BATI KLASİKLERİ ZİHİNLERDE HASAR YAPTI

BATI KLASİKLERİ ZİHİNLERDE HASAR YAPTI

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi'nin çevrimiçi olarak düzenlediği "ASBÜ'de Bayram ve İnşirah" programına konuk oldu.

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi'nin çevrimiçi olarak düzenlediği "ASBÜ'de Bayram ve İnşirah" programına konuk oldu.

D. Mehmet Doğan yaptığı konuşmada, “Bayramı çok küçük yaşlardan idrak ederiz. Bunu nereden anlarız, büyüklerin bizlere alâkasında bir değişiklik olur, hediyeler verilir, el öperiz bayram harçlıkları alırız.  Aslında, çok küçük yaşta bayramla ilgili bir fikre sahip oluruz. Onun gelmesini isteriz. Bayram sadece bizimle sınırlı değildir, dalga dalga önce ailemiz sonra geniş ailemiz, sonra sokağımız, mahallemize yaygınlaşarak gider. Eşimiz, dostumuz, bayram halkası geniş bir halkaya dönüşür. O yüzden bizim sosyalleşmemizde çocuklarımızın aramıza karatılmasında bayramın çok önemli yere sahiptir. Çocuk dünyası için bayram çok önemlidir. Aile çok varlıklı olamayabilir, küçük bir hediye bile çocuğu mutlu eder.” dedi.

 Prof. Dr. Asım Yapıcı’nın “dil” ile ilgili sorularını da cevaplandıran Doğan, Dilin kültürün taşıyıcısı olduğunu, dil olmadan hiç bir unsurun önceki nesillerden sonraki nesillere aktarılamayacağını belirtti.

Dini muhtevayı, ilmi ve günlük hayatta kullandığımız dilimizi de dil vasıtasıyla öğrendiğimizi, edebiyat için de dilin önemli olduğunu belirten Doğan, dile tepeden yapılan müdahalelere ilişkin olarak da şunları söyledi:

 “Belli zamanda yapılan müdahale dilin yapısını hasara uğrattı. Biz bunu ne zaman fark ettik, ilkokulda okuyorduk, çok fazla kelimeye ihtiyacımız yoktu, orta okulda Türkçe hocalarımız kitap okuma merakı aşılamaya çalıştılar. Artık çocuk kitapları değil de yetişkinlerin okuduğu kitaplardan okumalıydık.  Ben, Peyami Safa’nın “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” kitabını kitapçı vitrininde rastladım. Kapağı hoşuma gitti. Aldım ve okumaya başladım, o günlerde de bir akrabam TDK‘nın çıkardığı 3. Baskı sözlüğü hediye etti. Ben zannettim ki bu sözlükle her kitabı anlayabilirim. Fakat Dokuzuncu Hariciye Koğuşunu okurken birçok kelimenin Sözlük’te olmadığını fark ettim. Sonra, İstiklal Marşında geçen birçok kelimenin de bulunmadığını gördüm. O günlerin gazetelerini okuyoruz. Peyami Safa sağ daha o zamanlar, köşe yazarlığı yapıyor aynı şekilde günlük yazılarını da anlamıyoruz. Tarık Buğra, Arif Nihat Asya köşe yazarlığı yapıyorlar onlarda da anlamadığım kelimeler çıkıyor, bu Sözlük daha o zaman benim işimi görmüyor.”

D. Mehmet Doğan konuşmasında sözlük yazmaya nasıl karar verdiğini ise şöyle ifade etti:

“Kafama takıldı bu, Türkiye’nin en büyük sözlüğü o dönem için bir ortaokul öğrencisinin edebi bir eseri ve günlük gazeteleri okuması için yeterli değil. Bu tabii lise ve üniversite yıllarında büyüyerek devam etti. Yani bu yetersizliği derinden hissettim. Üniversiteden sonra askere gittim, İzmir’de kurayla İstanbul’a geldim. İstanbul’da her fırsat buldukça Dergâh yayınlarına gidiyorum. Arkadaşlar bir Türk Dili ve Edebiyatı ansiklopedisi yayınlamaya karar vermişler. Benim askerlik te bitmek üzere, bu “ansiklopedinin yayın yönetmenliğini sen üstlen” dediler. Ben de, kütüphanecilik, tasnif ve arşiv bilgime dayanarak kabul ettim. Bu sırada üniversitelerdeki Türk Dili Edebiyatı hocaları ile tanıştım. Onlarla sohbetlerimizin konusu şöyle idi; “çocuklara verebileceğimiz doğru düzgün bir sözlük. Peki hocam ne yapalım? Cevap: Kamus-ı Türki’yi latin harflerine çevirsek yeter. Hocalar bu yokluğun farkındalar fakat kendileri de böyle bir işe girişmek istemiyorlar. Yahut da bu işe girişmenin sonuçsuz kalacağını düşünüyorlar. Bu benim kafama takıldı. Ansiklopedi için kaynak ararken sık sık sahaflara gidiyoruz, bu arada ben de eski harfli sözlükleri topluyorum. Bir müddet sonra Ankara’ya Genel Müdür Şaban Karataş’ın arzusu üzerine TRT de genel müdür danışmanı olarak çalışmaya başladım. Hükümet değişince, Şaban Bey görevden uz aklaştırıldı, biz de işsiz kaldık. Başka bir iş aramadım. “Madem işsiz kaldım, tam zamanı sözlüğü hazırlamalıyım malzemem de hazır.” 1978 yılında sözlüğü yazma çalışmalarına başladım. Üç yıllık günde 18 saat çalışmak suretiyle 1981 yılında sözlüğü tamamladık ve yayınlamaya muvaffak olduk. Her sözlük, her ansiklopedi aslında bir dünya görüşünü yansıtır ister istemez. Fakat ideolojik sözlük tamamen farklıdır. Kurum sözlüğü tam bir ideolojik çarpıtma sözlüğü idi. Sözlüğe çok ihtiyaç varmış, büyük talep gördü. Üst üste baskıları yapıldı. Zaman içinde 7 defa genişlettim.

D. Mehmet Doğan, dile yapılan müdahaleler ve Türk Klasikleriyle ilgili olarak da, harf inkılabının bir kırılma nokta olduğunu, arkasından dil devrimi ve üçüncü olarak da batı klasiklerinin yayınlanmasının doğru olmadığını belirterek; “Devletin klasikleri yayınlaması gerekirdi sadece batı klasikleri değil, önce kendi klasiklerimizi, sonra da hem batının hem de doğunun, klasikleri yayınlanmalıydı. Hem çocuklarımızın okuyacağı klasiklerin önünü kestiler, kendi masallarımızı ders kitaplarından uzak tuttular, hem de büyüklerin okuyacağı klasikleri sadece batı klasikleri olarak yayınladılar. Zihnimiz çok ağır hasar gördü. Birkaç nesil bu batı klasikleri dışında kitap tanımadılar. 1950 den sonra devlet farklı yayınlar yapmaya başladı.” diye konuştu. Şark islam klasiklerinin tamamı 66 tanedir. Bun karşılık 1200’den fazla batı klasiği yayınlandı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.