Cumhurbaşkanı Erdoğan: İçişleri Bakanımızın yanında olduk, yanındayız ve yanında olacağız

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İçişleri Bakanımızın yanında olduk, yanındayız ve yanında olacağız
Erdoğan, "İçişleri Bakanı Soylu'yu hedef alan saldırıların gerisinde, ülkemizdeki güven ikliminden duyulan rahatsızlık olduğunu biliyoruz. Suç örgütleriyle mücadelesinde de İçişleri Bakanımızın yanında olduk, yanındayız ve yanında olacağız." dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, salgının başladığı günden bu yana 661 milyar liralık bir kaynakla milletin her kesiminin, her bir ferdinin yanında olduklarını gösterdiklerini söyledi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Ramazan ayı ve Ramazan bayramını geride bırakıp, Kurban bayramının heyecanının şimdiden duyulmaya başlandığı günlere girildiğini ifade etti.

"Salgın şartları sebebiyle, gönlümüzce bir Ramazan ve bayram geçirememiş olsak da hamdolsun sağlığımız, huzurumuz, umutlarımız dipdiri ayaktadır." diyen Erdoğan, yaklaşık 14 aydır devam eden salgın sürecinde, milletin hem sağlığını, hem güvenliğini, hem aşını ve işini korumak için devletin tüm imkanlarını seferber ettiklerini belirtti.

Üretimi ve istihdamı sürekli kılmak için her türlü kolaylığı gösterdiklerini, her türlü desteği verdiklerini dile getiren Erdoğan, "Salgın tedbirlerinden olumsuz etkilenen vatandaşlarımızı ve esnaflarımızı yalnız bırakmadık, hibe programlarıyla hep yanlarında olduk." diye konuştu.

Uzlaşma tablosu yeni anayasa çalışmaları için de ümit ve memnuniyet verici"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM'deki bu uzlaşma tablosunun, yeni anayasa çalışmaları için de fevkalade ümit ve memnuniyet verici olduğunu dile getirerek "Siyaset kurumunun, demokrasimizin kazanımlarını ve milli iradeyi siyasi tarihimize mühürleyecek yeni bir anayasa yapacağına inanıyorum." diye konuştu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 1921 Anayasası'nı "Taklit ile kanun olmaz. Kanun, kanun-u hakiki olmak lazımdır, kanun-u tabii olmak lazımdır. İşte efendiler! Teşkilat-ı esasiyemiz böyle bir kanun-u hakikidir. Çünkü milletimizin vicdanından, kanaatinden çıkmıştır." sözleriyle tanıttığını anlatan Erdoğan, "İnşallah, yeni anayasa da milletin vicdanından, milletin kanaatinden çıkacak; yarınlarımıza, gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras olacaktır." dedi.

Temel kanunların hemen hepsini yenileyerek, adalet teşkilatını özellikle bina, teknik altyapı ve insan kaynağıyla güçlendirerek, yargının işleyişini kolaylaştırdıklarını, hızlandırdıklarını belirten Erdoğan, reform çalışmalarında ilk sıraları daima adaletin en ideal şekilde tecellisini sağlayacak çalışmalara ayırarak milletin sesine kulak verdiklerini söyledi. Erdoğan, iki yıl önce duyurdukları Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin de milletin sesinin yankılarından biri olduğuna işaret ederek şunları kaydetti:

"Bu belge çerçevesinde üç yargı paketini kanunlaştıran Meclisimiz, ceza adaleti ile hak ve özgürlükler alanında çok önemli yeniliklerin hayata geçmesini sağlamıştır. Birinci yargı paketi ile ifade özgürlüğünün güvencesini artıran, tutuklama tedbirinin istisna olma özelliğini güçlendiren değişiklikler yapmış, seri muhakeme ve basit yargılama gibi adli süreçleri daha hızlı ve öngörülebilir kılan usulleri hukuk sistemimize kazandırmıştık. İkinci yargı paketinde, ceza adalet sisteminin özellikle infaz aşamasına ilişkin çözüm bekleyen konularını ele almıştık. Geçtiğimiz yıl temmuz ayında kanunlaşan üçüncü yargı paketinde ise hukuk davalarında yargılamanın daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülebilmesine yönelik reformlar yapmıştık. Hukuk mahkemelerine de teşmil ettiğimiz e-Duruşma uygulaması, salgın sürecinde yargının işleyişine büyük kolaylık sağlamıştır.

