'Ali Güneri' Röportaj: Erol Sunat / 3.kısım
Geçtiğimiz hafta içinde Hakkın rahmetine kavuşan, merhum Necmettin Erbakan’ın Konya’da en güvendiği isim olan, Milli Selamet Partisi İl Başkanlığı yapan, Milli Görüş Hareketinin en etkili isimlerinden İş adamı ve Konya siyasetinin önde gelen isimlerinden Ali Güneri’nin anlattıklarının ve hatıralarının üçüncü bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.
‘ALİ GÜNERİ’NİN GÜNÜNDE KONYA’DA TIK ÇIKIYOR MUYDU?‘
Siyasi hayatımızda baştan şöyle anlatayım; İlkokul hayatım başarılı sayılır. Ortaokul hayatım başarılı sayılmaz çünkü bıraktım. Dini hayatım başarısız çünkü Hafız olamadım. Hocamın sözüyle bıraktım. Dört sene İtalyan Lisesinde okudum, dört tane İtalyanca kelime bilmem.
Niye? Lisanla meşgul olmadın mı unutursun. Arapça da da öyle oldu.
Siyasi hayatta da herkes beni başarılı sayar.
Ak Partide Konya’da bir kavga çıktı. Tayyip Erdoğan’ın istediği adam seçilmedi. Mustafa Çevik hadisesi.
Belediye ayrı bir baş çekmiş.
Vekiller ayrı bir baş çekmiş…
Teşkilat ayrı bir baş çekmiş.,
Bana Vekiller kendileri anlattılar. Tayyip Erdoğan Vekilleri sabah kahvaltısına çağırmış hepsini yarım saat haşlamış.
Demiş ki;
Ali Güneri’nin gününde Konya’da tık çıkıyor muydu?
Utanmıyor musun?
İçinizden bir Ali Güneri çıkmıyor!...
Tayyip Erdoğan’la Başkanlık Divanında aynı masada çok çalıştık. Onun Belediye Başkanı adayı olmasının en azından yüzde seksen sebebi benim.
Niye çünkü, Erbakan Hocam, Şevket Kazan, Oğuzhan Asiltürk onu kabul etmediler.
Niye kabul etmediler?
Karşılarında Bedrettin Dalan vardı. İlhan Kesici vardı
Bunların karşısında, Tayyip hafif kalır dediler..
Odalar Birliği Başkanı Ali Coşkun’un üzerinde duruyorlardı.
Bu çocuk lider dedim. Parti teşkilatına hakim. Kafasına da Belediye Başkanlığını kazanmayı koymuş. İstanbul’u kazanmak istiyor musunuz dedim.
Evet dediler.
Ondan başkasıyla kazanamazsınız.
Eğer Ali Coşkun’u aday yaparsanız, teşkilat cansiperane çalışmaz.
Vakit yok. Hocam bana tamam dedi, git söyle adayımız o.
Tayyip beni günde iki defa arıyor, Ali Abi, bir an önce açıklansın, geç kalıyoruz diyordu.
Aradım aday sensin dedim. İlk haberi benden aldı.
Bilgi birikimi var.
Ama bir Erbakan değil, hatta bir Demirel değil, bir Özal değil…
Ama lider…
Kasımpaşalı…Millet böyle adam istiyor.
İşte Köroğlu!...işte Hitler!...İşte Mussolini!..
Bunlar gökten gelmedi. Millet bu tip adamı seviyor.
İlim adamıymışsın, uçuyor muşsun, kaçıyormuşsun önemli değil.
Devlet İstatistik Enstitüsü Cumhuriyet Tarihinin ekonomide en başarılı hükümeti Erbakan Hükümetiydi diyor.
Kemal Derviş diyor ki son yirmi yılın ekonomide en başarılı hükümeti Erbakan hükümetiydi diyor. Bayram Meral, işçiden yana bir hükümetti amma biz onu devirdik diye günah çıkarıyor.
Benim gözümde 40 Tayyib’i, 40 Numan’ı, 40 şunu, 40 bunu koysan yarım Erbakan çıkmaz.
