1. HABERLER

  2. YAŞAM

  3. "Çocuk Sineması Gelecek Tasarımıdır"
"Çocuk Sineması Gelecek Tasarımıdır"

"Çocuk Sineması Gelecek Tasarımıdır"

Çocuk edebiyatçısı Yazgan:- "Çocuğun tek sermayesi yüreği ve hayalleridir. Biz de şiir ve masallardan kanat yapıp bu hayalleri uçurmaya çalışıyoruz"- "Çocuklar kitapları tanımadan sinemanın cazibesine kapılıyor. Üzücü olan bu. Şunu da biliyorum, yeni nesi

A+A-

İSTANBUL (AA) - Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür Daire Başkanlığı iş birliğiyle bu yıl 9'uncusu düzenlenen, "İstanbul Edebiyat Festivali"nde "Çocuk Edebiyatı ve Sinema" başlıklı oturum yapıldı.

TYB İstanbul Şubesi'nin bulunduğu Sultanahmet'teki Kızlarağası Medresesi'nde gerçekleşen panelin oturum başkanlığını Yusuf Dursun üstlendi.

Konuşmacılar arasında yer alan, çocuk edebiyatçısı ve yazar Bestami Yazgan, çocuklar için samimiyetle çalışılması gerektiğini belirtti.

Yazgan, çocuklar için yapılan şeylerde özensiz olunamayacağına işaret ederek, "Ne isterseniz Allah'tan isteyin, o her şeyi veriyor. O güzel eserleri ortaya çıkarmak için de biz gayret ediyoruz. Her kitabımı 10. baskısına kadar her seferinde okuyorum, önce kendime olan saygımdan, sonra çocuklara olan sevgimden. Çocuğun tek sermayesi yüreği ve hayalleridir. Biz de şiir ve masallardan kanat yapıp bu hayalleri uçurmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Çocukların hayallerini gerçekleştirmek için sinemanın çok iyi bir araç olduğunu aktaran Yazgan, şöyle devam etti:

"Yeni sanat dalı olarak sinema gündemimize girdi. Yazar olarak bir yönden sinemayı çocuk edebiyatına rakip olarak görüyorum. Çocuklar kitap okumayı bırakıp sinema izlemesinler diyoruz ama gözümüzün bir ucuyla da oraya bakıyoruz, güzel işler çıkar mı acaba diye. Çocuklar kitapları tanımadan sinemanın cazibesine kapılıyor. Üzücü olan bu. Şunu da biliyorum, yeni nesil görsellikle büyüdüğü için sinema onlara daha çok hitap ediyor."


- "Bir yönetmeni, senaristi Milli Eğitim Bakanı olarak görmek isterdim"

Yazgan, çocuklar için yapılması gerekenler konusunda sorumluğu başkalarına yüklemenin anlamsız olduğunun altını çizerek, "Çocuk edebiyatçıları olarak sinemaya kaynak olacak eserler üretmeliyiz. Bu eserleri vermek için gece gündüz çalışmalıyız. Sinemacılar da dönüp bizim tarafa bakmalı. Çünkü her teknoloji kendi kültürünü beraberinde getirir." diye konuştu.

Sosyolog yazar Erol Erdoğan da çocuk edebiyatında birçok tür olduğunu belirterek, kendisinin de son olarak çocuk oyunlarındaki sözlü unsurları derlediğini söyledi.

İnsanların çocuklarla ilgili konulara bakış açısında bir problem olduğunu anlatan Erdoğan, "Bu problemler üretimi azaltıyor. Çocukla oyunu bir araya getirmemek bu sıkıntılardan biri. Çocuklarla cami arasına örülen duvarlar da büyük bir sıkıntı. Çocukların milli ve manevi değerleri kavraması gerekiyor. Bizim hem İslam tarihinde hem geleneğimizde bugüne referans olacak çok ciddi kaynaklarımız var." dedi.

Erdoğan, çocuklara uygun olmayan içerikler üretildiğini vurgulayarak, "Çocuğun psikolojisini hiçe sayan, ideolojik ya da idealist yaklaşımlar var. Bunun yanında salt edebiyat merkezli yaklaşımlarda da fıtrat çok dikkate alınmıyor. Bu durumda iyi-kötü kavramları ters yüz olabiliyor. Bir diğer yaklaşım ise tamamen kazanca bağlı, kapitalizm doğrultusunda eser üretmek." değerlendirmesinde bulundu.

Sinemanın gücüne değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biz, çocuk sinemasını ve çizgi filmleri hala nasihat aracı olarak kullanıyor olabiliriz ama endüstri farklı algılıyor ve kullanıyor. Çocuk sineması, gelecek tasarımıdır. Batı'da üretilen sinema ve edebiyat ürünlerinde bu yönde hareket edilir. Biz 'yerli ve milli' kavramının içine özgürlük ve özgünlüğü ekleyemezsek eksik bırakmış oluruz. Çocuk sinemasında da sadece bunları ele alıp psikolojiyi gözardı edersek, arzu ettiğimiz sonuç ortaya çıkmayabilir."

Erol Erdoğan, eğitimin önemine dikkati çekerek, "Bir sinema yönetmenini veya bir senaristi Mili Eğitim Bakanı olarak görmek isterdim. Çünkü yönetmenler çoğu zaman bir sosyologdan ya da pedagogdan daha başarılı gözlem yapabiliyor. Çocukların dilini anlayıp, onların ihtiyacını iyi belirleyip buna göre hareket eden iyi bir yönetmen bakan olmasa dahi, anaokullarıyla, ilkokullarla ilgilenen biri olabilir." şeklinde konuştu.


- "Her ideoloji kendi teknoloji ve sinemasını yaratır"

Yapımcı Emir Şerif ise masallarla uzun yıllar yayıncılık yaptığı için edebiyatla haşır neşir olduğunu dile getirdi.

Daha önce birçok belgesel ve reklam filmleri çektiğini ifade eden Şerif, çocuk sinemasının çok zor bir iş olduğunu kaydederek, şunları söyledi:

"Çocukların kahraman olduğu bir dil oluşturulamadı sinemamızda. Biz buna giriştik. Makedonya'da çektiğimiz filmde, masalsı ama gerçek ve doğal bir aile ortamını aktardık. 'Bal Kaymak' filmiyle böyle bir ortamın hala var olduğunu göstermek istedik. İnşallah başarmış olacağız. Her ideoloji kendi teknoloji ve sinemasını yaratır. Bizde sinema hep yok sayılan bir alan oldu. Dünyanın her yerinden kaliteli işler gelirken biz hala 1960'ların çizgileriyle 'Keloğlan', 'Nasrettin Hoca' yaparsak olmaz. Shakespeare'in bilim kurgu versiyonları yapılırken biz modern versiyonlar yapamıyoruz."

Sinemanın tek başına yapılan bir sanat olmadığını bildiren Şerif, "Sinema ve televizyon, aslında oyuncak satmak için kullanılan bir mecra. Çok büyük oyuncak markaları yılda iki kez animasyon film yapıyor. Reklam yapmaktansa film yapıyorlar, hem filme para veriyorsunuz hem internetten izleyerek para kazandırıyorsunuz hem de oyuncağını alıyorsunuz. Seyirci sayısı 70 milyon olan bir ülkede kendi pazarımızda kendimize mal satıyoruz. Bizim özgün hikayelerimiz elbette var ama bunu evrensel bir tonda söyleyemeyince başarılı olmuş sayılmıyorsunuz." şeklinde konuştu.

HABERE YORUM KAT