Çocuğunuzu sahneyle tanıştırın
Çiğdem Kurut'un Röportajı
Amatör bir tiyatro topluluğu olan Çınar Sanat Atölyesi’nin sahneleyeceği oyun için perde yapmaya giden ve bir daha tiyatrodan kopamayan bir isim Adnan Alkan. O gün daha atölyedeki yerini alırken elbette tiyatronun yaşamında bu denli değişikliklere yol açacağından habersiz. Şimdi onlarca çocuğun yaşamına güzel değişiklikler katmak üzere yola çıkan büyük bir ekibin üyesi. Çınar Çocuk Akademisi çocukları sahneyle tanıştıracak, onların seçimlerinde rol oynayacak… Düzgün diksiyon, beden dilinin tam kullanımı ve elbette tiyatro dolu bir röportaj…
Tiyatroya amatörce başlayıp profesyonel işlere imza atmak nasıl bir duygu?
Başladığımda tiyatronun t’sini bile bilmiyordum. Sahne perdesi yapmak üzere gittiğim Çınar Sanat Atölyesi’nde gruba ben de dahil oldum. Ferhat Üstün ve Ender Kaya tarafından oluşturulmuş bir atölyeydi. Bir süre sonra da 2005 yılında küçük bir yer tuttuk. Orada da 5 yıl kadar çalışmalarımıza devam ettikten sonra yeni yerimizde amatör tiyatroya devam ediyoruz. Ben sıfırdan başladım. Kendimi bu konuda geliştirmeye çalıştım. Amatör tiyatro yapıyoruz. Grubumuz da amatör. Ama amatör demek acemilik demek değil. Tamamen gönüllülük demek. Bu işi gönüllü yapanlarla beraberiz. Arkadaşlarımızın hepsi tiyatro yapmak için bir arada. Çoğunluğu kalarak çocuk grubuna eğitim verebilecek düzeye geldi. Bu da yine alınan eğitimlerle gerçekleşti. Şu anda 4 hocamız var. Bursa’dan, İstanbul’dan hocalar da getireceğiz. Güzel şeyler yapmaya çalışıyoruz ve bundan mutlu oluyoruz.
Çalışmalarınızda çocuklara özel neler yapıyorsunuz?
İlk oluşumumuzdan itibaren sanat atölyesi adını taşıdığımızdan bunun içini nasıl doldurabiliriz diye düşündük. Çocuklara yönelik bir tiyatro çalışması yapmak elbette en çok istediğimiz şeylerden biriydi. İlkokul öğretmeni üyemiz Melike Çavuşlar aracılığıyla bir çocuk kulübü açtık. 6, 7 kişilik gruplar oluşturduk. Çocuk oyunları sahnelemeye başladılar. Grupları tamamen ayrıydı. Çalışmalarını yapar, oyunlarını sergilerler, bazen birkaç çocuğumuz diğer oyunlarda çocuk cast’ı varsa o oyuna da dahil olurdu. Ancak mevcut binamızın yapısı bu çalışmamıza çok uygun olmadı. Meram Yeni Yol üzerinde bu çalışmalara daha uygun bir bina bulduk. Düşüncemizi daha da genişletip orayı bir Çocuk Akademisi’ne dönüştürdük. Çocuk Akademimizde yalnızca tiyatro değil çok farklı projeler de gerçekleştireceğiz. Çocuğun geleceğe yönelik özgüvenini sağlaması açısından dramaya önem veriyoruz. Burada yaş aralıklarını da genişletiyoruz. Yaz okulları açacağız. Yaz okullarında 5 yaşından 12 yaşına kadar gruplar oluşturup çocukları çok farklı etkinliklerle tanıştıracağız.
Okullardaki tiyatro gruplarını Çocuk Akademisi’nde tek çatı altında toplamayı düşünüyor musunuz?
İsmimize akademi dememizdeki sebep o. Çocukla ilgili her şey olsun. Ve okulda gördüklerinin haricinde bir kulüpleri olsun. Çocuklar okul dışında farklı bir ortam görsünler, başka insanlarla tanışsınlar istiyoruz. Burada sadece tiyatro değil, resim, müzik ve değişik etkinlikler, özellikle küçük çocuklar için el becerileri çalışmaları yapılacak, ritm eğitimleri vereceğiz.
Bunları neden yapıyorsunuz?
Çalışmalarımızın karşılığında beklentimiz para değil, gönüllülük esas. Hiçbir eğitmenimiz bunlar için para almıyor. Bizler de hiçbir ücret almıyoruz. Velilerden ayda belli bir aidat alıyoruz. Bu aidatlarla biz burayı ayakta nasıl tutarız çabasındayız. Hepimiz çalışıyoruz. Ben perdeciyim, Ferhat büyük bir kuruluşta çalışıyor, Ender de aynı şekilde büyük bir kurumda görevli. Bizim hobi olarak başladığımız olay sosyal sorumluluk projesine dönüştü. Bu girdabın içindeyiz, çıkamıyoruz ve çıkmak da istemiyoruz.
Yaz okulu gibi düşündüğümüz zaman Çocuklar sizin akademinizde ne kazanacaklar?