O BİZİ HİÇ MAHCUP ETMEDİ, HİÇ PİŞMAN ETMEDİ!
Erbakan benim için en az anam-babam kadar yakındı. Ben terbiye nedir, insanlık nedir, memleket sevgisi nedir her şeyi ondan öğrendim.
Benim için olağanüstü bir insandı.
Bak o da beni nasıl severdi sana üç örnekle anlatayım.
Mesela, ben yoktum. Hocam bir toplantıda söylemiş Hasan Hüseyin Ceylan ne söyledi.
Her ilde bir Ali Güneri olsaydı biz 160 Milletvekili değil, 260 Milletvekili çıkarırdık biterdi bu iş.
İkinci olarak çocuklarla ilgili bir işim için Hocama gittim. Ali Bey dedi. 35 senedir bir defa bile şahsi bir iş için bana gelmedin. Senin işin bana benimkinden daha önemli dedi ve işimizi halletmek için uğraştı ve halletti.
Halil Ürün’ü Belediye Başkanlığından ben aldım. Efsane Belediye Başkanı diye dünyada tanınan ve anılan bir adamı alıyorsunuz ve aday göstermiyorsunuz.
Her adamın harcı değil.
Halil Ürün bir otobüs adam göndermiş Ankara’ya.
Partinin önünde otobüs bekliyor. Hocam, hiç birini kabul etmemişler. Sonra içinizden birini seçin gönderin diye bir haber gelmiş.
İçlerinden birini göndermişler Hocamla görüşmek için. Hocam sormuş;
Ne istiyorsun?
Hocam Ali Bey haksızlık yapıyor, şöyle yaptı, böyle yaptı….
Biz 35 senedir onunla çalıştık. Bizi hiç mahcup etmedi. Hiç pişman etmedi. Bir derdiniz varsa gidin onunla halledin!...
BEN SENİ ALLAH İÇİN SEVİYORUM
Hocam Konya’ya gelmişti. Ahmet diye bir arkadaşımızın Meram’da bahçesi vardı. Orada ona yemek verdik.
Gece saat 11 civarı. Kucaklaştık, vedalaştık.
Hocam Ankara’ya gidecek. Ben uğurlamalara pek katılmazdım.
Az bir süre sonra Ali Güneri!... Ali Güneri!.. diye seslendiler.
Hayrola dedim. Hocam seni görmek istiyor dediler.
Biz dedim kendisiyle vedalaşmıştık…
Yanına gittim.
Baktım dudakları titriyor.
Seni dedi bir daha kucaklamadan gitmek istemedim.
Ben seni dedi Allah için seviyorum. Gel seni bir daha kucaklayayım.
SEN BİZİM CAMİAMIZIN EYÜP EL ENSARİ’SİSİN!
Allah şahit, aynen söylediği söz şu; Hocamla oturuyoruz yanımızda Temel Karamollaoğlu ve Yasin Hatipoğlu var. Asr-ı Saadette Peygamberimiz için Eyüp el Ensari ne ise, benim için, Milli Görüş camiası için Eyüp el Ensari sensin dedi.
Süleyman Arif Emre, Şevket Kazan şunları, şunları Hocama söyle diye bana gelirlerdi.
En son Numan’ın Genel Başkan olması için bana telefon ettiler, Fehim Adak falan. Recai Bey bana geldi. Hastayım diyorum. Söz dinlemiyor. Anlamıyor. İkna et dedi. Numan Başkan olsun. Hocam beni çok severdi.
Ha…bu kavga niye. Asr-ı Saadette ki Cemel Vakası var ya. Hz. Osman şehit edilmişti. Halk toplandı. Hz. Aliye biat ettiler. Orada birbiri ile mücadele eden taraflara bir bakın. Bir tarafta Ebu Talha, Zübeyr bin Avvam. Her ikisi de Aşereyi Mübeşşereden. Yanlarında Hz. Peygamberin en sevdiği hanımı Hz. Aişe. Karşılarında ise Hz. Ali var. Ali kim? Hz. Peygamberin Ali benim hem cennette, hem bu dünyada kardeşimdir dediği damadı.
