“Ben Bir Sanatçıyım, Şovmen Değilim”

“Ben Bir Sanatçıyım, Şovmen Değilim”
Birçoğumuzun en merak ettiği şeylerden birisidir aslında. Camın nasıl şekil aldığı, o şekle girerken hangi aşamalardan geçtiği ve nasıl bir sanat olduğu…

Emine Şeyma Yıldız'ın Röportajı

Birçoğumuzun en merak ettiği şeylerden birisidir aslında. Camın nasıl şekil aldığı, o şekle girerken hangi aşamalardan geçtiği ve nasıl bir sanat olduğu… Açıkçası biz de çok merak ediyorduk, evlerimizin en güzel yerlerini süsleyen cam eşyalarının o aşamaya gelene kadar hangi serüvenlerden geçtiğini. Hazır Türkiye’de sayılı kalmış Kültür Bakanlığı ustalarından birine rast gelince sormadan olmaz dedik. Bu sayede her yönüyle mükemmel bir insan olan, Ankara’dan gelen, 13 yaşından beri bu işle meşgul olan Cam Üfleme Sanatçısı, aynı zamanda bu alanda ders veren Feridun Pekeş’i uygulama yaparken de objektiflerimize yansıttık. Ne kadar meşakkatli bir sanat olduğuna da şahit olduk.

Nasıl bir sanattır bu cam üfleme?

Cam Üfleme, Selçuklu ve Osmanlı’dan yadigâr bir sanattır. Unutulmaya yüz tutmuştur. Cam üfleme sanatı çok zor ve emek isteyen bir sanattır. En küçük hata yüzünden sanatçının tüm emeği yok olabilir. Cama şekil verme ile cam eşyaların üzerine boya ve desenlerinin işlenmesi oldukça sıra dışı ve büyüleyicidir. Bu işlem yapılırken en çok uygulanan teknik üfleme tekniğidir. Cam işlenmek için eritilerek akışkan hale getirilir ve pipo adı verilen içi boş bir boru yardımı ile üflenerek istenilen şekil verilir. Düşünüldüğü gibi cama şekil vermek için saatlerce üfleme işlemi yapılmamaktadır. Cama şekil vermek için pipodan, normal nefes alıp verir gibi üç kere üflenmesi yeterli olmaktadır. Cama şekil verilirken ve işlenirken asla ateşten uzakta tutulmamalıdır. Ateşten uzak tutulduğu zaman cam soğur, bundan dolayı işlenmesi ve şekil verilmesini zorlaşır. Cam üfleme yapılırken en önemli işlem sap çekmektir. Çünkü cama üfleme işlemi yapılırken ince içi boş bir borunun belli bir noktası ısıtılır. Bu ısıtma işlemi yapılırken ince boru belirli bir hızda ve sürekli döndürülerek yapılması gerekir. Cam üfleme ile yapılan eşyaların üzerine boya ve desen işlenmesi şeklinde yapılan cam işleme sanatına vitray adı verilmektedir. Vitrayın asıl ustalık isteyen kısmı kırık camların birleştirilmesi ile deseni oluşturmaktır.

Cam üfleyerek neler ortaya çıkarıyorsunuz mesela?

Ben hem boş cam, hem de dolu cam ile çalışabiliyorum. Boş camı üfleyerek, dolu camı işleyerek çalışıyorum. Boş camı üfleyerek semazenler, narlar, ibrikler, çeşm-i bülbüller vs. yapıyorum. Dolu camda ise her türlü takıyı işleyip ortaya çıkarabiliyorum.

İsteyen herkes cam üfleyebilir mi? Yetenek işi mi bu?

Biraz yeteneği olan herkes eğitim alarak cam üfleyebilir ama ortaya çıkaracağı ürün el becerisine bağlı bir şey.

Bir eser ortaya çıkarken hangi aşamalardan geçiyor?

Camlar bize boru halinde geliyor. Biz bu boruları keserek, küçülterek, sap çekme aşamasına geçiyoruz. Sapların uçlarını keserek, üfleyecek yerler açıp, aleve tutarak ekleme, kaynak ve üfleme teknikleriyle el becerimizle şekillendiriyoruz. Yapacağımız ürüne göre renkli camları da kullanarak şekiller veriyoruz.

Şimdiye kadar yaptığınız eserler içerisinde en beğendiğiniz hangisi oldu?

Üfleme hayvan takımlarım ve çeşm-i bülbülüm favorimdir.

İnsanlar en çok neyi beğeniyor?

Hemen hemen yaptığım her şeyi beğeniyorlar. Şimdiye kadar beğenilmeyen bir ürünüm olmadı.

Unutulmaya yüz tutmuş bu sanatı nasıl tekrar insanların ilgi odağı haline getirdiniz? Nedir bunun sırrı?

Sevmek… Ben de cam çok başka bir şey… İçinizde öyle bir aşk varsa zaten asla kopamazsınız. Bana cam mı para mı deseler, ben camı seçerim.

Zamanın size öğrettiği en değerli şey ne?

Sağlık…

Neden?

Sağlık olmadığı zaman hiçbir şeyin önemi kalmıyor.

Sizi bir ara Yeteneksizsiniz Türkiye yarışmasında görmüştük. O kadar iyi performansa rağmen neden elendiniz?

Yeteneksizsiniz Türkiye farklı bir yarışma… Ben de elenmeyi beklemiyordum. Orada biraz daha seyirciye yönelik çalışmalar yapmak gerekiyormuş. Çeşm-i Bülbül yapmayı tercih etmiş olmam doğru bir karardı; çünkü o bizim özümüz, cam ile özleşmiş bir şey. Eğer ben sanatsal yönden değil de şov amaçlı yaklaşsaydım, turu geçerdim. O da benim işime gelmedi, neden derseniz, ben bir sanatçıyım, şovmen değilim.

Sahneye ilk çıktığınızda heyecanlanmış mıydınız? Elendiğinizde neler hissettiniz?

Heyecan yoktu ama tam sahneye çıkmadan önce birçok kişi bana şöyle yap, böyle yap gibisinden fikir belirtmişti. O yüzden heyecanım bir anda tavan yapmıştı. Ama çok şükür sahneye çıktım ve elimi, ayağıma bulaştırmadan paşalar gibi gösterimi yaptım.

Bu zamana kadar birçok önemli sergilere katıldığınız biliyoruz. Devam ediyor musunuz insanları kendinize hayran bırakmaya?

Sergilere katılmaya devam ediyorum. Onun dışında festivallere ve özel davetlere gidiyorum.

Bu sanatın yeterince tanındığını düşünüyor musunuz?

Düşünmüyorum. İnsanlara ilgi çekici buluyor ama zor bir sanat olarak görüyorlar.

Konya’yı nasıl buldunuz? Ankara’dan daha farklı geldi mi?

Konya büyük bir şehir, her anlamda büyük... İnsanları çok iyi, şimdiye kadar olumsuz bir şeyle karşılaşmadım. Sevdim Konya’yı.

Kaynak:Pusula Haber

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.