“Amerika’da İslâmî Yükseliş Engellenemez!”

“Amerika’da İslâmî Yükseliş Engellenemez!”
Aydınlar Ocağı’nda Amerika’daki İslâm’ı anlatan Dr. Kemal Argon, “Amerika’da İslâm’ın yükselişini durdurmak için yapılan İslâmîfobia girişimleri başarısız oluyor” dedi.

Necmettin Erbakan Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Dinler Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kemal Enz Argon, Amerika’da Güney Asyalılar ile Afrikalı Amerikalılar olmak üzere iki grup Müslüman bulunduğunu ve bunların samimi, sünni Müslümanlar olduklarını söyledi.

Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbetleri’nde ‘Amerika’da İsâm’ı anlatan Yrd. Doç. Dr. Kemal Argon, Afrika’dan köle olarak getirilen Müslümanların kölelik, beyazlar tarafından 2.sınıf vatandaş muamelesi görmelerinden dolayı gelecekle ilgili endişe ve kaygılarının bulunduğunu kaydetti.

Sille Kültür Evi’nde gerçekleştirilen sohbette mütercim Doç. Dr. Tahir Uluç, Dr. Kemal Argon’u tanıtırken Amerikalı bir anne ve Türk bir babadan dünyaya geldiğini söyledi. Yüksek Lisansı’nı Amerika’da “Tasavvuf Eğitim Yolu Olarak Nasıl Kullanılabilir” konusunda, doktorasını da İngiltere’de “Pakistan’da İslâmî Hareketler” tezi üzerine yapan Argon’un, Fillandiya’da 7 yıl kaldığını ve İsveçce, Almanca ve biraz Rusça bildiğini ifade etti. Konuşmasına “Selâmün Aleyküm” diyerek başlayan Argon, Amerika’da seküler - laik bir Amerikan ve Türk ailede doğduğunu, Fillandiya’da iken bir mutasavvıf ile tanışarak derûni hayatının bu şekilde başladığını söyledi. Amerika’ya döndüğünde Süleyman Hilmi Tuna Hocaefendi’nin talebeleriyle tanışarak kendisine yeni bir cami kurduklarını ve o camide yüzüklerinde bozkurt işareti olanlar ile Nakşibendî ve diğer çeşitli cemaatlara mensup Türkler ve Müslümanlarla bu camide tanıştığını belirtti. Hanefi mezhebine mensup olduğunu ifade eden Argon, Amerika’daki yüksek lisans tezinde tasavvuf ve tarikatlar üzerine çalıştığını ve tasavvufî tarikatların, Kuzey Amerika’da İslâmî uyanış için bir araç olarak nasıl kullanılabilir üzerine kafa yorduğunu kaydetti. Siyahî Müslümanların olduğu camilere gittiğini ve orada beyaz yüzlü olarak tek kendisinin olduğunu belirten Argon, 2012’de yapılan bir anketten yola çıkarak Amerika’daki Güney Asyalılar (Pakistan, Hindistan ve Bengaldeş müslümanları) ile Amerikalı Afrikalılar (siyahî müslümanlar) arasında Türkler’in yüzde 1’lik bir kısmı oluşturduğunu söyledi.

MEVLÂNÂ AMERİKA’DA MEŞHUR

Kadiyanilik ve özgür masonlarla karşılaşmaları neticesinde Afrikalı Amerikalı siyahî müslümanlar arasında ehli sünnet dışı grupların ortaya çıktığını kaydeden Argon, Siyah Güç Hareketi hakkında da “etnik milliyetçiliği ağır basan gruplar” tanımlamasını yaptı. Bunların sünni müslümanlarla olan münasebetlerinde tarihi süreçte içerisinde “takiyye” yaptıklarını ifade eden Argon, şehit edilen Muhammed el-Şahbaz (Malcolm X)’ın bu gruplardan ayrılan özelliğinin İslâm’ı daha evrensel bakarak anlatmaya gayret etmesi olduğunu söyledi. Dr. Mohammad Abu Baker varice’nin, FBI’dan da yardım görerek tevhid anlayışını siyahî Müslümanlar arasında yerleştirdiğini öne sürdü. “Afrikalı siyahî Müslümanlar samimi ve sünni müslümanlardır. Ama geçmişte yaşadıkları kölelik ve 2. sınıf vatandaş muamelesi görmelerinden dolayı endişeleri ve haklı sıkıntıları var” diyen Argon, Louis Farrakhan hakkında “karizmatik ve etkileyici bir lider” şeklinde konuştu.