Eylem Planımızda milletimize taahhüt ettiğimiz gibi, daha fazla özgürlük ve daha güçlü demokrasi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Geçtiğimiz ay Resmi Gazete'de yayımlanan İnsan Hakları Eylem Planı da bu sürecin bir parçasıdır. Son olarak, reform çalışmalarımızın yeni bir halkasını oluşturan dördüncü yargı paketi de yakında Meclisimize sunulacaktır. Bu paketle idari yargıda vatandaşın işini kolaylaştıran, ceza yargılamasında güvenceleri artıran çok önemli yenilikler getirilmektedir. Hemen ardından beşinci yargı paketi için kolları sıvıyoruz. Adalet hizmeti, eser ve hizmet siyasetimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Amacımız, 15 Temmuz’da milletin yazdığı destanı hukukla taçlandıran, darbecilerden millet adına hesap soran yargının daha iyi işlemesi ve hukuk devletinin tüm unsurlarıyla tahkim edilmesidir."

Erdoğan, iktidara geldiklerinde millete verdikleri sözün dördüncü başlığı olan emniyet konusunda da tarihi başarılara imza attıklarını söyledi.

Terör örgütlerinin, suç çetelerinin, çeşitli görünümler altındaki uluslararası ajanların ve onların yerli işbirlikçilerinin cirit attığı Türkiye'yi, milletin başını huzurla yastığına koyabildiği güvenli bir ülke haline getirdiklerini vurgulayan Erdoğan, terör meselesini Türkiye'nin gündeminden çıkartabilmek için dünyada tecrübe edilmiş tüm yolları denediklerini anlattı.

Erdoğan, öncelikle terör örgütlerinin istismar ettiği sorun alanlarını ortadan kaldırdıklarına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Adalet reformları ve idari düzenlemelerle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlarının tamamının, tüm hak ve özgürlüklerden eşit düzeyde faydalanabilmesini sağlayacak zemini oluşturduk. Çözüm süreci diye hafızalara kazınan yöntemle, terör örgütünü suhuletle sınırlarımızdan çıkarmanın yollarını aradık. PKK terör örgütünün bu hasbi ve harbi yaklaşımımızı kendi hain emelleri için kullanmaya çalıştığını görünce de teröristlerin başını ezmekte tereddüt etmedik.

Bugün kendi sınırlarımızın içinde adeta felç ettiğimiz terör örgütünü, Irak ve Suriye sınırlarımızın ötesinde de tehdit olmaktan çıkartma aşamasına gelmiş bulunuyoruz. Terör örgütünün siyasi alandaki uzantılarını da demokratik hukuk devleti ilkesinden ayrılmadan yakın takip altında tutarak, örgütün hareket alanını tamamen ortadan kaldırıyoruz."

Erdoğan, en sinsi ve tehlikeli terör örgütlerinden olan FETÖ'yü, devlet ve toplum hayatından kazıyıp atmak için yoğun çaba harcadıklarını, örgütün 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişimiyle açığa çıkan, MİT TIR'ları hadisesiyle derecesi yükselen, 15 Temmuz darbe girişimiyle de zirveye ulaşan ihanetlerine karşı milletle şanlı bir mücadele yürütüldüğünü vurguladı.

Bugün Türkiye'nin, birliğine, beraberliğine, istiklaline, istikbaline sıkı sıkıya sahip çıkıyorsa bu mücadeleler sayesinde olduğunu belirten Erdoğan, aynı şekilde, irili-ufaklı pek çok terör örgütünü eylem yapamaz hale getirerek saf dışı bıraktıklarını anlattı.

"Suç örgütlerini 19 yıl boyunca çökerttik"

Suç örgütlerine karşı da tavizsiz bir mücadele yürütüldüğünü dile getiren Erdoğan, "Geçmişte siyaseti ve toplum hayatını yönetecek, yönlendirecek derecede etki sahibi olan suç örgütlerini 19 yıl boyunca ellerindeki tüm imkanları alarak birer birer çökerttik." diye konuştu.