Bahçeli bir yer olmasını özellikle istiyorduk. Burada çocuğu en azından doğayla buluşturacağız. Evimizin kedileri falan var. Onlarla iletişime geçsinler, doğayla iletişim halinde olsunlar. Drama; toplu olarak hareket edebilmeyi de sağlayacak. İzci kulübümüz var. Yine üyelerimizden biri başkanlığını yapıyor. Onun aracılığı ile ara ara belki de bir iki günlüğüne kamplar yapacağız. Sportif etkinliklerimiz olacak. Doğa yürüyüşlerine çıkacağız. Çocuklar hem sosyal anlamda hem de kişisel gelişimleri adına kazanç sağlayacak. Çocuk okulda, evde yapamadığını orada nasıl yapar. Onun peşindeyiz. Veliler de artık çocuklarına çok yatırım yapıyor. Bu bizi sevindiriyor. Yaz dönemi için en az 150 çocuğu bu kulüpte buluşturmayı hedefliyoruz. Okul dönemlerinde de çalışmalarımız sürüyor.
Sanatsal etkinliklerle uğraşan çocuklarda ne gibi değişiklikler fark ediyorsunuz?
Biz de gözlemliyoruz ama asıl değişiklikleri velilerden duyuyoruz. Gelip teşekkür eden velilerimiz oluyor. Çocukta müthiş bir özgüven gelişimi oluyor. Öncelikle biraz daha içine kapalı çocuklardaki değişim inanılmaz. Öyle çocuklar bir ay sonra sahneden inmeyen, rahat konuşup kendini ifade edebilen bir çocuğa dönüşüyor. Çocuktan başlayıp da büyük oyunlarına geçen üyelerimiz var. bizim atölyemizde amatör olarak tiyatroya başlayıp konservatuarı kazanan ve dizilerde oynayan üyelerimiz var. 15 yıldır bu işle uğraşıyoruz. Biz Çınar Sanat Atölyesi’ni kurarken bunları hiç düşünmemiştik. 10 yıl sonrasını hayal edememiştik. Ama biz şimdi 20 yıl sonrasını hayal ediyoruz. Konya’da Devlet Tiyatrosu’ndan sonra yerimizi almak istiyoruz. Adım adım sağlam gidiyoruz. Bizler nereye kadar gidebiliriz bilmiyoruz ama bizden sonra bayrağı götürecek çok kişi var arkamızda.
Siz ilk sahne kurmaya gittiğiniz halinizle şimdiki halinizi nasıl kıyaslıyorsunuz?
Çok fark var. Perde işi de sanat işi gibi. Çok severim ama liseden beri edebiyat merakım vardı. Bunu nasıl geliştirebilirim diye düşünürdüm. . Diksiyon derslerine başladım. Bu bilgileri gruptaki diğer arkadaşlara aktarabilir seviyeye geldim. Bu da tamamen amatör. Sonradan olay farklı yerlere gitti. Eğitimler aldım, birçok kitap okudum. Kazandığım tecrübeyle şu anda diksiyon derslerine ben giriyorum. Lisedeki tek hedefim edebiyat öğretmeni olmaktı. Ticaret ağır bastı. Bunu gerçekleştiremedim. Hep içimde ukteydi. Şu anda Çınar’da edebiyatı seven, sizi ilgiyle dinleyen insan topluluğuna ders anlatıyorum.
İş hayatınıza da olumlu etkisi var mı?
Tiyatroya başladıktan sonra özellikle 2005 yılından sonra bu gelişim arttı. Müşteri portföyüm tamamen değişti. Bu benim olaya bakış açımın değişmesiyle oldu. Onların bana karşı güveni arttı. Bu iletişimden geliyor. Beden dilinde bazı noktalar var. Konuşmalarınız, vurgu, tonla her şey değişiyor.
Ailelere ne tavsiye edersiniz?
Ailelere şunu tavsiye edebilirim. Hafta sonu bir alışveriş merkezine gidiliyor. Bir babanın çocuğuna karşı minnet borcunu ödemesi aslında. Hafta içi ilgilenemedim gel hafta sonu oraya götüreyim, iki saat ne isterse alayım. Mantığımız bu. Bütün çocukların bir şekilde sahneyle tanışması lazım. O küpeşte dediğimiz sahne yükseltisi var ya; oraya çıktığınız an her şey biter. Ben çok rahatım, heyecanlanmam diyen adam oraya çıktığında heyecan yaşar. Bütün çocuklar onu yaşamak zorunda. Çocuklukta yaşamak önemli. Oraya çıkınca çocukta ya bir özgüven patlaması oluyor ya da kendine bir yol çiziyor. Bu şekilde çok kişi gördük.
Sahne; çocuğun hayatını değiştirdiği, kararlarını verdiği bir alan mı?
Aynen öyle. Bizde kesinlikle yönlendirme yok. Hümanistiz. Oyunlarımızı dünya klasiklerinden seçiyoruz. Olayı insan olarak görüyoruz. Çocuğun gelecekte neye eğilimi varsa ona bakarız. Resmi, müziği bu yüzden koyduk. Çocuk sahneye çıktığı zaman hemen hissettiriyor. Kendine güveni artıyor. Konuşması, ifadeleri, en önemlisi de bakış açısı değişiyor. En büyük şansımız Ömer Naci Topçu. Yıllarını verdi. Araba tamirciliği yaptığı sırada tiyatroyla tanışan ve arabanın altında teks okuyan, rolünü ezberleyen biri. Konservatuar istiyor. Konya’yı kazanıyor. Bitiriyor. Dizilerde oynuyor. Şimdi Bursa Devlet Tiyatrosu Müdürü. S.Ü.’de diksiyon eğitimine giriyor. Ömer Hoca olmasaydı bizim Çınar Sanat Atölyesi de bu seviyede olmazdı.
Kaynak:Pusula Haber
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.