Beklenmedik anda gelen başarı
Yeteneğinin farkında olmadan arkadaşının tavsiyesi üzerine resim kursuna başlayan Meryem Merve Koru, katıldığı ilk resim yarışmasında beklemediği anda derece ile ödül aldığını belirtti.
Kadınlar kendilerine fırsat verildiğinde her alanda yeteneklerini başarılı bir şekilde ortaya koyuyor. Yeter ki onlara bu imkân sağlansın. Fakat her zaman bunu beklememeliyiz. Bazen bu fırsatları kendimiz oluşturmalıyız. Kadınların yeteneklerinin kazanca da dönüşebileceğini ifade eden Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği 4. sınıf öğrencisi Meryem Merve Koru, eğitimin yaşı olmadığını ve kendisinin de gittiği kursta hocasının desteğiyle alanında kendini keşfettiğini söyledi. Daha önce resim yapmayı hiç denemediğini ifade eden Koru, “Anadolu Lisesi’nde okudum ve bölümüm eşit ağırlıktı. Resim dersimiz bile yoktu. Hiç resim yapmayı denemedim. Liseden mezun olduktan birkaç yıl sonra 20’li yaşlarımda önüme böyle bir yol çıktı. O zamanlar Nevşehir’deydim. Gençlik merkezinde kurslar oluyordu ve bu kurslara bir arkadaşım gidiyordu. Bana ‘Sen de gel’ dedi. Aramızda geçen bu konuşmadan sonra kursa başlamış oldum” dedi.

KENDİNİ KEŞFEDİŞ
Kurstaki hocalarının kendisine destek verdiğini ve hala görüştüklerini belirten Koru, “Resmi daha önce hiç denemediğim için yapabilir miyim bilmiyordum. Denemek istediğimi söyledim. Bana bir anahtar çizimi verdi. Burada ne görüyorsan onu çizebilirsin dedi. Yarım saat gibi bir süre içerisinde orada ne görüyorsam yapmaya çalıştım. Daha sonra Selçuk hocam baktığında bana daha önce çizmediğine emin misin sanki uzun zamandır çiziyor gibi bir çizim ortaya çıkarmışsın dedi. Sende ışık görüyorum kesinlikle devam edip bunun üzerine gitmelisin dedi. Orda şaşırıp, mutlu oldum. Bu beni biraz motive etti. Resmin temeli olan karakalem çalışması ile başlayıp devam ettim. Daha sonra üniversite sınavlarına hazırlanmaya başladım” diye konuştu.

HER SANATÇIDAN
BİRAZ BİRAZ
Sanat alanında kendine örnek aldığı kişiler olduğunu söyleyen Koru, “Üniversite birinci sınıftan beri Kaleli Sanat Merkezi’nde çalışıyorum. Hem öğretmenlik hem de kendi alanımda çalışmalar yapıyorum. Oğuz Kaleli hocamın bana katkısı çok oldu. Her sanatçıdan kendime farklı şeyler katmaya çalışıyorum. Diego Velázquez’in resimleri çok hoşuma gidiyor. Ama onu idol olarak değil resimlerinde kullandığı teknikleri ve düşünme tarzını örnek olarak alıyorum. Bunları hayata yansıtması ya da o dönemi yansıtışı hoşuma gidiyor” şeklinde konuştu.

