28 Şubat'ta yaşadıklarını unutamıyorlar

28 Şubat'ta yaşadıklarını unutamıyorlar

"Öğretmenlik yapmak istiyordum, hep içimde kaldı. Psikolojik olarak beni çok yıpratan bir süreç oldu"

 Türkiye demokrasi tarihinin kara lekesi olarak hafızalara kazınan 28 Şubat sonrası okuduğu Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliği Bölümü'nden atılan Fazilet Şen, o dönem yaşananların unutulmamasını istiyor.

Konya'da oturan, iki çocuk annesi 41 yaşındaki Fazilet Şen, 1997'de girdiği fakültede birinci sınıfı başörtüsüyle okudu. İkinci sınıfta başörtüsü yasağının okullarda uygulanmasıyla kınama, uyarı ve uzaklaştırma cezaları alan Şen, üçüncü sınıfın ilk döneminde okuldan atıldı.

Şen,  yaptığı açıklamada, 28 Şubat 1997 Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı'ndan çıkan kararın Ankara ve İstanbul'da hemen uygulanmaya başlandığını, Anadolu'daki üniversitelere yansımasının bir süre sonra olduğunu söyledi.

Fakülteye başörtülü öğrenci alınmaması kararına öğretim görevlilerinin de uymak durumunda kaldığını dile getiren Şen, tüm baskılara rağmen başörtüsünü çıkarmayı asla düşünmediğini ifade etti.

Şen, o dönemde direnmeden başörtüsünü bırakanlardan bazılarının sonradan FETÖ ile bağlantılı olduklarının ortaya çıktığını dile getirerek, şunları kaydetti:

"O dönem fark etmemiştim. Bunun FETÖ adı altında gerçekleşen bir durum olduğunu bilememişim. Kendi bölümümde tek başıma kaldım. İkna odalarına alınmadım ama hocaların uyarıları, rencide edişleri... 'Devlete karşı gelme, dersimde bulunma, benim rızkımla da oynama.' diyenler oldu. Özellikle eşarbını indiren arkadaşlarım beni rencide etti. Sınıfa almak istemediler, yanlarına oturtmak istemediler. Yine de yılmadım. Kınama, uyarı, uzaklaştırma cezalarına rağmen yine de 'Okulumu bitirebilir miyim?' diye düşündüm."

Başını açmadığı için o dönemde belli faturalar ödediklerini ifade eden Şen, hayatı her zaman sınav olarak gördüklerini belirtti.

Eşarbını çıkarmadığı için okuldan atıldığını dile getiren Şen, şunları kaydetti:

"Hayatımda hep başarılı bir talebeydim. Fakülteyi 17 yaşımda kazandım. Kredili sisteme bağlı olarak başarı gösterdiğim için liseyi çok çabuk bitirdim. Bu 'postmodern darbe' ile karşılaştığımda 19 yaşındaydım. Tek bildiğim şey, inancıma sahip çıkmam gerektiğiydi. Sonra eve döndürüldüm. Evlendim, iki kızım oldu. Öğretmenlik yapmak istiyordum, hep içimde kaldı. Tezahürleri acı oldu, hezeyanları oldu, psikolojik olarak beni çok yıpratan bir süreç oldu."

Şen, tarih öğretmeni eşinin, kendisine hep destek verdiğini söyledi.

Aftan yararlanarak 2011'de fakülteye döndüğünü belirten Şen, şöyle devam etti:

"İlk öğrenciliğimde 4 yıl olan fakülte, döndüğümde 5 yıl olmuştu. İntibak yasası nedeniyle tarih öğretmenliği bölümünü 6 yılda bitirmiş oldum. Yani bu bölüme 6 yıl emek verdim. 12 yıl sonra aftan yararlanarak üniversiteye döndüğümde hocalarım çok sahip çıktı. Aynı hocalar vardı, hatta 'çok gaddar' diye tasvir edeceğim hocalarım, artık yaşlanmışlar, daha anlayışlı olmuşlar. Ağlayan hocalarım oldu. Cebinden mendillerini çıkarıp gözü yaşlı benimle konuşan hocalarım oldu. Çok şaşırdım."

Şen, 2017'de kurulan 28 Şubat Öğrenci Derneğinin Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttüğünü anlatarak, mağdurların sesini duyurmayı amaçladıklarını ifade etti.

Fazilet Şen, 28 Şubat'ın sadece başörtülü öğrencileri değil oğlu askerde olan anneleri, eşi kapalı kamu çalışanlarını, kamudan hizmet almak isteyen başörtülü kadınları da mağdur ettiğini söyledi.

- "Yaşadıklarımı evlatlarıma anlattığım zaman bile masal gibi geliyor"

28 Şubat sürecinde yaşananların unutulmaması gerektiğini vurgulayan Şen, "Recep Tayyip Erdoğan hükümeti uzun süredir devletimizin başında. Birçok özgürlük getirdi. 24 yıl önce yaşananları gençler bilmiyor. Yaşadıklarımı kendi evlatlarıma anlattığım zaman bile masal gibi geliyor. Bu serbestliği yaşayamamış biri olarak söylüyorum, bu özgürlüğün çok kıymetli olduğunu bilmemiz lazım." ifadelerini kullandı.

Dünyanın hiçbir yerinde insanların inançları nedeniyle yargılanmaması gerektiğini dile getiren Şen, "Bir Hristiyan düşünün, elinde İncil var ya da kiliseye gidiyor diye nasıl eğitiminden edilir ya da bir devlet kurumuna girmesi nasıl engellenir. Bize bu yapıldı ama sineye çektik." diye konuştu.

