'Herkes Elini Taşın Altına Koymalı'
Pandemi süreci ile birlikte tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yeni bir sürece başlandığını ve bununla birlikte ekonomik ve sosyal yapıya büyük zararlar verildiğine dikkat çeken Konya İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Edip Yıldız, “Pandemi ile birlikte yaşanan olumsuzluklar tarım ve hayvancılık sektörünü derinden yaralamış ve üreticilerimizi zor durumda bırakmıştır. Et ve süt fiyatlarındaki durgunluğun yanında saman ve yem fiyatlarının aşırı yükselmesi de üreticilerimizi bir kat daha mağdur etmiştir” dedi.
“SORUNLAR KANGREN OLMADAN ÇÖZÜLMELİ”
Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Edip Yıldız, Konya Kırımızı Et Ürünleri Tarımsal Üreticileri Birliği Başkanı Nazif Karabulut ve Konya Merkez Meram Ziraat Odası Başkanı Murat Yağız tarafından yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Şu anda piyasada hayvan kesimi yapılmamaktadır. Bunda yaklaşan kurban bayramının etkisi olmakla beraber, pandemi süreci ile birlikte turizm, düğün ve lokanta sektörünün nerede ise durma noktasına gelmesi, bunun sonucunda da et kullanımının azalması üreticimizi zor durumda bırakmış ve üreticiyi de bu işte el çekmeye yöneltmiştir. Ancak hayvansal üretimin en önemli girdi maliyetini oluşturan yem fiyatlarındaki sürekli artış karşısında, süt fiyatlarında bir ilerleme kaydedilmemiş olması üreticimizin ezilmesine sebep olmuştur. Bu sorunu görmemek mümkün değil, bu anlayıştan artık vazgeçilmelidir. Hepimizin bu sektörden rızkımızı kazanıyorsak, yetiştiricimizin de üretimde sürdürülebilirliğini sağlamak zorundayız. Aksi takdirde hayvansal üretim ve üretici olmadığında süt, yem ve ilaç sanayisinin ne anlamı var, kime hizmet edebilir. Sektörün her kademesindeki paydaşlarımızla sorun kalıcı çözmeye yönelik çalışma yapmak zorundayız. Bunu başaramazsak devletimizin parası heba olur, sorunları çözmüş olmayız sadece ötelemiş oluruz. Sektör içerinde sadece üreticimizin emek emek üretmiş olduğu çiğ sütü belirli bir fiyata satmaya zorlamasına karşılık diğer sektör paydaşlarımızın böyle bir zorunluluğu olmaması garip bir durumdur. Üreticiler olarak bu fiyat dayatması devam edecekse, diğer sektör paydaşlarımız için de ilgili konseyler tarafından da süt/yem paritesine uygun fiyat oluşturulması gerekmektedir. Ulusal Süt Konseyi öncülüğünde sektör paydaşlarımızla acilen toplanıp kangren olmadan bu sorunu çözmeliyiz. Üreticimizin sene sonunu bekleyecek gücü kalmamıştır. Damızlık hayvan kesimleri başlamadan herkes üzerine düşen görevi yerine getirmelidir. Aksi takdirde telafisi zor bir süreç beraberinde bizi Avrupalı yetiştiricilerin insafına mahkum edecektir. Tarımsal ve hayvansal üretim bu ülkenin en önemli gündemi olmak zorundadır. Bu hatırlatmaların dikkate alınması ve herkesin taşın altına elini koyması gerekmektedir. Saman ve yem fiyatlarının yüksek seviyelerde seyretmesi ve stokçuluk üreticimizin belini bükmektedir. Son aldığımız duyumlarda tarım ve hayvancılık sektörü ile alakalı olmayan bazı firma ve şahısların saman ve balya stoku yaptıkları ve ileriki zamanlarda piyasaya fahiş fiyatlar ile sürmeye hazırlandıkları haberi bizi dehşete düşürmektedir. Yem fiyatlarındaki aşırı artışa değinecek olursak, artış oranın yemin hammaddeleri olan mısır, arpa vb. ürünlerin fiyat artış oranından çok fazla olması şaşılacak bir durumdur. Stokçuluğun ve tekelleşmenin önüne geçemez isek dışa bağımlı olmaktan hiçbir zaman kurtulamayız. Her konuda olduğu gibi tarım ve hayvancılık alanında da yerli ve milli üretimi daha yukarılara taşımak için ne gerekiyorsa bizler elimizi taşın altına koyacağız.” Bedrettin Yalçın

Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.