Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Kovid-19 süreci ırkçılık ve İslam karşıtlığı gibi yükselişte olan eğilimleri artırdı

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Kovid-19 süreci ırkçılık ve İslam karşıtlığı gibi yükselişte olan eğilimleri artırdı

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Kovid-19 salgınının, küresel yoksulluk ve eşitsizliğin yanı sıra yabancı düşmanlığı, hoşgörüsüzlük, ırkçılık ve İslam karşıtlığı gibi zaten yükselişte olan eğilimleri artırdığını söyledi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi ve Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto "Pandemi Sonrası Dünyada Uluslararası Düzen ve Değişen Dinamikler" başlığıyla 4'üncüsü çevrim içi gerçekleştirilen TRT World Forum 2020'de, "Kovid-19 Sonrası Dış İlişkiler ve Devletler arası İlişkilerde Yeni Gerçekler" başlıklı oturumda konuştu.

 

Kovid-19 sürecindeki zorluklara rağmen dış politika çalışmalarının sürdüğünü anlatan Çavuşoğlu, Latin Amerika, Afrika, Avrupa ve Azerbaycan gibi bölgedeki bazı ülkelere ziyaretlerde bulunduğunu ancak Bakanlıktaki çalışmaların hızla dijital platformlara adapte edilerek yürütüldüğünü kaydetti.

Çavuşoğlu, uluslararası toplantıların da çevrim içi platformlara dönüştüğüne dikkati çekerek, Türkiye'nin de Büyükelçiler Konferansı gibi önemli toplantılarını bu yıl dijital platforma taşıdığını belirtti.

Kovid-19 sonrası sürecin nasıl olacağına ilişkin bir soru üzerine Çavuşoğlu, "Önceki normale bir dönüş olacağına inanmıyorum. Bunun yerine hepimizin benimsemesi gereken yeni bir normale geçeceğiz." dedi.

Çavuşoğlu, Kovid-19 küresel salgınının, yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslam karşıtlığının yükselişine yol açıp açmadığı yönündeki bir soruya, salgının önce bir halk sağlığı sorunu olarak başladığı ve daha sonra ciddi sosyal ve ekonomik sonuçları olan küresel krize dönüştüğü yanıtını verdi.

Salgın nedeniyle artan küresel yoksulluk ve eşitsizliğe dikkati çeken Çavuşoğlu, "Bu ayrıca, yabancı düşmanlığı, hoşgörüsüzlük, ırkçılık ve İslam karşıtlığı gibi zaten yükselişte olan eğilimleri arttırdı. Ne yazık ki Avrupa böylesi olumsuz bir eğilimin odak noktası. Elbette Finlandiya'yı bunun dışında tutuyorum ama Batı Avrupa'da bunu çok net görüyoruz. Avrupa'nın her geçen gün popülist ırkçı ve göçmen karşıtı söylemlerin rehinesi haline gelmesinden endişe duyuyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Çavuşoğlu, İslam'a ve Müslümanlara karşı hakaret ve nefret söyleminin arttığını belirterek, "Avrupa'daki milyonlarca Müslüman'ın güvenliği ve refahı tehdit altındadır. Bunu neden söylüyorum? Müslümanlara yönelik saldırıları görüyorum ve hepsi de Avrupa'nın birçok farklı yerindeki yabancılara yönelik." dedi.

Türkiye'nin terörden onlarca yıldır çeken bir ülke olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, sorunun çözümünün, "terörle mücadelede dayanışma" olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, Fransa'da 11 saat gözaltında tutulan Müslüman çocukları ve Yunanistan ile Frontex tarafından sığınmacıların uluslararası hukuka aykırı şekilde geri itildiğini hatırlatarak, benzer örneklerin endişe verici olduğunun altını çizdi.

