Çocuklar eğitime severek başlıyor
Yaklaşık 9 yıldır kreş ve okul öncesi eğitim sektöründe başarılı işlere imza atan Cennet Melekleri, mottosu ve vizyonuyla geleceğe ışık tutuyor. İnsan olma sanatı sloganıyla yola çıktıklarını aktaran Kurucu Müdür Rabi Koyuncu, “Bize gelen çocukların en güzel özelliği eğitime severek başlamaları” dedi.
20 yıllık eğitim sektöründe geçmişi olan Rabi Koyuncu, 2014 yılında Cennet Melekleri’ni kurarak eğitim sektöründeki kariyerine devam etti. Hem bir eğitimci hem de bir anne olarak mesleğini çok sevdiğini belirten Cennet Melekleri Kurucu Müdür Rabia Koyuncu, “Çocuklar benim hayatım diyebilirim. Çocukların gelişmesini ben bir çiçeğin büyümesi gibi görüyorum. Yani emek verdiğiniz zaman ondaki karşılığını bulunca gururla bakıyorsunuz. Biraz benim eserimmiş gibi oluyor. Nasıl ki anneler çocuklarını yetiştirince o çocuklar genç olunca onlara gururla bakarlar, bende burada her iki yaşında gelip te 6 yaşında mezun ettiğim çocuk kulübüne geçirdiğim çocuklarıma öyle gururla bakıyorum. Önce geldiği ilk günü hatırlıyorum sonra da bizden çıktığı günü hatırlıyorum” diye konuştu.


HAYALLERİME ULAŞMIŞ BİR İNSANIM
Cennet Melekleri’nin kuruluş hikayesini anlatan Koyuncu, “Ben lise dönemimden beri eğitimin içindeyim. Eğitimi, eğitimciyi ve öğrenciyi çok seven bir yapım var. O zamanlarda değerler eğitimi ile eğitimciliğe başladım. Bunun sonucunda da ben duramadım. Yani bu bir aşk, duramıyorsunuz. Evde bile olsanız çocuklarımın küçüklük dönemlerinde evdeydim o zaman bile komşularımın çocuklarına ödev yaptırıyordum, bilemeyen bana gönderiyordu. Böyle mıknatıs gibi eğitimi çekmişliğim vardır. Daha sonra çocuklar biraz büyüdükten sonra bu aşkımı gerçekleştirmek istedim. Daha önce değişik kurumlarda çalışmıştım. 2014’te de kendi kurumumuzda olalım dedik. Bizim için bir hayaldi böyle bir yola çıktık. Ama şu an gerçek oldu. Şu an hem kreş hem de çocuk kulübü olarak devam ediyoruz. Beni hayallerine ulaşmış bir insan olarak düşünebilirsiniz” dedi.


ÇOCUKLAR EĞİTİMİ SEVEREK BAŞLIYOR
Cennet Melekleri’nde hayat eğitimi verildiğini kaydeden Koyuncu, “Zaten sloganımız; ‘İnsan olma sanatı’. Yani insan doktor veya mühendis olabilir ama insan olmak çok farklı bir şeydir. Değerler eğitimi ve ahlak eğitimi ağırlıklı çalışıyoruz. Çocuklarda akademik başarı sağlıyoruz. İngilizce, Matematik, Montessori Eğitimi, akıl ve zekâ oyunları, çok güzel bir şekilde sevdirerek veriliyor. Bize gelen çocukların bence en güzel özelliği eğitimi severek başlamaları. Çünkü ben sevgi olduğu zaman gerisinin çorap söküğü gibi geleceğine inanan bir insanım. Buraya gelen her çocuk önce güven duyar. Önce sever ondan sonra hem ahlaki yapısı gelişir, hem de akademik başarısı sağlanır. Cennet Melekleri’ne gelip te eğitilmeden çıkan bir çocuk göremezsiniz” ifadelerini kullandı.

ÇOCUK KULÜBÜ AYRI BİNADA
Okula giden çocuklar için çocuk kulübünün açıldığını aktaran Koyuncu, “Kulübümüzde 4 öğün yemeğimiz( kahvaltı- ara öğün- ikindin kahvaltısı- öğlen yemeği) şeklinde okula giden çocuklara hizmet veriyoruz. Okullarından sonra ödevleri yaptırılıyor, etüt dersleri veriliyor. Okumasında problem varsa okuma desteği, yazmasında problem varsa yazı desteği veriliyor. Bu şekilde bir hizmetimiz başladı. Bu hizmetimiz önceden de vardı. Biz sadece bunu geliştirerek ayrı bir binaya ayırdık. Şuan için güzel bir hizmetle devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

