Hayatımda ortaklarımın hiç birine ihanet etmedim!
SÜREYYA GEZGİNCİ; Kendi tabiriyle 41 yıllık rütbesiz ticaret adamı, Mehir Vakfı mütevelli heyet üyesi- Yurtdışı hizmetler sorumlusu-Mehir aile derneği genel başkanı. Titr’i olmayan alaylı bir ticaret ve sanayi adamı. Plastik jant kapağını ilk yapan iş adamı. Otobüslerde, kamyonlarda ve minibüsler de kullanılan plastik jant kapakları ona ait. Plastik jant kapağında marka.
2003 BENİM İÇİN MİLAT!
Baba tarafım Karadağ’dan göçmen, Ninem yanılmıyorsam 1905’lerde Türkiye’ye gelmiş. Anne tarafım Konya Yeniköylü. 1962 doğumluyum. Endüstri Meslek Lisesi mezunuyum. 41 yıldır ticaret ve sanayi alanında çalışıyorum. Üniversite mezunu olmayınca titriniz olmuyor. 1980 yılı başında kardeşlerimle birlikte, otobüs yedek parçası işine girdik. Otobüs karasör yedek parçası yaptık. Bu işe 2003 yılına kadar devam ettim. Her türlü Otobüs karasör yedek parçası imal ediyorduk. Kardeşlerim halen aynı işi sürdürüyorlar.
Babam otobüsçüydü Meram Turizm ve aynı zamanda KONTAŞ’ında kurucusuydu. Otobüslerimiz vardı.
2003 yılında kardeşlerimden ayrıldım. Ortağım Zekeriya Aykanat’la birlikte Kamyon grubuna aksesuar üretiyoruz. Ortağım plastik kalıpçısıdır. Plastik jant kapağı üretimimizin dışında, araç içi su ısıtıcısı, ayakkabılık gibi aksesuarlarla üretiyoruz. Ana konumuz ticari grup aksesuar, kamyon aksesuarı. Tamamen iç pazara yönelik çalışıyoruz. Türkiye içinde 280 kadar bayimiz var. Bayilerimizle birebir kendimiz muhatabız, aracı kullanmıyoruz. İstenildiğinde fason üretimde yapıyoruz.
2003 yılı benim için bir milat. Yeni bir evlilik, yeni bir ortaklık. 2003 yılının dokuzuncu ayında kardeşlerimden ayrıldım. Hayatımda ki bütün değişiklikler 2003 yılıyla birlikte başladı.
MEHİR Vakfında yaklaşık 15 yıldan beri görev almaktayım. Sosyal tarafım orada daha ağırdır. Siyasetle çok kısa bir süre uğraştım. Ali Patlak döneminde kısa bir süre MHP’nin içinde oldum. Bir daha da siyasete bulaşmadan bu zamana kadar geliyorduk! Ancak MEHİR Vakfının bulunduğu platformlarda birçok en üst düzeyde siyasiyi, devlet adamını ve devlet büyüğünü yakından tanıma ve onlarla bağlantı kurma imkânım oldu.
BİR DAHA SİGARA İÇMEYECEKSİN!
Şimdi AFAD Başkanlığı görevini yürüten, o dönem Türk Kızılayı Genel Müdürü olan Mehmet Güllüoğlu, MEHİR Vakfı Başkanı Mustafa Özdemir ve ben bir toplantıdan çıkmıştık.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la karşılaştık; Cumhurbaşkanımız, Mustafa Özdemir’in cebindeki sigarayı gördü ve cebinden aldı.
Sen dedi bir Vakıf Başkanı olarak, hem de iyi bir Vakfın Başkanı olarak nasıl sigara içmeye devam edersin?
Bir daha sigara içmeyeceksin!
Sigarayı Mehmet Güllüoğlu ve bana verdi.
Güllüoğluyla birlikte, sigaraları parçaladık.
Sigarayı parçaladığımız fotoğrafımız var!
YOLDAN GELENİN ÇIKININA BAKARLAR!
Kendimi dürüst olarak tanımlarım. Hayatımda ortaklarımın hiçbirine ihanet etmedim. İhanet görmüş olabilirim. Ancak hiçbirisiyle ilişkilerimi koparmadım. İhtiyaçları olduğunda yardımcı oldum. Onlarla ilişkilerim ve dostluklarım halen devam eder.
Sene 1987-88 Bursa’da bir kauçuk firmasından alışveriş yapıyorum. Radyatör hortumu almak için fabrikaya gittim. Yoldan gelenin çıkınına bakarlar. Elimde hediyeliklerle dolaşıyorum. Bende Konya’dan gelirken, yanıma Mevlana şekeri aldım. Fabrikada dağıttım. Herkes memnun oldu. Aman benim işimi hazırlayın akşama kadar yoğun bir tempom var, bana öncelik tanıyın dedim.
Akşama doğru, malzemeleriniz hazır gelin alın dediler.
50NC bir aracım vardı. Onunla gitmiştim.
Çuvalları yüklemeye başladık.
Oradan bir kızcağız yanıma geldi.
Paketleri açmadan satmayın dedi sayılarını farklı koyduk. Her pakette on hortum olması lazımdı. Kızcağız kendine göre bana kıyak yapmıştı.
Bozuldum. Keşke yapmasaydın dedim.
Bunu bir şekilde telafi edelim. Bir daha böyle bir şey istemiyorum diye de tembih ettim..
İşyeriyle konuşsam kızı işten atacaklar, ekmeğinden olacak!
Konya’ya geldim.
Aradan iki gün geçti. Kardeşlerim Antep’teydiler. Aynı hortumlardan iki çuval radyatör hortumu istediler.
Evin altında iki çuval hortumu hazırladım.