Popülist ve ırkçı söylemlerin yalnızca radikalleri ve teröristleri güçlendirmeye hizmet edeceğine işaret eden Çavuşoğlu, bu eğilimi tersine çevirmekte siyasi liderlerin de sorumluluğu olduğunu, küçük siyasi oyunlar için ırkçı yaklaşımların desteklenmesi halinde herkesin kaybedeceğini söyledi.

"Pakistan, çok taraflılığı destekliyor"

Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi, küresel bir salgın haline gelen Kovid-19 krizini şimdiye dek ülkesinde çok başarılı şekilde yönetebildiklerini dile getirdi.

Öte yandan, salgının, dünyanın her bölgesinde insanların hayatını, uluslararası ekonomiyi ve iklim değişikliğini olumsuz yönde etkilediğine işaret eden Kureyşi, ileride daha büyük zorlukların da oluşabileceği yorumunda bulundu.

Kureyşi, "Salgın öncesinde, korumacılığın arttığı, çok taraflılığın azaldığı bir ortam vardı. Bunlara karşı mücadele etmemiz gerekiyor. Biz çok taraflılığı destekliyoruz. Geçmişte ve şimdi görüyoruz ki artık dış politikada tek taraflı trendler yönünde değişiklikler var fakat çok büyük rekabet ve ayrım söz konusu olduğunda, bu tek taraflılık istikrarı ve küresel barışı bozabilir." şeklinde konuştu.

"Uluslararası istikrar tehdit altında mı?" sorusunun herkese yöneltilmesi gerektiğini söyleyen Kureyşi, "Bizim şunu bilmemiz gerekir; uluslararası toplum, kolektif olarak hep birlikte çok taraflılık ve istikrarı bölgemiz ve bölgemizin ötesinde kurabilir." diye konuştu.

Kureyşi, "Salgının, yeni düzey bir ulusalcılık ortaya koyduğu şeklindeki yorumlara katılıyor musunuz?" sorusuna karşılık, dünyanın Kovid-19 gibi bir zorluğa hazırlıklı olmadığını ve bu salgının, yavaş yavaş korumacılığın ve çok taraflılığın azaldığı bir dönemde ortaya çıktığını kaydetti.

Kureyşi, "İhtiyacımız olan şey, bu zorluğa karşı çok taraflı, bütüncül ve iş birlikçi yaklaşım." değerlendirmesinde bulundu.

"Kovid-19 aşısını herkes için erişilebilir kılın"

Küresel kriz olan Kovid-19'a karşı, küresel bir yanıt verilmesi gerektiğinin altını çizen Kureyşi, Kovid-19 aşısına karşı ticari yaklaşımın da terk edilmesi çağrısında bulundu.

Kureyşi, "Bu aşı genel halk sağlığı için önemli. Pakistan, 'Bu aşıyı herkes için erişilebilir kılın' dedi." ifadelerine yer verdi.

Kureyşi, şöyle devam etti:

"Salgın şunun altını çizdi; uluslararası kurumların ne kadar sınırlı olduğunu gördük. En çok ihtiyacımız olduğu dönemde, bazılarımız DSÖ'den çekildi. BM Genel Sekreteri (Antonio Guterres), Kovid-19 sürecinde dünyanın çeşitli yerlerinde, acilen ateşkes ilan edilmesi çağrısında bulundu fakat kimse kendisini dinlemedi. Bu başka bir zorluktu. Bizim bölgemizde, Güney Asya'da, Hindistan tarafında yeni bir yoğunlaşma gördük. Ateşkes kuralları ihlal edildi. 2019'da ihlal edilen kurallarla, salgın esnasında 2020'de bu yoğunlaştı ve tam tersine döndü. Genel Sekreter'in ifadelerine hiç aldırmadılar."

Dünyanın en fazla iş birliği ve dayanışmaya ihtiyaç duyduğu Kovid-19 sürecinde, ne yazık ki bu durumdan faydalanma eğilimlerinin görüldüğünü söyleyen Kureyşi, dünyanın çeşitli bölgelerinde, toleranssızlığın, ayrımcılığın ve İslam karşıtlığının arttığına dikkati çekti.

