Abdullah Üzülmez: Siyaset ekip işidir
Konya siyasetinin en mütevazi, en dürüst ve en sevilen siyasetçilerden biri olan siyasete Adalet partisinde başlayıp, Demokratik Partide devam eden Turgut Özal’la karşılaştıktan sonra Anavatan Partisi İl Başkanlıklarında bulunan Abdullah Üzülmez’in anlattıklarının ve hatıralarının ikinci bölümünü sizlerle paylaşıyoruz. (EROL SUNAT)
SİYASET EKİP İŞİDİR
Kamuoyu yoklamalarında birinci parti olmamıza rağmen, Halil Ürün Büyükşehir Belediye Başkanı oldu.
Veysel Candan Meram’a,
Mustafa Özkafa Karatay’a,
Ve İsmail Öksüzler’de Selçuklu’ya Belediye Başkanı seçildiler.
Siyaset belli olmuyor.
Kamuoyu yoklamaları her ne kadar bazı şeyleri net olarak gösterse de, kısa bir zaman içerisinde bazı şartlar değişiyor.
İnsanın düşündüğünün dışında durumlar tezahür ediyor.
Aslında sağlıklı olmadı.
Olması mümkün de değildi.
Sebepler sonuçları doğuruyor.
Ben fevkalade, parlak bir sonuç alınacağını düşünmüştüm.
Siyaset ekip işidir.
Siyaset ekiple yapılır.
Dönemimizde güzel işler başardık.
Daha öncede dediğim gibi, Konya Büyükşehir oldu.
Selçuk Üniversitesine mühim kaynaklar aktarıldı.
Organize Sanayinde birinci, ikinci ve üçüncü Organize sanayi bölgeleri gelişti.
Mehmet Keçeciler’in bu konularda çok büyük yardım ve destekleri oldu.
Türkiye’deki telefon hamlesi öyle bir hamleydi ki,
Bütün ülkeyi etkisi altına alırken,
Konya’da bundan nasiplendi.
Yapılması gereken ne kadar hizmet varsa,
Konya bu hizmetlerden bizim zamanımızda payını hep aldı.
AHMET ÖKSÜZ’ÜN BÜYÜK HİZMETLERİ VAR
Ahmet Öksüz zamanında Konya’nın alt yapısına önem verildi.
Hafif raylı sistemin gelmesinde o dönemde Devlet Bakanı olan Abdullah Tenekeci Paşa ile Belediye Başkanı Ahmet Öksüz’ün büyük hizmetleri vardır.
Seçim kaybedildiğinde güzergah konusunda tartışmalar başlatıldı.
Sonunda bizim üzerinde çalıştığımız güzergah kabul edildi. Bu konuda ne kadar doğru bir karar verdiğimiz ortaya çıktı.
Kanalizasyon çalışmaları Ahmet Öksüzün seçimi kaybetmesinin en büyük sebebi oldu.
Milletin ayağı çamurdan kurtulmadı dendi.
Arıtma Tesisi çalışmaları Ahmet Öksüz zamanında vardı.
Seçimi kazansaydık, o tesisi 1991 yılında hizmete girebilirdi.
O çalışmalar yirmi yıla yakın bir süre atıl olarak bekledi.
Konya dönemimizde gerçekten büyük hizmetler aldı.
Artık siyasetin içerisinde değilim.
Dışarıdan takip ediyorum.
HALK İÇİNDE HALKLA OLUNMALI
Siyasete gönül verenler,
Siyasete girecek olanlar,
Siyaset yapacak olanlar her şeyden önce,
Halk içinde, halkla beraber olmalılar.
Cenab-ı Hak insanın önüne birtakım imkanlar çıkarır.
Makamlar ve mevkiler nasip eder.
İnsana insan olarak bakmak,
İnsana insan olduğu için değer vermek suretiyle,
Halkın hizmetinde bulunmaları lazım.
Bana göre siyaset bu alanlarda olması lazım.
Biz kendimizi övmüyoruz.
Amma bunu bu şekilde yapmaya çalıştık.
Hamdolsun Allah’ıma Konya caddelerinde başı dik geziyorum.
Çok insanları şahsen tanıyamadığım halde, insanlar bizim halimizi hatırımızı soruyorlar.
İNSANIN KENDİNİ ÖLÇMESİ LAZIM
Milletvekilliği teklifi aldım. Fakat ben şahsen itibar etmedim.
Niye?
Herkesin taşıyacağı bir yük var.
Şimdi vekil oluyorsun,
Binlerce insanın vebalini yüklenip gidiyorsun Meclise.
Önce bu görevi ifa edebilecek misin?
İfa edemeyecek misin?
Bunu insanın kendisinin tartması, ölçmesi lazım.
Biz kendi vebalimizi,
Kendi yükümüzü taşımaktan aciz insanız.
Böyle binlerce insanın vebalini omzumuza yüklenip Meclise gidemeyiz.
Her gönülde bir aslan yatar.
Aday olanlara saygı duyuyorum.
Vekillik denen aslan gönlümde hiç yatmadı.
Hatta bir seferinde sayın Keçeciler şöyle dedi;
-Başkan, aday olmayı düşünmüyor musun?
Dedim ki, seni ilk sıraya koyacağız.
Milletvekili adaylığına mani bir hal olmayacak.
Böyle bir durum politikada yoktur amma, ben yine de aday olmak istemem.
Niye dedi…
Senin olmanı isterim.
Tercihimi senden yana kullanırım.
Sen olmuyorsan, bir başka uygun arkadaş olsun derim.
Niye?
Herkesin layık olduğu yerde olması lazım.
Yani herkes taşıyabileceği yükü omuzlaması lazım.
Eğer bu yükün altında ezileceksem…
Eğer bu vebali yerine getiremeyeceksem yanlış yapmış olurum.
BU ÜLKENİN EN SEÇKİN İNSANLARIYDILAR
1958 senesinde Rahmetli Adnan Menderes Londra uçak kazasında bir çok yakınını ve çok değerli arkadaşlarını kaybetti.
Amma Cenab-ı Hak ölümü ona orada nasip etmemiş.
Aradan bir buçuk sene geçti.
27 Mayıs 1960 tarihinde ihtilal oldu.
Adnan Menderes ve arkadaşları Yassıada’ya hapsedildiler.
İhtilali yapanlar kendilerine göre bir sorguya tabi tuttular hepsini.
Bunlar bu ülkenin ne güzide, en seçkin insanlarıydı.
Hem Adnan Menderes…
Hem Fatin Rüştü Zorlu…
Hem Hasan Polatkan..
İdam sehpasında can verdiler.
O bakımdan diyorum ki…
Cenab-ı Hak ne verirse hayırlısını versin.
Şahıslar hakkında…
Ülkem hakkında…
Konya hakkında…
Hayırlısını versin.
Bu ister şahsım olsun…
İster kardeşim olsun..
İster diğer arkadaşlar olsun.
Hepsine aynı temennide bulunmak istiyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.