Aracım yok.
Babamdan aracın anahtarlarını almak için, onun yanına gitmem lazım.
Baktım bir arkadaş, arkası açık kamyonetiyle geçiyor.
Onu durdurdum, bu çuvallar burada kalsın, ben babamdan arabanın anahtarını alıp geleyim dedim.
Geri döndüğümde baktım ki, hortumlar yok!
Babam telaşlandı. Netice de mal canın yongası.
Gören yok, bilen yok, ortalıkta yok. Aramadığımız yer kalmadı.
Ne yapmam lazım? Başladım gülmeye… Babam, ne gülüyorsun dedi.
Gel gel dedim, sana bir hikaye anlatayım. Ona bu hikayeyi anlattım. Baba dedim dua ediyorum ki, Allahüteala hortumlardan çıkardı. Başka bir yerden de çıkarabilirdi. Güldük geçti.
Allahüteala bana haramdan uzak durmam için bir ders verdi
Hayatım boyunca yaptığım bütün hesaplarda bu olay benim için bir ölçüdür.
TELAŞINI ÇOĞALTMIŞSIN!
Allah’ın yazdığı dışında, belirlediği rakam dışında ne yaparsanız yapın, ne kadar çalışırsanız çalışın başka bir rakamın gelmeyeceğini bilmek lazım. Benim bu konuda tevekkülüm iyidir.
Hacıveyiszade Hocaefendiyi yeni açılacak büyük bir işyerine götürmüşler.
Açılış yapılmış.
İş yeri sahibi, Hocam demiş nasıl güzel oldu değil mi?
Rahmetli, işyeri sahibine dönmüş ve demiş ki;
Çok güzel olmuş, ellerine sağlık demiş, rızkın aynı amma telaşını çoğaltmışsın!
Bu hikâyede benim için önemli örneklerden biridir. Riskleri bilirim, telaşımı çoğaltmam.
SANAYİNİN BAŞLANGICI KALIPTIR!
1993 yılında Bursa’da Gezgin A.Ş diye bir şirketim vardı. Ortağım jant kapağı üretiyordu. Konya’da Özkaymak otobüslerine plastik jant kapaklarını plastik janta çevirdim. Plastik jant kapağını geliştirdim. Kolay takılan takmatik gibi bir şey ortaya çıktı. Kromdan yapılan jant kapağını 15 dakikada takarsınız. Plastik jant kapağını 30 saniyede. En büyük özelliği ise düşmemesidir. Ben ürettiğim birçok ürüne patent aldım, marka tescili yaptırdım. Ancak patent yasası bizi korumuyor. Taklit edenler oluyor. Altı tane firma bizi taklit ediyor. Ancak üreten, piyasaya süren benim. Kimseyi taklit etmiyorum. Her modeli kendim üretirim. Minibüsler için yeni bir plastik jant kapağı ürettik. Nereye gitsem, gözlerim araçlarda ilk önce jant kapağına takılır. Köylerde, ilçelerde, Türkiye’nin her yerinde başta Minibüsler olmak üzere benim jant kapaklarım var.
Yeni bir model ortaya koymak için çizeceksin, kalıp haline getireceksin. İyi bir ekibimiz var. Ortağım iyi bir kalıpçıdır. Bizim ortaklığımız bir ticaret adamıyla bir kalıpçının ortaklığı.
Sanayinin başlangıcı kalıptır. Kalıp olmasa sanayi hiçbir şey yapamaz. Kalıp çok pahalı kendiniz kalıp yapmazsanız 4 misli daha fazla para ödersiniz. Bir jant kapağı kalıbı yapabilmek için 2 ton çelik kullanırsınız, yapamazsınız çöpe gider.
Konya, kalıpçılıkta iyi bir yerde. Ancak, Ticaret Odasında kalıpçılığın NACE Kodu yoktur. Kalıpçılarında bir kodu yoktur. . Beni PAKPEN’cilerin arasına koymuşlar. NACE kodunun kalıpçılar için anlamı, “ ne idüğü belirsiz Plastikçiler” gibi bir şey. Kalıp olmasa ceketinizi giyemezsiniz, Fermuar kullanamazsınız. Gömleğinizi ilikleyemezseniz. Çengelli iğneyle iliklerim, kapatırım deseniz, Çengelli iğneye de kalıp lazım.
14 BİN ÇİFTİ EVLENDİRDİK!
Siyasetle işim olmadı amma, bütün siyasileri tanırım. Seçim önceleri Vakıfta otururken aday adayları geliyorlardı. Gelenler şekerdi, çikolataydı alıp geliyorlardı. Aday adayı ne yapacak, kendini tanıtacak, soracaklar adın ne, ne iş yaparsın? Niçin aday olmak istiyorsun falan, insanlar kendini tanıtmak için çok fazla çaba sarf ediyorlar.
Lafın gelişi, işin esprisi; Aday adayları arasında konum olarak bayağı iyi bir yerdeyim. Kendimi tanıtmak için herhangi bir çaba göstermeme de gerek yok. Beni mülakata çağıracakların yüzde 90’ı beni tanır, ne yaptığımı, Konya’ya ne gibi faydam olduğunu bilirler.
Biz MEHİR Vakfı olarak bugüne kadar 14 bin çifti evlendirmişiz. Filistinli yüz nişanlı çifti evlendirme çalışmamız devam ediyor. Bu yıl içinde, Arnavutluk da yaşanan deprem nedeniyle depremzedelere 2 TIR, İdlib’e 1 TIR çıkardık. Vakfın Mütevelli Heyetindeyim. MEHİR Aile Derneği Başkanlığını yürütüyorum. Çalışmalarımız devam ediyor.

Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.