Babadan kıza aktarılan sevgi
Babasının çok sevdiği at binme sevgisini küçükken kendisine aşıladığını belirten Süleyman Şah Atlı Spor Kulübü İşletme sahibi Halime Çelikkol, “Babamdan dolayı bu konuda çok şanslıyım. Biz 4 kız kardeşiz. Hepimiz küçük yaşta ata amatörce binmeyi öğrendik” dedi.
Küçük yaşta ailesinin yardımıyla amatörce ata binmeyi öğrenen Süleyman Şah Atlı Spor Kulübü İşletme sahibi Halime Çelikkol, şu an Konya’da ilk kadın atlı okçu sporcu olarak bu alanda birincilik başarısının olduğunu söyledi. Sürekli babasıyla vakit geçirdiğini söyleyen Çelikkol, “Küçük yaşta dedem ve babam sayesinde ata binmeye başladım. At daha çok ulaşım aracı olarak kullanılıyormuş. Babamda önceden ulaşım amaçlı kullanmış. Ama kendisinin atlara karşı ayrı bir sevgisi vardı. Bu sevgiyi bize de aşıladı. Babamdan dolayı bu konuda çok şanslıyım. Biz 4 kız kardeşiz. Hepimiz küçük yaşta ata amatörce binmeye başladık. Ben 4 kız kardeşin içinde erkek çocuğu gibi yetiştirildim. Babamla işe gidiyordum. Babam neredeyse orada oluyordum Diğer kardeşlerim annemin yanında kalırlardı” dedi.

ZAMANLA ARTAN MERAK
Atlar hakkında internetten çok fazla araştırma yaptığını ifade eden Çelikkol, “İngiliz Atı, Arzawan’ı satın aldık. İlk profesyonel binişim bu atla oldu. O zamanlar sürekli internetten atlar hakkında araştırma yapıyordum. Uşak’ta ilk kez 2014 yılında kadın atlı cirit takımı kuruldu. Atın üzerinde ne yaptıklarına baktım. Cirit atma, Uşak’a özel geleneksel bir spordur. Düzenlenen bu etkinlikte kadınlar ön plandaydı. Kadın at kullanıcı sayısı azdı. Araştırırken hayranlıkla bakıyordum onlara ‘Nasıl atın üzerinden atıyorlar’ diye. Daha sonra internetten sürekli araştırma yapmaya, video izlemeye ve kitaplar okumaya başladım. Ata binme konusu bende saplantı haline dönüşmüştü. Bir gün at üzerinde ok atıldığını gördüm. O gece ‘Konya’da atlı okçuluk nerede yapılır’ diye araştırdım. Ama Konya’da yoktu. Babama stadyumun önünden geçerken okçuluk kursunun olduğunu söyleyerek ‘Oraya gidelim mi’ dedim. Babam da ilk olarak gitmek istemedi. Daha sonra ‘hadi bakalım’ dedi. Ben o gün orada okçuluğa başladım” diye konuştu.

İLK YENİLGİ
İlk katıldığı yarışmadan elendiğini söyleyen Çelikkol, “Ben yarışmalarda yerde ok atarken, onlar at üzerinde atıyorlardı. Bu benim çok zoruma gitti. Ben de onlar gibi atmak istiyordum. Atlı okçuluk yapmak için kulüpten ayrılmak istediğimi söyledim. Konya’da bir beyefendi atlı okçuluk sporunu, kendi kulübüne ekstradan ekletmiş. Oraya yazılmak için gittim. Çok disiplinli bir antrenörden gelmiştim. Nasıl yapacağımı sordum ‘Alacaksın oku atacaksın başka bir şey yok’ dedi. Disiplinli bir ortamdan rahat bir ortama geçince düşüş yaşadım. Atı tanımanız gerekiyor. Atın ne tepki vereceğini bilmeniz gerekiyor. Orada çok bir destek alamadım. Kendim videolar izleyip antrenman yapmaya çalışıyordum. Daha sonra biz 3 ay sonra, 4-5 antrenmanla yarışmaya gittik. Orada ilk Türkiye Şampiyonası’nda elendim. Herkesin benden çok fazla beklentisi vardı. Kadın sayısı çok azdı. Erkeklerle kadınlar aynı kolda yarışıyorduk. Yeni sezonda kadın ve erkek diye ayrılacak” şeklinde konuştu.

DİSİPLİNLİ ÇALIŞMAYLA GELEN BAŞARI
Sabah erken saatlerde kalkıp çok çalıştığını dile getiren Çelikkol, “Bir başarı elde edersem, tek başıma elde edebileceğimi düşündüm. Sabah 06.00’da kalkıp namaz kılıyordum. Devamında atı eyerliyorum. Güneş tepeme vurana kadar tek başıma yaptığım parkurda çalışıyorum. Bir-iki ay boyunca bu şekilde çalıştım. Burada ki avantajım dedemden kalma bir arazimizin olması ve ata sahip olmamdı. Bu sürede destek aradım. Belediyelere gittim. İnsanlarla görüşme sağlayarak sponsor bulmaya çalıştım. Gittiğim yerler maddi açıdan beni çok yoran yerlerdi. Bu sebepten beni geri planda kaldım. Ama pes etmedim. Tekrar 2. Türkiye Şampiyonası’na katılacağım Fakat bireysel olarak katılamıyordum. Kulüp ile başvuru yapabiliyordum. Daha önce kurstan ayrılan 2 arkadaşım kulüp açmıştı. Onlarla birlikte hareket edip edemeyeceğimizi sordum. Onlarda herkesin bireysel antrenman yapıp yarışmalara birlikte gidebileceğimizi söylediler” dedi.

ALANININ İLK KADIN BİRİNCİSİ
Katıldığı yarışmalarda aldığı dereceden mutlu olduğunu söyleyen Çelikkol şu şekilde konuştu: “Ben o zamanlar gençler takımındaydım. Kayseri Talas’a gittik Orada gençlerde Türkiye birincisi oldum. Çok mutlu oldum. Geri geldiğimde beni haberlerde gören birçok insan bu işi yapmak istedi. İnsanlar bana yazmaya başladı. Hepsine cevap verdim. Daha sonra tekrar bir Türkiye Şampiyonası düzenlendi. Onda da birinci oldum. Bir süre geleneksel spor dallarında yarışmalar düzenlemedi özel müsabakalar yapıldı.Yurtdışından da sporcular katılım sağladı. O yarışmada kadın erkek grubu diye ikiye ayrıldık. Ben o turnuvada kadınlarda birinci oldum.”
HER ZAMAN AİLE DESTEĞİ
Kendi işletmesini açması konusunda babasının destek verdiğini belirten Çelikkol, “Benim bu sporu geliştirmem için bir yerimin olması gerekiyordu. Ailemin daha önceden çiftçilikle uğraştığı yer için babama burayı çiftlik olarak açmak istiyorum dedim. Sadece yazlık evimiz ve tek atlık ahırımız vardı. Babamda başardığımı görünce daha çok destek verdi. Şimdi 10 atımız var. Kahvaltı da veriyoruz. İnsanlar bizi ve bu sporu da tanıyor. Biz orada anahtar-kilit konumundayız. Ailem yönünden çok şanslıyım. Kadın olduğum içindi ise çok dezavantajlıydım. Ben 2 atla tek başıma 6 ay boyunca herkese yetişemedim. Hafta içi hafta sonu fark etmez çok kalabalık oluyordu. İnsanlar ‘Buraya neden kahvaltı koymuyorsunuz’ dediler. Benim 2 yoldaşım vardı. Başka kimsem yoktu. 2 atla kreş öğrencilerini misafir ettim. Böylelikle Süleyman Şah Atlı Spor Kulübü olarak ismini dedemden alan manevi değeri çok yüksek olan, insanların sıcak aile ortamında keyifli zaman geçirebileceği bir yerimiz oldu.” ifadelerini kullandı.
RUHSAL HAYATIMIZA KATKILARI ÇOK BÜYÜK
Hayvanların hayatımıza ve sağlığımıza olumlu anlamda katkısı olduğunun altını çizen Çelikkol şu şekilde konuştu: “Bir atla iletişim kurmak kişide mental olarak rahatlatan bir durum. Atı biraz daha detaylı araştırdığınız da mucizevi bir hayvan. Fiziksel olarak da bütün kaslarınızı çalıştırıyor. Çocuklar sürekli teknoloji ve beton yığınlarıyla iç içe. Bu durumdan sıkılıp sosyal medyaya yöneliyor. Ama biraz doğaya karışıp hayvanlarla iletişim kurmanın çok faydası var. Çiftliği açtıktan sonra çocuklara da yönelik etkinlikler düzenledik. Kreşle iletişime geçip, 3-4 yaşındaki çocukları ata binme, atla okçuluk gösterisi, ok atışı, inek sağma, çuval yarışı, odun ateşinde saç böreği yeme ve geleneksel kıyafetlerimizi tanıttığımız bir etkinlik düzenledik. 3 yaşındaki bir çocuğun inek sağması sütün nereden geldiğini öğrenmesi için çok güzel bir deneyimdi. Buradaki ortamı deneyimlemesi gelişimine katkı sağladı.”
‘14 MADALYAM VAR’
Bir yıl boyunca olimpik okçuluğu da yaptığını aktaran Çelikkol, “Olimpik okçuluk bana göre değildi. Benim amacım farklıydı. Odaklandığım konu ise at üzerinde ok atmaktı. Burada başladım yarışmalara katıldım. Hocam geleneksel sporlarda yarışmaya katılacak sporcuları seçiyordu. Hocam bana ‘Sen olimpiği bırak geleneksel olanda devam et’ dedi. Olimpiğe ilk katıldığım da okullar arası yarışma düzenlendi. Ben o yarışmada üçüncü oldum. Geleneksel okçuluktaki antrenörüm çok disiplinliydi. Bana çok katkısı oldu. Onun sayesinde geleneksel Türk Okçuluğu alanında 14 madalyam var” dedi.
‘50 ÖĞRENCİ YETİŞTİRDİM’
Yakınlarından birinin açtığı çiftlikte eğitmenlik de yaptığına değinen Çelikkol, “Tek kadın atlı okçu olarak 50 öğrenci yetiştirdim. İsteği olan herkesi tutup bu işi öğrendirmeye çalışıyordum. At korkusu olan herkese atı sevdirdim. Mesleğin tarihi boyutunu anlattım. Eşi yüzünden baskı altında kalıp ata binemeyen kadınlara uygun ortam sağlayıp ata bindirdim. Bu iş maddiyatla değil severek yaparsan olacak bir iş. Ben ata sporlarına çok önem veriyorum. Kendi tarihini bilmeyenin gelecekte bir iş yapması çok da mümkün görünmüyor. Kuşakların değişimi yenilerin değil eskilerle alakalı bir durum. Eğitimle öğrenebilirler” diyerek sözlerine son verdi.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.