Erdoğan, hakkı gasbedilerek mağdur olan, canı ve malı tehdit altında bulunan vatandaşların tek başvuru merciinin güvenlik güçleri ve yargı kurumları olmasını sağladıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

"Bir dönem ülkenin dört bir yanında türemiş, kerameti kendinden menkul, cafcaflı lakaplarla anılan sözde babaların racon kestiği Türkiye'yi, hukuktan başka yöntemlerin geçerli olmadığı bir seviyeye getirdik. Özellikle uyuşturucu suçlarıyla mücadele ederken, kimsenin gözünün yaşına bakmadık. Dünyada, uyuşturucu suçlarına en ağır cezaların verildiği ülkelerin başında geliyoruz. Bugün ülkemizdeki cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü olarak bulunan 283 bin kişinin 88 bini uyuşturucu ve bağlantılı suçlar sebebiyle oradadır. Sadece son 3,5 yılda 530 binin üzerinde operasyon yapılarak 750 bine yakın uyuşturucu suçu şüphelisi gözaltına alınmış, bunlardan 85 bini tutuklanmıştır. Bu operasyonlarda piyasa değeri 63 milyar lirayı geçen uyuşturucu malzeme ele geçirilmiştir.

Yürüttüğümüz kararlı mücadele sayesinde uyuşturucuya bağlı ölümler üçte bir oranında azalmıştır. Organize suç örgütlerine karşı son beş yılda 1700'e yakın operasyon yapılmış, 21 binin üzerinde kişi gözaltına alınmış, 8 bine yakın kişi tutuklanmıştır. Nisan 2020'de yürürlüğe giren ikinci yargı paketinde organize suç örgütü kuranlara verilen cezayı 4 yıldan 8 yıla, örgüt üyelerine verilen cezayı da 2 yıldan 4 yıla çıkardık."

Kaçakçılık operasyonlarında da tarihi rekorlar kırıldığını ifade eden Erdoğan, yine 3,5 yılda 42 milyon paketten fazla kaçak sigara, 27 milyon litreden fazla kaçak akaryakıt ele geçirildiğini söyledi.

Erdoğan, asayiş olaylarındaki belirgin azalmanın da Türkiye'deki huzur ve güven ortamının ne derece kökleştiğinin en somut işareti olduğuna değindi.

Suç sayıları azalırken, suçların aydınlatılma oranlarının da giderek yükseldiğini vurgulayan Erdoğan, "Bu başarılar, AK Parti'nin 19 yıllık hükümetleri boyunca kesintisiz şekilde sürmüş, son dönemde daha da artmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

"Gelin hanıma memleketim Rize'de gayet güzel bir ders veriliyor"

Anlattığı konularla ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in Rize ziyaretiyle ilgili bir video gösteriminin ardından Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Terörle, çetelerle, suç örgütleriyle mücadelede elde edilen bu başarılar vatandaşımızın devletine olan güvenini arttırırken birilerini de rahatsız etmiştir. Gelin hanım beni Netanyahu'nun yanına koyuyor ve ardından da memleketim Rize'ye gidiyor ve gelin hanıma memleketim Rize'de, görüldüğü gibi gayet güzel bir ders veriliyor. Nerede, nasıl adım atılacağını çok iyi bilmek lazım. Burası Rize. Sen Rize'ye kalkıp da Rize'nin uşağına bu şekilde hakaret edip onu Netanyahu gibi bebek katillerinin yanına koymaya kalkarsan, işte yapılacak olan budur. Yine dua et ki, gelin hanıma çok ileri gitmeden bir ders verdiler. Bu da Rizeli'nin edebini, adabını gösterir. İkizdere yetmedi bir de Çayeli'ne gitti. Orada da zaten gerekeni yaptılar. Ondan sonra Trabzon'a gitmeye kalktın, Trabzon'da da hiç meydana çıkmadan, hemen uçağa geçip Ankara'ya döndün. Bu daha bir. Daha neler olacak neler. Daha dur bakalım. Bunlar iyi günler. Her şeyden önce bu ülkede ahde vefa denilen bir şey vardır. Eğer ahde vefa olmazsa bu millet affetmez. Bütün bunlarla beraber bizler hep bu ülkede gerçekten saygıya dayalı bir siyasetin yanında olduk. Saygıya dayalı bir siyasetin oturmasını istedik ve bunun çalışmasını yaptık, yapmaya da devam ediyoruz."