‘NE HİSSEDECEĞİMİ
BİLEMEDİM’
Katıldığı ilk yarışmada beklemediği bir anda derece ile ödül aldığını söyleyen Koru, “Dereceye girmek çok farklı bir duygu, boşluğa düşmüş gibi hissediyordum. Yani tam anlamıyla insan ne hissedeceğini bilemiyor. Katıldığım yarışmada da hem sergileme hem derecelik ödülü vardı. Ödül aldığım resmi yaparken de yarışmaya yollarım düşüncesiyle yapmadım. Resmi yollayacağım zaman ön elemeyi geçtiğimde aileme söyledim. Daha sonra onlarla birlikte resmi kargoya verdik. Ankara’dan ödül alacağıma dair mailim gelince belki üçüncü olmuşumdur diye düşündüm. Açıklanmadan birkaç gün önce rüyamda görmüştüm. Sergi açılışında birinci olduğumu duyunca çok heyecanlandım” dedi.
‘OLUMSUZ DÜŞÜNCELERİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMADIM’
Okulu kazandığı dönemde kendisini destekleyenler olduğu kadar desteklemeyenlerin de olduğunu ifade eden Koru, “Ablam resim öğretmenliği okuduğu zamanlarda ortaokul öğrencisiydim. Küçükken birçok hayalim vardı. Ablam sanat alanında olduğu için, aslında küçük yaşlardan beri sanatla iç içeyim. Sanatın her dalını seviyorum. O zamanlarda resim yapmıyordum. Her şey bir anda oldu. Ailem ablama ve bana destek verdi. Fakat çevremde destek olmayıp, beni olumsuz etkilemeye çalışanlar da olmuştu. Sanatla ilgili birçok farklı söylemleri oldu. İster istemez bu düşüncelerden rahatsız olsam da yoluma severek devam ettim. Olumsuz düşünceleri göz önünde bulundurmadım.” diye konuştu.

‘HERKES KENDİ
ZAMANINI YAŞAR’
Kendisini mesleğiyle ilgili her alanda ilerletmek istediğini söyleyen Koru, şu şekilde konuştu: “Bu yıl içerisinde çok düşündüm nasıl ilerleyebilirim diye. Ama net bir sonuca ulaşamadım. Öğretmenliği çok seviyorum. Öğretmen olmak, sanat camiasında bulunmak ve orada bir şeyler yapmak isterim. Akademisyen olmak gibi hedeflerim de var. Ama şu an ne yapacağımı bende bilmiyorum. Önümüzdeki dönem Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) ve yüksek lisans için Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı’na (ALES) başvurabilirim. Üniversiteye başladığımda 23 yaşındaydım. Sınıf arkadaşlarım ise 18 yaşındaydı. Ama hiçbir şey için geç değil. Herkes kendi zamanını yaşar. Kesinlikle bu düşüncedeydim. Resim yapmaya başlamadan önce farklı alanlar düşünüyordum. Fakat resim yapmaya başladığım günden beri başka bir bölüm düşünmedim. İnsanlar sevdiği, istediği bir işi yaptığında o zaman her şey güzelleşiyor. Resimde çabam çok oldu ve bu işi gönül vererek yapıyorum.”
‘DENGEYİ ÇOK SEVİYORUM’
Her anında resim yapabildiğini ve resimlerine duygularını da aktardığını söyleyen Koru, “Her anımda çiziyorum. Ağladığımda ya da çok mutlu olduğum zamanlarda. Yani insanın duyguları yaptığı resimleri etkiliyor. Bazen yavaş bazen de hızlı yapabiliyorsunuz. O an ki ruh halinize bağlı. Bazen kendinizi kaptırıyorsunuz o an saatlerce yapıyorsunuz. Eğer gerçekten yapabilecek anda değilseniz, insan elinde fırçayı dahi tutamıyor. Öyle anlarda olabiliyor. Sınava hazırlandığım dönemde karakalemde hem çizgisel hem de lekesel çalışıyordum. Dengeyi çok seviyorum. Her teknikte bu şekilde kullanmaya çalışıyorum.” dedi.

DİLE GETİRİLMEYEN
KADINLAR
Resim alanında çok fazla kadın sanatçı olmasına rağmen isimlerinin çok duyulmadığını dile getiren Koru, şu şekilde konuştu: “Sanat tarihinde maalesef kadının ismi çok duyulmuş değil. Genellikle Frida Kahlo’nun zor geçen hayat hikayesi ve resimleri biliniyor. Aslında bunun kadını erkeği yok. Günümüzde okullarda ve kurslarda oldukça fazla kadınlar var. Geçmişte kadınlara bu gibi fırsatlar tanınmasa da günümüzde bu sayının fazla olması mutlu ediyor.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.