Amerika’da müslümanların yüzde 11’inin tek mezhebe baktığını, yüzde 31’inin bütün sünni mezheplerden görüş aldıklarını, yüzde 56’sının ise Kur’an ve sünnete bakarak hüküm çıkardıklarını ve yüzde 1’inin de vahhabî (selefi) olduğunu kaydeden Argon, Hz. Mevlânâ’nın Amerika’da çok meşhur sûfî bir şâir olarak tanındığını ve Mesnevî’nin de şiir kitabı olarak okunduğunu sözlerine ekledi.

İSLAMİFOBİA ABD’DE BAŞARISIZ

Amerika’da camilerin şehir merkezleri yerine banliyölerde arttığına dikkati çeken Argon, Ramazan ve Kurban bayramlarında bayram namazlarına katılanların sayısı ile cami sayısının da arttığına işaret ederek “Amerika’da İslâm’ın yükselişini durdurmak için yapılan İslâmîfobia (İslâm korkusu ve nefreti) girişimleri başarısız olacaktır, nitekim oluyor da” dedi. Argon ayrıca, ABD Devletinin Amerika’daki Müslümanları, müslümanların camilerini, camilere giden cemaati kameralarla kontrol altında tuttuğunu kaydetti.

Amerika’daki câmi ile müslümanların sayısı hakkında sorulan bir soruyu cevaplandırırken, 2001’de cami sayısı bin 209 iken bu rakamın 2011’de 2 bin 106’ya (yüzde 74) çıktığını belirten Dr. Kemal Argon, Ramazan ve Kurban bayramı namazlarına katılan müslümanların sayısı 2001’de 2 milyon iken bu sayının 2011’de 2 milyon 600 bine çıktığını sözlerine ekledi. Bu arada camilerde kamera olduğunu, kameralı bu siyasete ve denetime katılmak istemeyen, hoşlanmayan Müslümanların da evlerinde namaz kıldıklarını dile getirdi. Argon, Fethullah Gülen ve cemaati hakkında yöneltilen bir diğer soruya ise şu cevabı verdi:

CEMAAT KAPALI KUTU HALİNE GELEBİLİR

“Saygılı bir şekilde diyecek olursam, Pakistan’da İslâmî hareketler üzerine ve Mevdudî bağlıları üzerine çalıştım. Yani çok maneviyatçı bir Fethullah Cemaati olabilir. Böylesine dinî, ruhânî ve mâneviyatçı oluşumlar siyasete müdahil olduklarında manevi yönleri saldırıya maruz kalır. Pakistan’daki Cemaat-i İslâmî, siyasi bir hareket olduğunda kendi içine kapalı bir ideoloji haline geldi. Aynı şey Hocaefendinin cemaati için de geçerli. Siyasete müdahil olduklarında aslî yapılarını kaybederek bozuluyorlar. Amerika’nın toplum olarak inşası ve temeli dinin siyasetten ayrı tutulmasına dayanır. Ama bu günlerde dinin siyaset dışında varolması projesi işe yaramıyor. Çünkü pek çok dinî aktör siyaset içinde at koşturuyor. Bu cemaat şu durumda siyasetin içinde ağır bir şekilde ve derinlemesine müdahil olma kararını vermiş. Sonuçlarını bekleyip göreceğiz. ”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.