"Hedef İçişleri Bakanımız değil"

Erdoğan, ülkede mikserler olduğunu ifade ederek, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'yu hedef alan saldırıların gerisinde, Türkiye'de sağlanan huzur ve güven ikliminden duyulan bir rahatsızlık bulunduğunu bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Terör örgütleri gibi suç örgütleriyle mücadelesinde de İçişleri Bakanımızın yanında olduk, yanındayız ve yanında olacağız. Hedefin İçişleri Bakanımız değil büyük ve güçlü Türkiye'nin inşası gayretleri olduğunu anlamak için kullanılan araçlara ve onları kullananların siluetlerine bakmak yeterlidir.

Ülkemizde yıllarca bakanlık, başbakanlık ve Meclis Başkanlığı yapmış, partimizin genel başkanlığını yürütmüş Binali Yıldırım arkadaşımızın da oğlu üzerinden hedefe alınması, asıl niyeti gösteren bir başka işarettir. Şimdiye kadar nasıl şahsımız, partimiz ve çalışma arkadaşlarımız üzerinden ülkemize yönelik hiçbir saldırıya eyvallah etmediysek, bu tezgahı da Allah'ın izniyle bozacağız, hiç endişeniz olmasın. Buradan sesleniyorum; Bay Kemal, Bayan Meral size buradan ekmek çıkmaz, boşuna uğraşmayın."

"Ülkemize getirip, yargıya teslim edene kadar peşlerini bırakmayacağız"

Suç çetelerinin mensuplarını, dünyanın neresine kaçarlarsa kaçsınlar takip ettiklerini vurgulayan Erdoğan, tıpkı FETÖ'cüler, PKK'lılar gibi, bu suçluları da Türkiye'ye getirip yargıya teslim edene kadar peşlerini bırakmayacaklarını bildirdi.

Erdoğan, suç örgütü mensuplarının yalanlarına ve iftiralarına karşı gereken cevapların muhatapları tarafından zaten verildiğini belirterek, "Bununla kalınmamış, tarafların başvuruları üzerine Ankara ve İstanbul Anadolu Yakası Başsavcılıkları da gereken tahkikatlara başlamıştır. Geçmişten bugüne hiçbir iddia, hiçbir itham ortada bırakılmayacak, her şey yargı tarafından araştırılıp, tüm yalanlar, iftiralar ortaya dökülecektir. Türkiye'nin demokratik bir hukuk devleti olduğundan hiç kimsenin şüphesi olmasın." ifadesini kullandı.

Erdoğan, "İbn-i Haldun, 'Geçmiş, geleceğe suyun suya benzediğinden daha çok benzer.' diyor. Bugün kılıktan kılığa girerek ülkemizi ve milletimizi kara bir tablonun içine yerleştirmek isteyenler, aslında dünün tekrarından başka bir şey yapmıyor." diye konuştu.

Suç örgütleri mensuplarını kullanarak, yalanları ve iftiralarıyla kamuoyunu esir almaya, yönlendirmeye, devleti ve siyaseti dizayn etmeye heveslenenlere, aradıkları fırsatı bugüne kadar vermediklerini, bugün de vermeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eski Türkiye'nin hastalığı olan siyaseti ve toplumu, suç çeteleri, terör örgütleri, medya mecraları, çeşitli isimler altındaki uluslararası kuruluşlar eliyle düzenleme gayretlerinin yeniden hız kazandığını görüyoruz. Bu yöntemi FETÖ de, güvenlik birimleri ve yargı içindeki mensupları vasıtasıyla elde ettiği malzemeleri dilediği gibi şekillendirmek suretiyle, uzunca bir süre sinsice ve pervasızca malum kullanmıştır. Biz, Gezi olaylarından beri ülkemizin kesintisiz olarak maruz kaldığı saldırılarda kullanılan araçları birer birer devre dışı bıraktıkça, yenileriyle karşımıza çıkılıyorlar.