 

20210224-2-47025902-62817496.jpg

Postmodern darbe" olarak tarihe geçen 28 Şubat 1997 Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı sonrası başörtüsü nedeniyle 13 yıl eğitimine ara vermek zorunda kalan ve 2017 yılında 28 Şubat mağdurlarının sesi olabilmek için 28 Şubat Öğrenci Derneğini kuran Emine İlyas da , o dönemde yaşadıklarını unutamıyor.

Yaşadıklarını  anlatan İlyas, 1997 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümünü kazandığını söyledi. İlk olarak İstanbul'da uygulanan başörtüsü yasağını televizyonlardan takip ettiklerini ifade eden İlyas, ikinci sınıfa başladıklarında yasağın okuduğu üniversitede de uygulanmaya başlandığını belirtti.

Kendilerine başörtülü okula giremeyeceklerinin söylendiğini anlatan İlyas, şunları kaydetti:

"İkna odalarında bizler ikna edilmeye çalışıldık. Dekan hepimizi odasına toparlayıp sorular hazırlayıp, bizi başörtülü bir şekilde okula devam etmememiz konusunda ikna etmeye çalıştı hatta o dönem bize burs teklifleri de yapıldı. 'Okulunuzu bırakmayın, başınızı açın, burs verelim.' dendi. Daha birçok şey vardı. Bizim için çok büyük bir travmaydı, birçok şeyi hafızamdan silmişim ama ikna odalarını çok net hatırlıyorum. Bizler dekan tarafından, dekanın yanında çalışanlar, üniversitedeki bazı hocalar tarafından odalarına çağırılıp ikna edilmeye çalışıldık."

İlyas, yasak başladıktan sonra da her zamanki gibi okuluna gitmeye çalıştığını, başını açmayı hiç düşünmediğini söyledi.

Önce uyarı cezası, sonrasında kınama cezası ve 1 ay okuldan uzaklaştırma cezası aldığını dile getiren İlyas, şunları kaydetti:

"Eğitim hakkımı engelledikleri için mahkemeye verdim ve mahkeme sonucunda da maalesef... Bu süreçleri böyle kolay anlatıyorum ama bizim için çok onur kırıcı şeylerdi. Kendi ülkemizde, kendi vatanımızda, hakkımızla kazandığımız üniversitemizde, sınıf arkadaşlarımızın etrafında, bütün hocaların gözü önünde okula devam etmemiz engellendi. Okulun duvarlarına isimlerimiz asıldı. Sanki teröristmişiz gibi kimlik kontrollerinde isimlerimiz belirlenip bahçe dışına atıldık. Aşama aşama işlendi. En sonunda okulun dış kapısından içeri alınmamaya başlandık.

O dönem FETÖ'nün yurtlarında kalan öğrenciler, yasağın başladığı ilk gün hiçbir tepki göstermeden ya peruk taktı ya da başlarını açtı. Biz başörtülü giriyorduk, onlar bizden de rahatsız oluyorlardı. FETÖ'nün yurtlarında kalanlar yasağa direnmeden peruğunu taktı, okula devam etti. O dönemde bazı arkadaşlarımız yurt dışına gitti, bazıları da bizim gibi ülkesinde eğitimine maalesef devam edemedi."

- "O süreçleri hiç hatırlamak bile istemiyorum"

İlyas, ikinci sınıfta okulu bırakmak zorunda kaldığını, Türkiye genelinde bütün anne babaların bu sancıyı yaşadığını dile getirdi.

Eğitim hayatı sona erdikten sonra hiçbir yerde işe giremediğini ifade eden İlyas, şöyle devam etti:

"Evlendim, çocuklarımı büyüttüm. Kendimi geliştirmeye çalıştım ama resmi bir olanağınız olmadıktan sonra çok zorlandık. Büyük bir travma. O süreçleri hiç hatırlamak bile istemiyorum. Bunun bir imtihan olduğunu düşünüyordum. Bu dünyanın zaten geçici olduğuna inanıyoruz. Ona inandığım için de 'her şeyin hayırlısı' dedik ve hayatımıza devam ettik. Üzüldük mü? Tabii ki üzüldük. Ülkemiz adına, memleketimiz adına üzüldük çünkü Türkiye genelinde 'kızlar okusun' diye bir sürü çalışmalar yapanlar, teşvik etmek için bir sürü projeler üretenler, bizleri okullarımızdan uzaklaştırdılar ve bence büyük bir potansiyel kaybı oldu."

Emine İlyas, başörtüsü yasağı kalktıktan sonra okula döndüğünü dile getirerek, 2014'te mezun olduğunu anlattı.

O dönemde yaşananları tarihe not düşmek, yeni nesillere aktarmak istediklerini dile getiren İlyas, şu ifadeleri kullandı:

"13 yıl sonra okula geri döndük, 17 yıl sonra mezun olduk. Bizler sosyal medyada bir araya geldik ve 2017'de derneği Konya merkezli olarak kurduk. Derneğimize 42 ilden 250 başvuru oldu. O dönemde üniversitede öğrenci olmuş, başörtüsü nedeniyle bazı cezalar alıp, eğitimine ara vermiş, sonrasında aftan yararlanıp mezun olmuş kadınlar bir araya geldik."

İlyas, dernek olarak imza kampanyası düzenlediklerini ve Kamu Denetçiliği Kurumu ile "28 Şubat Mağduriyetlerine Çözüm Arayışları Çalıştayı" organize ettiklerini, bu çalıştayın tavsiye kararı ile ilgili bakanlıklarla görüştüklerini söyledi.

Sırf inançlarından dolayı haksızlığa uğrayan ve bu postmodern darbeye karşı direnenlere teşekkür eden Emine İlyas, "Bu grup, çok büyük mağduriyetler yaşamalarına rağmen terörize olmadı. Vatanına, milletine her zaman bağlı kaldı. Bu çok ulvi bir şey." dedi.

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.