BEBEK GRUBU OLUŞTURDUK
Kreş sahibi olmasına rağmen 2 yaş ve öncesi çocukların kreşe verilmesine karşı olduğunu aktaran Koyuncu, “Çocuklar 2 yaşına kadar muhakkak çocuk anne sevgisini almalı. Geldiklerinde izniniz varsa uzatın, izne ayrılın gibi hep bu şekilde caydırmalarla devam ettim şimdiye kadar. Ancak bir müddet sonra aileler ‘siz almazsanız biz zaten başka bir kuruma vereceğiz’ demeye başladı. Bu durumdan sonra 1-2 yaş çerçevesinde başka bir grup oluşturduk bu sene. Tamamen bebek grubuyla devam ediyoruz” diye konuştu.
YAŞATARAK ÖĞRETMEYİ SEVİYORUZ
En güzel eğitimin yaşatılarak yapılan eğitim olduğunun altını çizen Koyuncu, “Mesela yangın haftasında çocuklarımızı itfaiye ye götürüyoruz. İtfaiyeci amcalarımız bizlere ikramlarda bulunarak teknik aletleri tanıtıyor. Çocuklarımıza itfaiye kıyafetleri giydirerek araçlara bindiriyorlar. Tam anlamıyla çocuklar için hazırlanmış bir ortam var orada. Burada çocuğa ateşle oynama demek yerine orada nasıl bir efor harcandığını, gerçek bir yangının nasıl yayılabileceğini, nelerden yangın çıkacağını onlara gösteriyoruz ve böylece çocuklar oradaki acil numaraları bile ezberlemiş bir vaziyette geri geliyorlar. Biz buna hayat eğitimi diyoruz. Hobi bahçemizde ekerek büyümelerini izliyorlar. Sulanışını emek verilişini yakından takip ederek görüyorlar. Hayvan atölyemizde civcivlerin ilk halini ve son halini görerek büyüme süreçlerini renk değiştirme süreçlerini yakından takip ederek çocuklar burada beyin fırtınası yapıyor. Dergilerde eşleştirmek yerine yaşatarak öğretmeyi daha çok seviyoruz” dedi.

KAYNAŞTIRMA ÖĞRENCİLERİ GELİŞİYOR
Şu son 4 yılda otizmli vakaların yüzde 200 arttığına dikkat çeken Koyuncu, “Aileler beni arayarak ‘Bizi kimse almıyor, direk geri çeviriyorlar. Biz bu çocuklarla ne yapacağız? Nasıl başa çıkacağız?2 diyor. Bunun asıl önceliği aileler aslında. Bu hastalığın çoğalmasının bir sürü nedeni var aslında ama bunun asıl nedeni teknolojik aletler ve hazır gıdalara düşkünlük. Her sınıfımıza bir kaynaştırma öğrencisi belirledik. Daha fazlasına maalesef biz de yer veremiyoruz fakat o çocuklar için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bu kurumun bu kadar başarılı olmasının sebebi belki de o ailelerin dualarıdır. Otizmli çocuklarımızda güzel gelişmeler kaydediliyor. Güzel konuşma becerileri, öz bakım becerileri gibi özellikleri gelişiyor. Öbür çocuklarımızla dışarıdan bakılınca anlaşılamayacak düzeyde aynı seviyeye geliyor. O çocuklarımızda da merhamet duygusu gibi duygular gelişiyor ve aslında çift taraflı bir eğitim olmuş oluyor” şeklinde konuştu.
3 YAŞTAN İTİBAREN EĞİTİME BAŞLAMALI
Okul öncesi eğitimin devlet katkılarıyla destek verilen bir dönem olduğunu belirten Koyuncu, “Benim düşüncem 3 yaşından itibaren anne ev hanımı olsa da çocukların evde bir yaşam alanı yok. Dört duvar arasında birkaç oyuncakla baş başalar. 3 yaş civarında abu yüzden okul öncesi dönemin başlaması lazım. Devletimiz belki mecburi kılmıyor, belki şartlarımız maddi anlamda buna müsait değil ama ailelerimizin şu kafadan çıkmaları lazım. Ömür boyu okuyacak zaten. 3 yaş çok küçük bu yaşta başlamasın. Bu çocuklar 3 yaştan itibaren eğitime başlamalı. Çocuk her halükarda zaten eğitiliyor. Bizim burada yaptığımız çocuğun çevresini düzenlemek. O yüzden 3 yaşta okul öncesi eğitim diyoruz” diyerek sözlerine son verdi. Yiğit Berkay ÇOPUR
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.