Hatırlarsanız, Gezi olaylarını 'çevre hassasiyetine dayalı masum eylemler' gibi göstermeye çalışanlara, bunun toplumsal kaos çıkarma denemesi olduğunu söylediğimizde, şiddetli itirazlarla karşılaşmıştık. Yine 17-25 Aralık kumpaslarının doğrudan demokratik hukuk devletini, milli iradeyi hedef aldığını söylediğimizde de birileri ısrarla konuyu adli ve siyasi zeminde tutmaya çalışmıştı. Aylar boyunca Meclis'teki grup toplantılarını FETÖ'nün kasetlerine tahsis edenler, 15 Temmuz'u da 'tiyatro' olarak nitelemek suretiyle, kendilerine verilen senaryoya sadık kalma konusundaki ısrarlarını ortaya koymuşlardı. Ülkemize yönelik en büyük ihanet teşebbüslerinden biri olan MİT tırları hadisesinde, Türkiye'yi terör örgütlerine destek veren bir devlet gibi gösterme kampanyasına iştiyakla katılanların dertleri hiçbir zaman hukuk değildi. Meclis'te hükümet kuracak çoğunluğun oluşturulamadığı Haziran 2015 seçimlerinin sonuçları, ülkemizin PKK ve FETÖ'yle mücadelesini ortadan kaldırma, eski Türkiye'yi hortlatma vesilesine özellikle dönüştürmeye kalkmışlardı. Nice sinsi kumpasla, tuzakla, girişimle yapamadıklarını 15 Temmuz'da doğrudan silaha sarılarak başarmaya kalktıklarında ise karşılarında milletimizi buldular."

Çukur eylemleriyle elde edemedikleri neticeye Suriye sınırlarIarı boyunca terör koridoru kurarak ulaşma hayallerini, gerçekleştirdikleri harekatlarla başlarına yıktıklarını ifade eden Erdoğan, Türkiye'yi ısrarla ve binbir dalavereyle DEAŞ parantezine alma girişimlerini de yine yürüttükleri sınır ötesi harekatlarla yerle bir ettiklerini vurguladı.

Ekonomiye yönelik, kendi dinamikleri ve gerçekleriyle ilgili olmayan pek çok gizli-açık saldırının da aynı oyunun bir parçası olduğunun şüphe götürmez bir hakikat olduğunu belirten Erdoğan, "Ülkemiz, tarihinin her döneminde uluslararası operasyonlara maruz kalmıştı, bugün de aynı durumun devam ettiğini anlamak için öyle çok derin analizlere ihtiyaç yoktur." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu defa da ülkemizi, suç örgütleri üzerinden hem içeride hem uluslararası alanda kıskaca almak ve bundan siyasi sonuçlar üretmek peşindeler. Türkiye'de sosyal kaos denemeleriyle, terör örgütleriyle, darbe girişimleriyle, ekonomik tuzaklarla başarılamayan değişimin, siyasete müdahaleyle yapılacağını söyleyenler olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Ortada makul, mantıklı, sahici hiçbir sebep olmadığı halde, seçimin 2023'te yapılacağını defalarca tekrarlamış olmamıza rağmen, erken seçim teranesi tutturanların, sufleyi nereden aldıkları açıktır. Boşuna uğraşmayın. Seçim Haziran 2023'tür. Tabii, dışarıdan ve içeriden kendilerine verilen gazı fazla kaçırıp 'seçimle veya seçimsiz iktidar' sözü edenleri de unutmamak gerekiyor."

