1. HABERLER

  2. YAŞAM

  3. Edebiyat Festivali'nde "Kısa Filmi Kısa Öykü" Paneli
Edebiyat Festivali'nde "Kısa Filmi Kısa Öykü" Paneli

Edebiyat Festivali'nde "Kısa Filmi Kısa Öykü" Paneli

"9. İstanbul Edebiyat Festivai" kapsamında düzenlenen, "Kısa Film Kısa Öykü" başlıklı panelde yönetmen Süleyman Ciliz, Yeşim Tonbaz ve Ekrem Doydu konuşmacı olarak yer aldı- Yönetmen Ciliz:- "Bugün daha iyi fikir üretenler daha iyi film yapacaklardır"

A+A-

İSTANBUL (AA) - Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür Daire Başkanlığı iş birliğiyle bu yıl 9'uncusu düzenlenen, "İstanbul Edebiyat Festivali"nde, "Kısa Film Kısa Öykü" başlıklı panel yapıldı.

TYB İstanbul Şubesi'nin merkezi Sultanahmet'teki Kızlarağası Medresesi'nde gerçekleşen panelde oturumun başkanlığını üstlenen yönetmen Süleyman Civliz, kısa filmlerin sinema sektörü içerisinde önemli bir yer kapladığını söyledi.

Civliz, kısa film oluşturmayı şiir yazmaya benzeterek, "Artık sinemanın teknik üretim araçlarına ulaşmak eskisi kadar zor bir şey değil. Yani negatif filmler, kameralar, çok yüksek güçlü ışıklar ve kurgu teknolojileri gibi şeylere ulaşmanız artık çok kolay. Bütün kurgu sistemleri bilgisayar üzerinden işleniyor. Hatta bunun üretim sürecini öğrenmek de artık çok kolay." dedi.

Bugün görüntü yerine fikir üretmenin önde olduğuna işaret eden Civliz, şöyle devam etti:

"Kısa film çekmek isteyenler için önemli husus artık 'hangi kamerayı kullanacağım ve nereden tedarik edeceğim', 'bunun kurgusu, efekti nasıl olacak' değil, bu tartışmaların hepsi çok kolay halledilebilir artık. Hatta ben inanıyorum ki gelecekte bunlar çok daha kolaylaşacak. Bu durumda artık fikrin ağırlığı öne çıkacaktır. Yani bugün daha iyi fikir üretenler daha iyi film yapacaklardır."

Civliz, kısa filmcilerin 2000'li yıllarda yer altı ve insan psikolojisi üzerine konular ele aldığını belirterek, "Filmlerin geçtiği mekanlar da böyleydi. Şimdi yeni filmlere baktığımız zaman çok heyecan verici. Çünkü kasaba, şehir , köy hikayelerinin yer aldığı filmlerin ön plana çıktığını, daha çok ele alındığını görüyoruz ve bu beni gerçekten çok sevindirdi." ifadelerini kullandı.

Türk sinemasında genel bir yerel dil sorunu olduğuna da dikkati çeken Civliz, "Kendi yerel kültürümüzü, Anadolu'nun binlerce yıllık geleneğini, genetik kodlarımızı, coğrafik iklimimizi ortaya koyabileceğimiz sinema dili, film dili yeni yeni kodlarla oluşmaya başlıyor diyebilirim." değerlendirmesinde bulundu.

- "Sinema, benim için bir mesaj ulaştırma manası taşıyor"

Kısa film yönetmeni Yeşim Tonbaz da yönetmenlik serüvenine sinema yazarlığı ile başladığını söyleyerek, "Askıda, benim ilk kısa filmim. Ondan önce televizyon belgeselleri yapmıştım ama kısa film bambaşka bir şey. Televizyon belgeseli ile kıyaslanacak bir şey değil. Kısa filmde, kafanızdaki hikayeyi bir kefeye oturtmak hakikaten zor ve sancılı bir süreç." diye konuştu.

Tonbaz, Askıda filminde mültecilik meselesini ele aldığını dile getirerek, "Mültecileri anlatmaktan ziyade, kafamda onları nasıl hissediyorum bunları anlatmaktı derdim. Bilinçli bir tercih olarak yönetmenliğe kısa filmle başladım ve böyle de devam etmek istiyorum. Çünkü kısa filmler hem imkan meselesi olarak, hem de uzun metraja göre daha fazla kişiye ulaşabilirlik açısından önemli." dedi.

Sinemanın kendisi için bir mesaj ulaştırma manası taşıdığını anlatan Tonbaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir mesaj kaygısı güdüyor olmak benim için önemli. Büyük sıkıntıları, dertleri anlatma gayretinde olabilirim. Mültecilik meselesinde de bu mesaj kaygısı üzerinden düşündüğümde bir kısa filmle bunu ulaştırmak, bana mümkün olan bir şey gibi göründü. Mültecilerin binlerce hikayesi var. Tek tek bunları anlatabiliriz belki. Fakat mültecilerle birlikte bir araya geldiğinizde dinledikleriniz, onlar için yapılan filmlerden çok daha büyük hikayeler. Böyle de bir süreç var ama benim niyetim genel olarak mültecilik kavramının anlamına yoğunlaşmaktı."

Tonbaz, kısa filmler adına festivallerin de önemli bir konumda olduğuna değinerek, "Filminizi festival sayesinde başkalarına ulaştırmak çok kıymetli. Aynı zamanda festival sürecinde başka filmleri de, başka dünyaları da görerek ve o dünyanın sahipleriyle muhatap olarak, yeniden sinema dünyasının içerisine giriyorsunuz. Bu çok kıymetli bir şey. İkincisi ise yaptığınız işin neye tekabül ettiğini festival sayesinde görmüş oluyorsunuz. Bu da tabii festivalin damak tadına göre değişen bir şey." ifadelerini kaydetti.

Yapımcı ve yönetmen Ekrem Doydu ise kısa filmlerin en değerli yanının onun yönetmenliği olduğu yorumunda bulunarak, kısa film yolculuğuna üniversite yıllarında başladığını belirtti.

Doydu, film çekerken anlatılanın ne olduğu değil, nasıl anlatıldığının önemli olduğunu belirterek, genç yönetmen adaylarına şunları söyledi:

"İnandığınız bir hikayeniz varsa çekmekten korkmayın. Yönetmen ne zaman olunur diye düşünmeyin. Bir fikriniz varsa ve siz bunu anlatmaya karar verdiyseniz, bu kararı verdiğiniz andan itibaren siz yönetmensinizdir. Tek yapmanız gereken bir yerlerden kamera bulup, bir organizasyon oluşturup filminizi çekmek oluyor. İnanç ve tutku içinizde varsa işin sonuna kadar gidin. Kötü film çekmekten korkmayın."

"Sinema ve Edebiyat" konusunu ele alan çok sayıda söyleşinin gerçekleşeceği Edebiyat Mevsimi, 2 Aralık'a kadar devam edecek.

HABERE YORUM KAT