DAMLARDAN SOFRALARIMIZA UZANAN LEZZETLER

DAMLARDAN SOFRALARIMIZA UZANAN LEZZETLER
Sonbahara kapı araladığımız bugünlerde Anadolu'nun her köşesinde olduğu gibi Konya'nın şirin ilçesi Taşkent’te de halkı tatlı bir telaş sarmış durumda.

Yöre sakinleri yaz boyunca bin bir zahmet ve emekle yetiştirdikleri doğal ürünleri kışın sofralara getirmek için mesailerine devam ediyor. Bir tarafta yakacak tedariği, soba kurulumu, ev temizliği diğer tarafta kışlık yiyecekleri hazırlama gayreti... İşte sırtını Toroslara yaslamış Taşkent ilçesinde sonbahar böyle yaşanırken biz fotoğraf tutkunları için de renkli görüntüler ortaya çıkıyor.

Bugünlerde henüz çatıyla tanışmamış taş evlerin toprak damlarında kurutmalıkların sunduğu görsel şölenine sıklıkla rastlıyoruz. Damların her köşesine serilen kendi tabirimizle ‘el kadar’ bezlerde domates, patlıcan, biber, tarhana ve daha envai çeşit ürünler yerini alıyor. El emeği ile hasat ettiği ürünleri damda kurumaya bırakan halk mahsulünü yağmurdan fırtınadan korumak için de ayrıca göz nuru döküyorlar.

Bana yol arkadaşlığı yapan fotoğraf makinemi alıp kendimi Taşkent’in dar sokak aralarına atınca sonbaharı daha iyi anladığımı fark ediyorum. Bağından, bahçesinden, tarlasından yaptığı hasatla hanesine bolluk bereket kazandıran ağzı dualı ataların dediği “Ömrün uzun, düğünün güzün olsun” sözü daha bir anlam kazanıyor bende.

Dik ve yamaç Toros dağlarından toplanan ‘deli erik’ dediğimiz yaban erikleri bile sofrada yerini bulması için toplanıp kurutuluyor. Bu eriklerden ne yapıldığını sorduğumda hoşaf ve marmelat yapıldığını öğreniyorum. Dağlardan sadece deli erik değil; kekik, sumak, cırtlık ve boz armut dediğimiz ahlat da toplanıp sofralarımızı süslüyor. Ve her biri ayrı bir lezzet katıyor...

Kurutmalıklar arasında en çok dikkatimi çeken ise ‘bakla’ dediğimiz fasulye kurutması oldu. Hemen hemen her damda mutlaka bir bakla kurutması gözüme çarpıyor. Sahip olduğu coğrafyadan dolayı en çok yetiştirilen sebzeler arasında domates, patates ve fasulyenin yeri ayrıydı elbet. Bu yüzden bakla kurutmasına ayrıca önem veriliyor olsa gerekti. Tabi bir de yöreye özgü pişirilişini de yabana atmamak lazım. Bol salçayla kara tencerede odun ateşinde pişirilen bakla kavurmasının lezzeti asıl sebep bence.

Bu lezzeti tatmak ve görsel şöleni yerinde görmek için sizi de Taşkent’e beklemekteyiz...

Fotoğraf ve Yazı: FATİME ÖZAĞIR

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum