1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Ak Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı
Ak Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı

Ak Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan: (5)- "Barış Pınarı Harekatı'yla şanlı tarihimize yeni bir sayfa daha ekleyeceğiz"- "İster Arap, ister Kürt ister bir başka kesimden olsun, hemen şimdi PYD saflarını terk edip kendi evlerini, kö

A+A-

ANKARA (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Barış Pınarı Harekatı'yla şanlı tarihimize yeni bir sayfa daha ekleyeceğiz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen partisinin 132'nci Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu.

Barış Pınarı Harekatı'nın yapıldığı bölgeyi, bozulmaya çalışılan demografik zenginliğine yeniden kavuşturacaklarını belirten Erdoğan, "Kendi ülkesine dönmek isteyip de artık oturacak evi kalmamış olanlar var. İşte bunlar için de 1 milyon kişilik yeni yerleşim yerleri inşa etmeyi planlıyoruz. Bu yerleşim yerlerini uluslararası toplumun finansmanıyla inşa etmeyi planlıyoruz. Böylece Suriye'nin herkes için geri dönülebilir, yaşanabilir ve yeni bir gelecek kurulabilir hale gelmesini temin etmiş olacağız." diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye'nin hiç kimsenin toprağında, malında ve mülkünde gözü olmadığını vurgulayarak, şunları söyledi:

"Türkiye olarak bölge halkına bu konuda en küçük bir taşkınlığa müsaade edilmeyeceğinin garantisini şimdiden veriyoruz. Bu vesileyle şu veya bu sebeple YPG saflarına katılmaya zorlanmış Suriyeli kardeşlerimize bir çağrıda bulunmak istiyorum: İster Arap, ister Kürt ister, bir başka kesimden olsun, hemen şimdi PYD saflarını terk edip kendi evlerini, köylerini, şehirlerini, kendi namuslarını korumak için harekete geçecek herkese kucağımız açıktır. Biz bu operasyonda hiç kimsenin, bilhassa da sivillerin kılına dahi zarar gelmesini asla kabullenemeyiz. Sadece bize karşı silah kullananları, saldıranları ve tuzak kuranları hedef alıyoruz. Şayet böyle bir tavrın içinde değilse hiçbir Suriyeli kardeşimiz korkmasın, endişe duymasın.

Harekatımızın adını 'Barış Pınarı' olarak belirlerken rastgele bir tercihte bulunmadık. Biz terör örgütünü bölgeden kazıyarak Suriye'de gerçek anlamda barışı tesis etmek üzere bu adımları atıyoruz. Bizim sınır Suriye tarafında hep pınarlarla doludur. İşte o pınarlardan hareketle biz bunun adını 'Barış Pınarı koyduk'. Harekatımızı tek başımıza değil, Suriyeli kardeşlerimizle birlikte yapıyoruz. Daha harekatımız başlar başlamaz Suriye halkını temsil eden pek çok sivil toplum kuruluşu temsilcisi, kanaat önderi ve aşiret lideri ülkemize destek açıklaması yaptı. Bölgedeki pek çok yerde terör örgütüne karşı tavır alındığının haberleri geliyor. İnşallah çok kısa bir sürede Münbiç'ten Irak sınırına kadar tüm bölgeyi güvenliğe ve huzura kavuşturup Suriye halkının üzerinde 8 yıldır dolaşan kara bulutları dağıtacağız."

"Stratejik müttefikimiz, ne yazık ki Münbiç'ten 90 günde çıkılacağının sözünü bize vermiş olmalarına rağmen çıkmadılar." ifadelerini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yüzde 90'ı Arap olan Münbiç'i maalesef terör örgütlerine bıraktılar. Bunları da biz gayet iyi biliyoruz. Önce bunları yerine getirmeleri lazım. Suriye'de tüm kesimlerin katılımıyla tesis edilecek meşru yönetimin ülkenin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliği çerçevesinde atacağı adımlara desteğimizi şimdiden ifade ediyoruz. O gün gelene kadar Suriye halkının yanında yer almaya kardeşlerimizin her türlü sıkıntısını gidermeye devam edeceğiz."

