İki medeniyetin savaşı: Malazgirt

İki medeniyetin savaşı: Malazgirt
Anadolu’nun kapılarını Türklere ve Müslümanlara açan Malazgirt Zaferi 950. yılında coşkuyla kutlanıyor. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Sefer Solmaz, Malazgirt’in aslında iki milletin değil, iki medeniyetin savaşı olduğuna dikkat çekti

26 Ağustos 1071 günü Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru Romen Diyojen arasında yapılan Malazgirt Savaşı Türkler için büyük bir zaferle sonuçlandı. Bu zaferle Anadolu’nun kapıları Türkler için açıldı.

Hem Dünya hem de Türkiye tarihi açısından çok önemli bir dönemeç olan Malazgirt Zaferi ile ilgili PUSULA’ya konuşan Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Sefer Solmaz, Türkler için her şeyin aslında 1040 yılında Dandanakan Savaşı ile başladığını böylece dosta düşmana bağımsızlığın ilan edildiğinin altını çizdi.

mansletttt-3.jpg

Solmaz, “Horasan merkezli Büyük Selçuklu Devleti kurulduktan sonra Horasan cazibe merkezi haline geldi ve Türkmenler oraya doğru kaymaya başladı. Türkmen nüfusunu Horasan kaldıramayınca Selçuklular batıya kanalize olunması için bir fetih hareketinin başlaması gerektiğini düşündü. Bu şekilde Tuğrul Bey’in görevlendirmesi ile Türklerin 1048’de Hasan Kale Zaferini kazanmasıyla Türkler Anadolu’ya girmeye başladılar” dedi.

MALAZGİRT ASLINDA İKİ MİLLETİN DEĞİL İKİ MEDENİYETİN SAVAŞIYDI

Bizans’ın kafasındaki tek fikrin Türkleri Anadolu’dan tamamen atmak olduğunu ifade eden Solmaz, “Olaya ilk olarak Bizans tarafından bakacak olursak, Bizanslılar, Türkler tarafından hem doğudan hem batıdan kıskaca alındığı için, tek çözümün Türkleri Anadolu’dan tamamen atmak olduğunu düşünüyordu. Malazgirt aslında iki milletin değil iki medeniyetin savaşıydı. Doğu ile batının, İslam medeniyeti ile Hristiyanlığın mücadelesiydi. Romanos Diogenes sadece savaşı kazanıp Türkleri Anadolu’dan atmak değil, Selçuklu’nun merkezi Rey’e kadar ulaşıp bütün İslam dünyasının topraklarını istila etmek istiyordu. Bunun içinde paralı askerlerden oluşan 200 bin kişilik bir ordu kurdu. Hatta Romanos Diogenes’in ordusunda Türkler bile vardı. Romanos Diogenes bu savaşa giderken bütün hazinesini de yanında götürdü. Çünkü savaşı kazanıp oraya yerleşeceğinden çok emindi” dedi.

BİZANS ORDUSU 40 YAMALI BOHÇA GİBİYDİ

Bizans ordusunun nicelik olarak çok büyük olduğunu söyleyen Solmaz, “Bizans ordusu 200 bin kişilik devasa bir orduydu. Ama tabiri caizse 40 yamalı bohça gibiydi. Çok farklı etnik kökenden, inançtan olan ve aralarında hiçbir ruh, ideal, mefkûre birliği olmayan derme çatma bir ordu oluşturulmuştu. Hatta savaş anında en dıştaki paralı askerler kaçmasın diye birbirlerine zincirlemişlerdi. Alparslan’ın ordusuna baktığımız zaman 40-50 bin civarında bir orduydu. Ama bir ruh, bir inanç birliği vardı. Dünyada en tehlikeli şeyin ölmekten korkmamak olduğunu söylerler ya. Alparslan’ın ordusunda bu vardı işte. Alparslan savaş öncesi ordusuna dönüp, ‘Bugün burada Allah’tan başka bir sultan yoktur. Siz kalmakta veya dönmekte özgürsünüz’ dediğinde o korkusuz cengâverlerin hepsi hiç tereddütsüz kaldı. Yoksa mantıklı düşünecek olursanız 200 bin kişilik ordunun 50 bin kişilik bir orduya yenilme imkanı var mıdır? Zaten Türk ve İslam tarihine bakıldığı zaman bizim sayımız hep düşmandan az olmuştur ama zaferde hep bizim olmuştur. Çünkü biz ölürsek şehit kalırsak gazi teslimiyetiyle savaşa gireriz” diye konuştu.

BÜTÜN İSLAM ÜLKELERİ ALPARSLAN’IN ARKASINDAYDI

Alparsan’ın omuzlarında büyük bir yük olduğunu söyleyen Solmaz, “Alparslan, o dönem İslam dünyasının siyasi lideriydi. Ve Alparslan şunu çok iyi biliyordu ki, eğer bu savaş kaybedilirse Anadolu’yu bırakın, Orta Doğu’nun bile kaderi belirlenecekti. İslam Dünyasının anahtarı bir nevi Alparslan’ın elinde ve eğer yenilgi olursa İslamiyet büyük bir yara alacaktı. Kendi canı ile ilgili en küçük bir tereddütü olmayan Alparslan bu konu ile ilgili tedirgin olmuştu. Ama bütün İslam ülkeleri Alparslan’ın arkasındaydı ve Cuma namazında, ‘Alparslan’ın düşmanlarına karşı muzaffer eyle diye başlayan hutbe ile onun için eller semaya açılıp dua edildi. Böylece Alparslan üstüne beyaz elbisesini giyip kılıcını alıp savaşa girişmiştir” dedi.

BİZ İSTANBUL’U TESLİM ETMEMEK İÇİN ÇANAKKALE’DE 250 BİN ŞEHİT VERDİK

Malazgirt’in hem dünya hem Türk tarihinde son derece önemli bir yeri olduğunun altını çizen Solmaz, “Bildiğiniz gibi Türkler tarihte pek çok zaferler kazanarak pek çok milletler kurdular ve topraklar elde ettiler. Ama dikkat ederseniz tarihsel süreçte Türklerin kazandığı zaferler sonucunda elde ettiği topraklardan elimize kalan Malazgirt Zaferi’ni kazandığımız topraklardır. Bunun kesinlikle çok önemli olduğunu düşünüyorum. Emin olun Malazgirt’in önemi halen devam ediyor. Emperyalist ülkelerin Anadolu’yu elimizden alma girişimlerine en büyük darbelerden birisi bu zafer oldu. Düşünün biz İstanbul’u teslim etmemek için Çanakkale’de 250 bin şehit verdik. Nasıl ki Malazgirt’ten sonra Anadolu’yu elimizden almak için girişimler yapıldıysa şu anda da aynısı devam ediyor. Şimdi tabi mücadele şekilleri farklı. Biz eğer bu vatanı korumak istiyorsak o Malazgirt ruhunu unutmamız gerekiyor. Ki unutulmadığını da 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin püskürtülmesinde görmüş olduk” şeklinde konuştu.

BU RUHU CANLI TUTMAMIZ LAZIM

Türklerin tarihin her anında tetikte olduğunu söyleyen Solmaz, “Türkler Ani Kalesini fethetti Anadolu’nun kilidini kırdı. Malazgirt’i kazanıp yerleşmeye başladı. Miryokefelon’la Bizans Türklerin Anadolu’dan çıkarılamayacağını anladı. İstanbul’un Fethi’yle olmaz denilenler oldu. Trabzon’un Fethi ile Anadolu’nun tamamı Türklerin eline geçti. Birinci Dünya Savaşı ile emperyalistler Anadolu’yu almak için bir daha girişimde bulundu ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk komutasında 30 Ağustos Başkumandanlık Meydan Muharebesi ile biz dosta düşmana Anadolu’nun ilanihaye bir Türk yurdu olduğunu gösterdik. İşte bu yüzden bu ruhu canlı tutmamız lazım. Özellikle son yıllarda Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın da Selçuklu tarihine önem vermesiyle bir ivme kazandırıldı. Her geçen gün biz Malazgirt’i fark ediyoruz. Yeni nesil Malazgirt ruhunu unutmadığı sürece bizim bileğimizi kimse bükemez” diyerek sözlerini tamamladı. (Gülşen Çopur)

 

 

 

Kaynak:Pusula Haber

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.