Hz. Osman’ın katillerinin üzerine gitmedin diye, savaşıyorlar. Hz. Peygamber döneminde 300 kadar savaşta vefat edenlerin sayısı beş yüz kadardı.
Cemel savaşında ise on binden fazla…
Cemel vakası üzerine içtihatta bulunan alimler her ikisi de Allah’ın rızası için bu mücadeleyi yaptılar. Haklı olan iki sevap, diğerleri bir sevap kazandılar diyorlar…
BİR PARTİ YÜZDE 6-7’LERİ GEÇTİ Mİ, ONDAN KORKMA!
Numan Milli Görüşcüdür. Onu ilk göreve getirmeye çalışan benim. Efendiden bir çocuk. Sen bunu Genel Başkan yapmışsın.
Bir sene sonra yine aday etmişsin.
Kabahat kimde?
Numan’da.
Kavga 75 kişilik genel idare kurulunun 60’nın aynı kalması ve 15’nin değişmesi üzerine çıktı. Bunlarda bizim kardeşimiz denebilirdi.
Bunların kabahati ne?
Hata ettiler böldüler camiayı.
Ben 40 sene yüksek siyaset yaptım. Bir parti yüzde altı-yedileri geçti mi, ondan korkma.
İlk seçimde yüzde onu aşar.
Biz yüzde 10’u aştıydık, be mübarek!
Partilerde önemli olan Başkanlık divanıdır. Diğer üyeler sadece parmak kaldır. Mebuslar gibi. Genel İdare kurulu 60 kişi istediğin gibi yönetimini kurabilir misin?
Ne yapacaksın?
Hocanın damadı. Damadının abisi, kızı, oğlu böyle bir görüntü..
ECEVİT İNÖNÜ’YÜ SİLİNDİR GİBİ EZDİ GEÇTİ!
Tayyip Erdoğan, Ak Partiyi kurarken, bizimkilerde Saadet Partisini kuruyorlardı. Üç saat hocayla mücadele ettim. Hocam dedim geçmişten bir örnek var. Ecevit deve dişi gibi adamları İnönü’yü, Kasım Gülek’i, Turhan Feyzioğlunu, Kemal Satır’ı silindir gibi ezdi geçti.
Adam Lise mezunu, kolej mezunu amma genç, söylemleri farklı. Yanındakiler çoluk-çocuk. Partinin en önde gelen adamları dayanamadılar.
Yeni söylemler geliştirmezsek, yeni ve genç bir kadro kurulmazsa, bizi de ezer geçerler dedim. Ağır bir şeylerde söyledim.
Çocuk dedi, dediklerin doğru olabilir ama çok insafsızca saldırıyorsun. Ama o sevdiğinden başkasına o lafları ettirmezdi.
Rıza öne çıkınca, ben geriye adım attım. Benim hayalim Mekke ve Medine’de yaşamaktı. Hocama fikrimi açtım. Hocam engelledi. Önledi. Sonra Rıza’yı ona verdim.
Gitmeye niyetlendim, annem vefat etti.
Bir süre sonra tekrar niyetlendim bu sefer de babam vefat etti.
Sonra tekrar niyetlendiğimde yaşlısın olmaz dediler.
Sonunda çocuklar orda şirket kurdular. Beş yıldır oradayım. İlk iki yıl Mekke’deydim. Son üç yıldır Medine’deyim. Orada bir evim var. Dokuz ay orada, üç ayda Türkiye’de kalıyorum.
Ramazana on gün kala tekrar gideceğim. Hayatımdan memnunum.
ALİ GÜNERİ’NİN DUASI
Ne Ak Parti, ne HAS Parti, ne Saadet Partisi. Gönlüm İslam’dan ve şeriattan yana. Şöyle dua ediyorum;
Yarabbi, Müslümanlara birlik beraberlik ver.
Şuur ver.