- "Bunların sokağa çıkacak yüzü kalmaz"

DEAŞ'ın en çok tehdit ettiği ve zarar verdiği ülkelerden birinin Türkiye olduğuna işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Aynı şekilde DEAŞ'a karşı en ciddi mücadeleyi veren, en somut başarıları kazanan ülke de Türkiye'dir. Hiç kimsenin DEAŞ ile mücadele konusunda ülkemize söyleyecek tek sözü olamaz. Bugün DEAŞ tehdidi lafını ağızlarından düşürmeyenlerin daha düne kadar bu örgüte gizli açık ne tür destekler verdiklerini gayet iyi biliyoruz. Sadece ülkemiz üzerinden Suriye'ye geçmeye çalışan DEAŞ sempatizanlarının önlenmesi konusunda nasıl yalnız bırakıldığımızı anlatsak bunların hiçbirinin sokağa çıkacak yüzü kalmaz.

Ülkemiz, bugüne kadar DEAŞ'la bağlantılı olabileceğini düşündüğü, çok büyük bir bölümü Türk vatandaşı olmayan 17 bin kişiyi gözaltına almıştır. Bunlardan yarısı yabancı uyruklu olmak üzere, 5 bin 500'e yakını halen ülkemizde cezaevlerinde tutuklu veya hükümlü olarak bulunuyor. DEAŞ ile mücadele çerçevesinde 151 ayrı ülkeden 77 bine yakın şahsa, Türkiye'ye giriş yasağı koyduk. Ülkemize kadar gelebilen 102 ayrı ülkeden 7 bin 600 kişiyi sınır dışı ettik. Halen geri gönderme merkezlerinde sınır dışı edilmek üzere bekleyen kişi sayısı 851'dir."

Erdoğan, Suriye'de hapishanelerde veya kamplardaki DEAŞ'lılara ilişkin ise şöyle konuştu:

"Her şeyden önce biz asla sorumluluktan kaçan bir ülke olmadık. DEAŞ'ın bir daha kendi başımıza bela olmasını istemediğimiz gibi, Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın da böyle bir musibete duçar olmasını arzu etmeyiz. Kontrolümüze geçecek bölgelerdeki DEAŞ'lılara ne yapılması gerekiyorsa onu yapacağız. Cezaevinde tutulması gerekenleri cezaevinde tutacak, uyruğu olduğu ülkelere gidebilecekleri kabul edilmeleri halinde oraya göndereceğiz. Geride kalan kadın ve çocukları da bir ıslah programı çerçevesinde yeniden kendi toplumlarına kazandırmanın gayreti içinde olacağız. Türkiye, bu bölgenin kontrolünü ele aldıktan sonra DEAŞ'ın yeniden bölgede varlık gösteremeyeceğinden herkes emin olmalıdır. Bu güvenceyi tüm dünyaya vermek istiyorum."

Kendisinin de Siirt'ten damat olduğunu, Siirt'te Arap nüfusunun kalmadığını, terör örgütlerinin Arapları Siirt'ten göç etmeye mahkum bıraktıklarını belirten Erdoğan, şunları söyledi:

"Hadi çıkın da aksini söyleyin. Bunlar kayda geçenler, bunlar bilinenler. Kime neyi anlatıyorsunuz. Eğer işgal gücü aranıyorsa siz ta kendisisiniz. Demek ki bizim birbirimizle meselemiz yok. Peki öyleyse bunca sıkıntı neden yaşanıyor? Ne zaman bölgeye dışarıdan bir el girmişse önce herkesi birbirine düşman etmiş, ardından bu kin ve nefret ikliminde kendi çıkar düzenini kurmuştur. İşte Diyarbakır. Diyarbakır'da malum siyasi partinin önünde haftalardır bekleyen o anneleri nasıl anlatacaksınız? O annelerin yavrularını Kandil'e kaçıranlar bunun hesabını nasıl verecek? Veya çok daha farklı yerlere kaçıranlar bunun hesabını nasıl verecek? Ya siz önce bunun hesabını verin. Bir adı 'Kandil' olan Kandil var, bir de Diyarbakır'ın içinde Kandil var. Böyle bir yapı. Ve bütün planlamalar oradan yapılıyor. Ondan sonra da hemen tutuyorlar kolundan Kandil mi Kandil, bir başka sınır mı bir başka sınır, buralara gönderiyorlar. Tarihi hakikatler şunu gösteriyor; bizim birbirimizden başka dostumuz, birbirimizden başka sırtımızı yaslayacak hiç kimsemiz yoktur."

- "Emin adımlarla yolumuza devam ederiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde Suriye, Irak, Filistin ve Kuzey Afrika'da daha önce Balkanlar ve Kafkaslarda yaşananların bu hakikatin birer örneği olduğunu vurgulayarak, konuşmasına şöyle devam etti:

"İşte bunun için her fırsatta tüm kardeşlerimize, dostlarımıza, tüm mazlumlara birlik ve beraberlik çağrısında bulunuyorum. İşte bunun için 'one minute' diyoruz. İşte bunun için 'Kudüs kırmızı çizgimizdir' diyoruz. İşte bunun için 'dünya beşten büyüktür' diyoruz. İşte bunun için 'herkes için adalet, herkes için refah, herkes için huzur' diyoruz. İşte bunun için hiçbir ayrım yapmadan 4 milyon Suriyeli muhaciri yıllardır topraklarımızda misafir ediyoruz. İşte bunun için Suriyeli kardeşlerimizin huzurla evlerine dönebilmeleri için bizzat sahaya iniyoruz. İşte bunun için kendi güvenliğimiz, kendi huzurumuz kadar çevremizdeki ülkelerin de esenliğini istiyor, gözetiyor, çaba gösteriyoruz. Çünkü biz Türkiye'yiz. Çünkü biz sadece yaşatmak için, sadece barış ve huzur götürmek için gideriz. Bizim inancımız, bizim medeniyetimiz, bizim kültürümüz bunu emrediyor. Şanlı tarihimiz bu duruşun örnekleriyle doludur. İnşallah Barış Pınarı Harekatı'yla şanlı tarihimize yeni bir altın sayfa ekleyeceğiz. Bir kez daha 'Allah ülkemizin, milletimizin, ordumuzun, kardeşlerimizin yardımcısı olsun' diyoruz.

Rabbimiz müjdeliyor. Evet, Rabbimin bize inşallah fethi lütfedeceğine inanıyorum ve bu müjdeyle beraber de bizler, evet, Mehmetçiklerimizi uğurladık."

Diyanet İşleri teşkilatının Türkiye'deki tüm camilerde bu sabah namazında fetih surelerini okuduğunu, Hacı Bayram Veli Camisi'nden de dualar edildiğini ve oradan tüm askerlerin uğurlanmış olduğunu belirten Erdoğan, "Allah yar yardımcımız olsun. İnşallah en kısa zamanda bu fetih müyesser olur ve böylece Suriye'ye refah, huzur gelir. Bölgemize aynı şekilde refah, huzur gelir ve bizler de emin adımlarla yolumuza devam ederiz." diye konuştu.

Erdoğan, konuşmasının sonunda, "Hani diyorlar ya 'İşte Kürtlere AK Parti'de yer yok' filan diye. Söyleyeyim size; şu anda Parlamento içinde AK Parti grubunda 291 milletvekilimizin 50 tanesi Kürt kökenlidir. En sonunda bize bunu söyletmeye mecbur bıraktılar. Çünkü bizim için önemli olan kökenler filan olmaktan öte insan olmak." dedi.

(Bitti)

HABERE YORUM KAT