Geri dönüşümden kafe: Sorriso

Geri dönüşümden kafe: Sorriso
Bir kafe düşünün oturduğunuz koltuk, adisyon hatta şekerlik hepsi geri dönüşümden.

Derya Demir'in Röportajı

Bir kafe düşünün oturduğunuz koltuk, adisyon hatta şekerlik hepsi geri dönüşümden. Hiçbir şeyin israf edilmediği, eski eşyaların farklı şekillere bürünerek hayata kazandırıldığı bir kafe. Sadece, müşterilerin oturduğu bir kafe değil, eski eşyalarını değerlendirmek, el işleriyle uğraşmak isteyen, sevdiklerine hediye üretmek isteyen kişilerin uğrak yeri. Kafede sunumundan, eşyasına kısacası her şey çok farklı. Biz de bu kafenin yaratıcısı Ebru Acay ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Kafenin yaratıcısı olarak Ebru Acay kimdir?

Konyalıyım. Bir kız çocuğum var. Öğrenim hayatım Konya’da geçti, Harita Bölümünden mezun oldum, ama mesleğimi hiç yapmadım. Piyasada farklı işlerle uğraştım. Muhasebe sekreterlik gibi.  En son kitap kafe tarzında bir yerin müdürlüğünü yaptım. Oradan da ayrıldıktan sonra kendi işimi yapmaya karar verdim.

Kafeyi bu konseptle açma kararını nasıl verdiniz?

Kitap kafede çalışırken, orası bana ilham oldu. Oradan da ayrıldıktan sonra hemen kendimden bir şeyler katabileceğim, bana ait şeylerin olacağı bir mekan açmak istedim. Çocukluğumdan beri zaten üretmeye, eskilerden tasarruf edip, geri dönüşüme katkı sağlamaya çok hevesim vardı. Ortağım Ömer İşlek’le bu kafede içimdeki tutkuyu canlandırdım.

Kafenizde geri dönüşüme kazandırdığınız neler var?

Aslında burada servisinden, içindeki eşyalara her şey geri dönüşüm eşyası. Mesela, araba tekerleğinden, elektrik makaralarından masalarımız var, bunları dekore ederek güzel bir masa ya da sehpaya dönüştürdük. Pet şişelerden şekerlik yaptık. Süt kutusundan vazo, iplerden düş kapanı, deniz kabuklarından gül, dil basacağından süs eşyaları, ranza başlıklarından asklık, ahşaplardan adisyon, ağaç kütüklerinden tepsi, kasalardan kitaplık gibi bir çok şeyi değerlendirdik. Kafemizin etrafını da ahşap paletlerle renklendirerek çevirdik. Hatta kafenin girişindeki tabelamızı bile değerlendirdiğimiz eşyalardan yaptık

Bu kafe ile toplum bilincine yerleştirmek istediğiniz şeyler mi vardı?

Topluma batkımız zaman insanlar üretmekten çok tüketmeyi seviyorlar. Özellikle şimdiki nesil. Benim çocukluğumda üretmek diye bir şey vardı ve malzeme çok kısıtlıydı. Ona rağmen bir şeyler yapabiliyorduk. Ama şimdiki nesil öyle değil maalesef. Her şeye ulaşmak çok kolay, üretmek de çok kolay ama yapmıyorlar. Ben burada çocuklara üretme alışkanlığı kazandırmak istiyorum. Kafelerde sadece oturup, vakitlerini öldürmelerinden yana değilim. Muhabbetlerini ederlerken, bir şeyler üretsinler, elle yapılan şeylerin kıymetini anlasınlar istiyorum.

İnsanların hoşuna gitti mi bu konsept, üretmek için gelenler var mı?

Evet, insanların gerçekten çok hoşuna gitti. Gelen müşteriler kendilerinden bir şeyler katıp gidiyorlar. Onlarla eldiven, lif, şapka, şal örüyoruz. Çöpe atılmış malzemeleri yeniden hayata kazandırıyoruz. Bu anlamda insanlardan güzel tepkiler topladık ve istediğim şeye ulaştım. Ailelerin de çok hoşuna gitti burası. Çünkü burada tütün ürünleri, oyunlar yok. Gençleri boğacak sıkacak bir ortam yok. Annelerin babaların bu durum çok hoşuna gidiyor ve içleri rahat oluyor. Çocuklu ailelerde bu kafede çok rahat ediyorlar. Oturma planı çok elverişli, çocuklar rahat ve özgürce oyunlarını oynayabiliyorlar. Yani insanları rahat ettirmek ve yetenekleriyle buluşturmak üzere tasarlanmış bir kafe olduğu için, gelen tepkiler çok olumlu.

Çevrenizdekilerin size değerlendirmeniz için eşya verdikleri oluyor mu?

Özellikle komşularım, evlerindeki konserve şişlerini, çocuklarının eskimiş oyuncaklarını, bisikletlerini veriyorlar. Bizde konserve şişelerinden süs eşyası, vazo yapıyoruz. Bisikletlerden bahçe dekoru, ışıklandırma sistemi yapıyoruz. Bize birçok eşya geliyor, hepsini işimize yarayacak şekilde ve estetik görünecek biçimde değerlendiriyoruz. Eski eşyaları da değerlendirmeye özen gösteriyoruz. Annemin, benim, çeyizimden kalan eşyaları eskidi diye atmıyoruz, burada tamir ederek kullanıyoruz.

 Duvarlarda birçok şiir var hepsini siz mi yazdınız?

Duvarlar genelde kolon olduğu için elverişsizdi, bu nedenle sade bir şekilde duruyordu. Bizimde içimize sinmedi bu sadelik. Ne yapabilirim diye düşünürken, çocukluğumda duvara yazdığım yazılar aklıma geldi. Bir arkadaşımla birlikte birkaç şiir yazdık. Sosyal medyadan da duyurduk, gelip herkes aklındakini duvara yazabilir diye. Gelen müşteriler hissettiklerini, sevdiği şiirleri, yeteneği olanlar resim çizerek ruh hallerini duvarlara yansıttılar. Kısacası bu kafe Her müşteriden bir iz taşıyor.

Sorriso ne demek?

Kafenin ismi Portekizce gülümse, İtalyanca tebessüm etmek anlamına geliyor. Bu diller çok egzotik ve kulağa hoş gelen kelimeler, o yüzden bu ismi tercih ettik. Gülümse olmasının sebebi ise benim gülmeyi çok seviyor olmam. Çünkü hem gülmek hem de insanları gülümsetmek çok güzel bu duygu. Bizde bu kafe ile insanları gülümsetmeyi başarıyoruz. Bu da bizim en büyük ödülümüz oluyor.

Kaynak:Pusula Haber

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum