1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Bozdağ, Aa Editör Masası'na Konuk Oldu
Bozdağ, Aa Editör Masası'na Konuk Oldu

Bozdağ, Aa Editör Masası'na Konuk Oldu

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bozdağ: (1) - "CHP'nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, çamur siyaseti dediğimiz bir siyaset tarzını Türk siyasi hayatına maalesef istikrarlı bir şekilde yerleştirmeye çalışıyor. Daha önce de defalarca benzer iftiralarda

A+A-

ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, "CHP'nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, çamur siyaseti dediğimiz bir siyaset tarzını Türk siyasi hayatına maalesef istikrarlı bir şekilde yerleştirmeye çalışıyor. Daha önce de defalarca benzer iftiralarda bulundu. Pek çok şey atıyor, soru soruyor, 'Siz şöyle yaptınız mı, yapmadınız mı? Yoksa belgeleri açıklayacağım' diyor. Açıkladığı bir belge yok." dedi.

Bozdağ, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı, açıklamalarda bulundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ailesiyle ilgili iddialarda bulunduğu hatırlatılarak, "Cumhurbaşkanı'nın avukatı tarafından sahte olduğu açıklanan bu belgelerle ilgili yeni bir yargı süreci işleyecek mi? Kılıçdaroğlu neden şu ana kadar suç duyurusunda bulunmadı?" diye sorulması üzerine Bozdağ, Türkiye ve Türk siyaseti adına utanç verici bir tabloyla karşı karşıya olduklarını belirtti.

Bozdağ, "CHP'nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, çamur siyaseti dediğimiz bir siyaset tarzını Türk siyasi hayatına maalesef istikrarlı bir şekilde yerleştirmeye çalışıyor. Daha önce de defalarca benzer iftiralarda bulundu. Pek çok şey atıyor, soru soruyor, 'Siz şöyle yaptınız mı, yapmadınız mı? Yoksa belgeleri açıklayacağım' diyor. Açıkladığı bir belge yok." ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu'nun daha önce de Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında, "İsviçre bankalarında 8 ayrı hesabı var", "Dünyanın en zengin başbakanlarından biri", "Şu kadar bakanda ByLock var" gibi çeşitli iddialarda bulunduğunu ancak hepsinin yalan çıktığını kaydeden Bozdağ, şöyle devam etti:

"Bir suç duyurusunu yargıya talimat olarak gösterdi. Başka bir belge açıkladı, Başbakan Yardımcısı o zaman 'Hayati Bey ÖSYM'ye talimat verdi, falancayı üniversiteye yerleştirin' diye, bir belge açıkladı. Hepsi fos çıktı, bir kısmı çarpıtma bir kısımı da uydurma çıktı. Diğer dediklerinin hiçbirini ispat edemedi. Soruyor, 'sen açıkla yoksa ben açıklayacağım. Ben dürüst adamım, namuslu adamım, ahlaklı adamım'... Peki dürüst, ahlaklı adam, haysiyetli, şerefli adam başkalarının haysiyeti ve şerefine iftira atar mı, bunu lekeler mi, çamur atar mı? Elinde bir belge olmadan insanları suçlar mı?

21 Kasım'da konuştu, orada bir yerde 'dolar bozdurun' diye bağırıyorlar. 'Sen dolarları ha bire oraya gönderiyorsun, zaten vatandaşın cebinde dolar yok ki bozduracak' diyor. Cumhurbaşkanı'na diyor 'Sen dolarları oraya gönderiyorsun'. Sonra bir takım akrabalarından bahsetti. Cumhurbaşkanımız çıktı 'Siz bu dediklerinizi ispatlarsanız, ben cumhurbaşkanlığından istifa ediyorum, siyaseti de bırakıyorum' dedi. Bu açık bir şekilde meydan okumadır. Abdestinden şüphesi olan birisi böyle bir meydan okumayı yapabilir mi? Yapamaz. Sayın Erdoğan, CHP'nin Genel Başkanı ve Tayyip Erdoğan'dan kurtulmak isteyen çevreler, hepsi için altın bir fırsat verdi. 'İspat edin başka ülkelerle, terör örgütleriyle, istihbarat örgütleriyle, Türkiye'nin düşmanlarıyla işbirliği yaparak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı göndermek için kendinizi yormanıza gerek yok, ben hiçbirinizi yormadan bırakacağım' dedi."

Bunun üzerine Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Bir hafta sonra açıklayacağım" dediğini aktaran Bekir Bozdağ, "Bir kağıt parçası gösterdi. Daha o kağıt parçasının gösterilmesinin üzerinden fazla bir zaman geçmeden hemen Avukat Sayın Ahmet Özel, 'Bunların hepsi yalandır, gösterilen kağıt parçaları da sahtedir. Gönderilen bir kuruş para yoktur.' dedi." değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu'nun, "vergi cenneti bir adada şirket kurulduğu ve bu şirketin üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yakını olan bazı kişiler tarafından para aktarıldığı" iddiasında bulunduğunu belirten Bozdağ, bu kişilerin de hemen akabinde çok net bir şekilde bu iddiaların tamamının yalan olduğunu söylediğini anımsattı.

Bir iddiada bulunan kişinin bu iddiasını ispatla mükellef olduğuna işaret eden Bekir Bozdağ, "Yalan söylemeyen birine düşen görev, iddiasını ispatlamaktır. Her müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Çıkıp demesi lazım gelmez mi, 'İşte benim elimde belgeler şunlar. Ben bu belgeleri size dağıtıyorum'. Demez mi?" diye konuştu.

- "Neden dağıtmamış olabilir?"

"Gösterdiği evrakları neden dağıtmamış olabilir sizce?" sorusu üzerine ise Hükümet Sözcüsü Bozdağ, "Elinde bomba patladı, perişan oldu da ondan dağıtamadı." değerlendirmesini yaptı.

Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü elinde gösterdiği kağıt parçalarının gerçekten kağıt parçası olduğu, kendisini iftiracı durumuna düşüren ve kendisinin müfteri olduğunu ispat eden belge halini aldığını fark etti, çünkü kafa basmıyor. Gelen evrakın üzerindeki gönderen, giden yerler, bu nedir ne değildir bunları anlayacak kadar bir hesap bilmeyen hesap uzmanı olduğu için ne yaptı? Çuvalladı, bomba elinde patladı. Sahtekarlığı, müftericiliği, yalancılığı, ahlaksızlığı deşifre olduğu için bunu ispat eden bu kağıt parçalarını medyaya dağıtmaktan çekiniyor."

"Sayın Kılıçdaroğlu yanıltılmış olabilir mi? Zira benzer iddialar sosyal medyada, FETÖ'ye müzahir kişiler ve hesaplar tarafından bir kaç ay önce benzer şekilde paylaşılmıştı. Onların hazırladığı bir dosya halinde, 'önemli bir yolsuzluk dosyasını size ulaştırıyoruz' gibi Sayın Kılıçdaroğlu'na ulaştırılmış ve yanıltılmış olabilir mi?" sorusunu da yanıtlayan Bozdağ, şunları söyledi:

"Sayın Kılıçdaroğlu hesap uzmanıyım diyor. Genel müdürlük yapmış. Türkiye'de uzun yıllardır siyaset yapıyor, 2010'den beri de bir partinin genel başkanlığını yapıyor. Bu kadar önemli görevlerde bulunan bir kişinin 'ben yanıltıldım' deme hakkı yoktur. Çünkü gelen her konuyu tetkik etmek, doğru mu eğri mi diye incelemek, ondan sonra konuşmakla mükelleftir. Bu gönüllü bir taşeronluk işbirliğidir. Bakın ABD'de Sarraf'la ilgili bir dava başlıyor. Sarraf, baskıyla iftiracı haline geldi, oradan Türkiye suçlanırken, eş zamanlı bir şekilde Türkiye'de de ana muhalefet partisinin lideri yine Türkiye'yi ve Türkiye'nin Cumhurbaşkanını, yakınlarını, ailesini lekeleyen, karalayan büyük bir iftira kampanyası başlattı. Bir yandan New York'ta bir parça sürüyor, şimdi eşzamanlı burada. New York'taki ne? İşte ABD yargısı ve FETÖ'cüler orada sürdürüyor, şimdi bu işbirliğinin Türkiye ayağı da parçası da hiç şüphesiz CHP'nin Sayın Genel Başkanı. O da ne yapıyor? O da bunu dillendirmeye başlıyor. Eş zamanlı, bunların ikisini birbirinden ayrı düşünmemek lazım. Çünkü ikisinin de hedefinde Türkiye, ikisinin de hedefinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan var, ikisinin de hedefinde Türkiye'nin hükümeti var. Dünyaya, bağımsız Türkiye'nin gücüyle, kudretiyle ilgili uygun tavır ortaya koyan, milletin ve devletin hukukunu koruyan bir yönetim istemiyorlar. Kılıçdaroğlu gibi kukla bir lider isteniyor ve Türkiye'nin başındaki Sayın Cumhurbaşkanımızı milletin gözünden ve gönlünden düşürmek için iftira kampanyalarını beraber yürütüyorlar."

(Sürecek)


HABERE YORUM KAT