İlim ver. Cihad aşkı ver.
Her yer kan. 10-12 yerde kan akıyor. Hep Müslüman kanı akıyor.
Başta dünya siyonizmi ve onların uşakları durumunda olan Amerika, Avrupa, Rusya, Çin dünyanın neresinde olursa olsun İslam dünyasının düşmanlarını kahhar isminle mahvı perişan eyle.
Sen Tayyip kardeşimizin,
Sen Numan kardeşimizin,
Sen Kamalak kardeşimizin aralarındaki ihtilafları kaldır.
Onları kucaklaştır.
Müslüman medeniyetine insanların muhtaç olduğu şu dönemde Müslümanların hepsini bir bayrak altında topla.
El birliği ile güç birliği ile çalışmalarını nasip eyle…
ARKADAŞLARIM İHTİSASA AĞIRLIK VE ÖNEM VERMEDİLER!
Ticarete o kadar aşıktım ki, yani dervişlerin evradı olur ya. Benim evradım da ticaretti. Birisi bir şey yaptı mı, hemen koşar ne yapıyor diye merak eder, bende yapayım isterdim. Sabah namazını dükkanıma en yakın camide kılar, herkesten önce dükkanımı ben açardım. Yatsı namazından sonra ayağımı sürüye sürüye eve giderdim. Hiç bunlar bana yorgunluk vermezdi. Ticareti çok seviyordum.
Gesaş şöyle oldu. Hocamdan aldığım ilhamla faizsiz bir şirket kuralım, herkese örnek olalım dedik. On milyon sermayemiz vardı.
Rasim Çöğen, Asım Sözbir, İsmail Şafak, Kadir Helvacızade ve ben bu işe başladık. Önce on kişiydik. Sonra yüz kişiye kadar çıktık. İşin başında ben vardım. Lübnan’a gittik. “know-how” anlaşması yaptık. Onların yapmış olduğu mal tescilini para karşılığı satın aldık.
Daha sonra Almanya’ya Düsseldorf’a fuara gittik. Ben, Rasim Çöğen, Mehmet Altın vardı Almanya’da Mühendislik okumuştu. . Mali Müşavir Doğan Dağdeviren’de bizimle birlikteydi. Ne yapacağımıza karar veremedik. Dondurmacılığı inceledik.
Sonra kendi imalatımız olan helvacılığı yapalım dedik. Helva yağını kusmaması için bağlayıcı hammaddeleri inceledik. Gece gündüz koşturduk. GESAŞ’ı kurduk. Başarılı olamadık.
Neden başarılı olmadık. Arkadaşlarımızın ufku dardı. Rasim abiyi severim. Israrla söyledim. Biz bizim dükkanlarımızı çok iyi idare edebiliriz. İş büyüyünce bizi aşıyordu. Biz yarın Avrupa’ya Amerika’ya mal satacağız. Sabancının yanından ayrılma çok iyi bir çocuk vardı. Onu getirelim dedim, yok dediler. Bizim mesleğimizi biz yapacağız, kendimiz yapacağız.
Ülker her 2-3 ayda bir piyasaya yeni bir ürün giriyor. Bol reklam yapıyorlar.
Sen ne yapıyorsun?
Helva…
O senden daha ucuza yapıyor. Daha sonra Aşçılar aldı. Aşçıları da çok başarılı görmüyorum. Tek başıma olsa paramda olsa Ülker gibi düşünürüm. Futbol 11 kişiyle oynanır amma. Mahalleden topladığın on bir kişiyle profesyonel bir takımla maç yapamazsın olmaz. Arkadaşlarım ihtisasa önem vermediler. Ağırlık vermediler. 1980 İhtilalinde Başkan bendim. Hemen Başkanlığı Hasan Öz’e devrettim. Daha sonra bir yıl kadar hapis yattım. Altı ay dil okulunda dört ayda Mamak’ta yattım. GESAŞ, GESAŞ’lıktan çıktı. Bir çok arkadaş karşıydı. Kerhen götürüyorlardı..

Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.