"CHP genel merkezi tacizcilerin, onları koruyanların işgali altındadır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Her dönemde olduğu gibi bugün de, yürütülen iftira ve yalan kampanyalarının esas amacı, milletin güvenlik ve adalet hassasiyetini kullanarak, iktidar yolunu zahmetsizce ve maliyetsizce açabilmektir. Ülkemizde, maalesef, dün vesayet güçlerinden, terör örgütlerinden, kirli ekonomik aktörlerden, bugün suç çetelerinden medet umacak kadar çapsız, sığ, ilkesiz, ufuksuz bir muhalefet anlayışı vardır. Kendini kullandırmaya, ülke düşmanlarının değirmenine su taşımaya, milletin umutlarını küçük hesaplarına meze etmeye bu kadar gönüllü bir muhalefetin olduğu yerde, terör örgütlerine de, çetelere de gün doğuyor. Cemaziyel evveli belli, cemaziyel ahiri de ortada olan AK Parti olarak, dün vesayete karşı nasıl mücadele ettiysek, siyaset ve toplum mühendislerine nasıl meydanı bırakmadıysak, uluslararası alanda ülkemizin başını nasıl dik tuttuysak, Türkiye'nin 81 vilayetinin her karışını nasıl eserlerimizle ve hizmetlerimizle donattıysak, terör örgütlerinin tamamının başını nasıl ezdiysek, demokrasiyi ve özgürlükleri nasıl gözümüz gibi koruyup geliştirdiysek, milletimizin her bir ferdinin hakkını, hukukunu, geleceğini nasıl gözettiysek, inşallah yarın da aynı şekilde halkımızın emrinde çalışmayı, mücadele etmeyi, yeni başarılara imza atmayı sürdüreceğiz.

Kifayetsiz muhterislerin tek yaptıkları, kendi içlerindeki taciz, tecavüz, hırsızlık, arsızlık hadiselerini örtmek için, kürsülerden cevapları belgeleriyle defalarca verilmiş yalanları, iftiraları tekrarlamaktan ibarettir. İşte daha burada geçenlerde malum bir tane CHP'linin yargı tarafından nasıl bir cezaya çarptırıldığı taciz sebebiyle ortada. Bunu biz söylemiyoruz. Her türlü medyada yerini aldı. Açık konuşmak gerekirse şu anda burayı Bay Kemal'in iyi dinlemesi lazım. CHP genel merkezi tacizcilerin, onları koruyanların işgali altındadır. Şu anda CHP genel merkezi tecavüzcülerin, onları koruyanların işgali altındadır. Şu anda CHP genel merkezi hırsızların, onları koruyanların işgali altındadır. Şu anda CHP genel merkezi terör örgütlerinin siyasi uzantılarının ve teröristleri koruyanların işgali altındadır. Şu anda CHP genel merkezi milletimizin değerlerine savaş açmış marjinallerin ve onları koruyanların işgali altındadır ve evet şu anda CHP genel merkezi suç örgütlerine payandalık ve piyonluk yapanların işgali altındadır. Millet ittifakı adı altında CHP yönetimiyle yol yürüyen herkes de bu utanç tablosunun ortağıdır. CHP'ye oy veren vatandaşlarımın da, bu tablolardan rahatsız olduğuna yürekten inanıyorum. Milletimiz, yularlarını terör örgütlerine, suç çetelerine, yeminli Türkiye düşmanlarına teslim edenlere hak ettikleri cevabı her zeminde ve her fırsatta vermektedir, vermeyi sürdürecektir."

Erdoğan, milletin, kendilerine, hezeyanlarla uğraşma değil, ülkenin geleceğini inşa etme vazifesi verdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cumhurbaşkanı olarak kabinemizle, Cumhur İttifakı olarak Meclis çatısı altında milletvekillerimizle, AK Parti olarak da 19 yıllık müktesebatımız ve daha kimsenin aşamadığı vizyonumuzla bu vazifeyi hakkıyla yerine getirmekle mükellefiz." diye konuştu.

Yaptıkları her açılışın, başlattıkları her yatırımın, ülkeye kazandırdıkları her eserin, milletin emrine sundukları her hizmetin gerisinde bu aşkın, şevkin ve heyecanın olduğunu dile getiren Erdoğan, "Aşkınan koşan yorulmaz. Onun için de yorulmuyoruz. Rahmetli Özal'ın meşhur sözüyle ifade edecek olursak, bizim icraatlarımıza onların hayalleri bile yetişemez." ifadelerini kullandı.

Muhalefete her fırsatta kendileriyle yarışlarını, iftira ve yalan siyaseti değil, eser ve hizmet siyaseti üzerinden yapmaları çağrısında bulunduklarını belirten Erdoğan, "Maalesef karşımızdakiler, hayırda yarış diyebileceğimiz bu siyaset anlayışından fellik fellik kaçmaktadır. Tabii biz bunlara takılmıyor, kendi işimize bakıyoruz." dedi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.