sivil açının göz ardı edildiği durumlarda hata ve yanlış yapma ihtimalinin yüksek olacağına inanıyoruz. Başta Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içinde geliştirilen Cumhurbaşkanlığı Politika Kurullarına Sivil Toplum Politika Kurulu eklenmesi ve sivil inisiyatifin burada baskın biçimde temsil edilmesini talep ediyoruz. Ayrıca, Sosyal Politikalar Bakanlığının Sosyal Politikalar ve Sivil Toplum Bakanlığı şeklinde dönüştürülmesini bekliyoruz.

17.Sonuç olarak; toplumsal sorgulama kültürümüzü, tefekkür düşüncemizi ve hizmet etme bilincimizi öne çıkarmak suretiyle ülkemizi ve insanlığı huzura götürmenin önemli olduğuna inanıyoruz. Farklı cephelerden ülkemize ve değerlerimize askeri, siyasi, kültürel ve sosyal saldırıları geri püskürtmenin yegâne yolunun dayanışma düşüncesi olduğunu vurgulamak istiyoruz. Ülkemiz ve insanlık için ümit varız.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.