"Salgından alınacak dersler var"

Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto da Kovid-19 salgını nedeniyle, çok sayıda uluslararası toplantının çevrim içi düzenlendiğini belirterek, bu toplantılarda eksik olanın, yüz yüze görüşmelerde yapılan "koridor diplomasisi" olduğuna işaret etti.

Ülkesinin, Kovid-19 salgınını özel şekilde yönettiğinin söylendiğini aktaran Haavisto, "Fakat şu anda Finlandiya'da da salgın gelişiyor. Salgının ortasında Finlandiya çok rahat bir yer değil. İkinci dalga geliyor. Hepimizin çok sorumlu şekilde davranması gerekli." ifadelerini kullandı.

Haavisto, halkın, maske kullanımı ve sosyal mesafeye dikkat ettiğine fakat yine de tedirgin olduklarına çünkü Noel zamanı Kovid-19 vakalarında bir artışın görülebileceğine işaret etti.

Kovid-19 sürecinde de barış, güvenlik ve iklim değişikliği konularının gündemlerinde olduğunu dile getiren Haavisto, salgın sonrasında da bu meselelere karşı ortak mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

Haavisto, krizlerin fırsatları da barındırdığını vurgulayarak, "Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de çok taraflılık politikasının öneminden bahsetti. Gerçekten uluslararası topluma ihtiyacımız var. ABD, DSÖ'den uzaklaşırken, biz Fin tarafından desteğimizi arttırdık. Umarız şimdi ABD'nin politikaları da bu yönde değişecek." ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği ülkelerinin Kovid-19'la mücadelede bir araya gelerek tek bir cephede mücadele etmesinin hangi zorlukları barındırdığına ilişkin bir soru üzerine Haavisto, sınırların kapatılması, sağlık malzemelerinin sınırlardan geri çevrilmesi gibi birçok eksikliğin yaşandığını ancak virüsün yarattığı ilk şoktan sonra iş birliğinin hızla ortaya konduğunu anlattı.

Finnair ve Türk Hava Yolları ile farklı ülkelerden vatandaşlarının ülkesine getirildiğini, ülkelerin bu süreçte dayanışma göstererek başka ülkelerden hastaları hastanelerine götürmeye başladığını örnek veren Haavisto, ilk günlere nazaran artık çok daha sistematik bir şekilde dayanışma içinde olunduğunu söyledi.

Haavisto, Kovid-19'a ilişkin krizin daha da büyümemesi için uluslararası toplumun ne yapabileceğine odaklanılması gerektiğini belirterek, "Birlikte bir şeyler yapabilir miyiz? Uluslararası toplum, benzer krizlerin ortaya çıkmasını önlemek için birlikte ne yapabilir? Örneğin herkese aşının ulaştırılması konusu. Dünyanın tüm bireyleri kendilerini bu virüsten korumak konusunda aynı hakka sahip." diye konuştu.

Avrupa'nın da birçok ülkeden mülteciyi kabul ettiğini ve mültecilerin hakkını korumak için çok gayret sarf ettiğini söyleyen Haavisto, vatandaşların ve mültecilerin güvenliğinin sağlanmasına ve terörle mücadeleye önem verildiğini, herkesi korumanın ortak görev olduğunu belirtti.

Haavisto, değişim içindeki dünyada salgının da bir oyun değiştirici olduğunu dile getirerek, kimin ekonomisini daha önce toparlayacağı, aşı çalışmalarının başarısı gibi konularda da bir iş birliği ve rekabetin doğduğuna dikkati çekti.

Bu süreçte Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in çatışmaların durdurulması çağrısını da desteklediklerini aktaran Haavisto, "Salgında ortaya çıkan olasılıklar barış ve refaha katkıda bulunabilir. Salgından alınacak dersler var." dedi.

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.